Bir suçu doğrudan işlemedikleri halde suçun işlenmesine bilerek ve isteyerek zemin hazırlayan, destek veren veya yardımcı olanlar da o suçu işlemiş sayılırlar...
Örneğin, herhangi bir hırsızlığa şahit oldukları halde görmezden gelen, hırsızı azmettiren, yönlendiren ve hatta yardım ve yataklık edenler de en az hırsızlar kadar suçlu ve günahkardırlar.
Bilinmelidir ki görmezden gelinen her suç, mevcut veya potansiyel suçlulara cesaret vererek yeni suçların işlenmesine yol açar...
Bir Latin atasözü der ki;
Bir suça göz yuman, ikincisini davet eder...
Türk Ceza Kanunu'na göre suç tek bir kişi tarafından işlenmez; suça katkıda bulunan herkes konumu ve yardım derecesine göre suçludur ve hesap vermek zorundadır. Bu bağlamda düşünüldüğünde, hırsızlık suçunun herhangi bir halkasında yer alan herkes suçun ortağı kabul edilir...
Suçluyu korumak ve suçu örtbas etmek, bir hatanın, zararın veya yasa dışı eylemin kanıtlarını yalan beyan ve sair yöntemlerle gizleme ve yok etme girişimidir. Bu girişim genellikle sorumluluktan kaçmak, itibarı korumak, menfaat beklentisi veya cezadan kurtulmak amacıyla yapılır...
Sanılanın aksine, hırsızlar aslında korkak insanlardır. Korkularını yenmek ve kendilerini cesaretlendirmek için de bazı yöntemler kullanırlar ki bu durum genellikle alkol almak ya da hap kullanmak şeklinde tezahür eder. Günümüzde ise bu yöntem büyük ölçüde değişmiş vaziyette. Günümüzün büyük ve profesyonel hırsızları için artık alkol ya da hap kullanmaya gerek yok; zira kendilerini cesaretlendirip motive edecek çok daha güçlü ve etkili yöntemler buldular.
"Nasıl yani" dediğinizi duyar gibiyim.
Bu sorunun cevabını gelin Patagonya'dan bir örnekle verelim;
Farzedin ki bir hırsızsınız ve varlıklı bir zenginin malikanesini soymayı kafanıza koydunuz. Malikanenin bahçe duvarları oldukça yüksek, kapıları kilitli ve bahçede de bekçi köpekleri var. Sizin anlıyacağınız, malikaneyi soymak neredeyse imkansız gibi. Hal böyleyken siz de oldukça zeki, cesur ve kurnazsınız. Malikaneyi normal yollardan soymak mümkün olmadığı için kurnazca bir yola başvurup mülkde bulunan birileriyle işbirliği yapıyorsunuz. Onlardan 'duvarların neresi geçiş için müsait, anahtar nerede, köpekler bağlı mı serbest mi, ipleri nereye kadar uzuyor, para ve altınların yeri vs gibi' tüm bilgileri alıyorsunuz, sonra da içeri girip malikaneyi kolayca soyuyorsunuz...
Kaleyi içeriden fetheden günümüzün büyük hırsızları için artık korku diye bir sorun da kalmadı. Bu suretle haram olan alkol ya da uyuşturucuyu kullanmaktan da kurtulmuş oldu mübarekler (!)...
Şimdi size soruyorum;
Örnek olarak verdiğim bu hırsızlık hadisesinde bütün suç hırsızların mı?
Bu olayda ev sahibinin hiç mi suçu yok
Hırsızların suçlu olduğu kesin, fakat malikanede bulunan ve hırsıza yardım ve yataklık edenler de "şerik" sıfatıyla en az hırsızlar kadar suçlu. Öte yandan, malikanede çalıştırdığı insanları doğru seçemeyen ve bahçedeki köpekleri bağlayıp iplerini de oldukça kısaltan mülk sahibi de hiç şüphesiz ki söz konusu hadisenin müsebbiplerinden biridir...
Anlaşılacağı üzere, hırsız içerden olunca kapı kilit tutmuyor...
Şimdi bir an için gözlerinizi kapayın ve örnek olaydaki figürleri herhangi bir devlet yapısıyla örtüştürün. Mesela malikaneyi devlet, çalınan paraları devlet hazinesi, duvar ve kapıları hazineyi koruyucu yasalar, malikanedeki işbirlikçileri devlete sızmış hainler, bahçedeki köpekleri ise Devletin ve milletin parası çaldırmamakla görevli denetçiler, müfettişler, polisler, savcılar ve hakimler olarak düşünün. Sonrasında da Patagonya'dan başka ülkelerde de buna benzer hadiseler var mı yok mu siz karar verin...
Konuyu bir de din ve ahlak açısından irdeleyelim:
Genel kural şu;
Günaha teşvik eden günahkar gibidir...
Buna göre, bir kimseyi günaha ve kötülüğe teşvik eden veya suça önayak olan kişi de o günahın vebalini taşır. Bir başka deyişle, bir günahı doğrudan işlememekle birlikte o günahın işlenmesine bilerek ve isteyerek zemin hazırlayanlar, destek verenler veya yardımcı olanlar o suç ve günahın şerikleridir...
Nahl Suresinin 25'inci ayetinde, başkalarını saptıranların hem kendi günahlarını hem de saptırdıkları kimselerin günahlarından bir kısmını yüklenecekleri vurgulanmaktadır...
Maide Süresi'nin 2'nci ayetinde de “İyilik ve takva (Allah’a karşı gelmekten sakınma) üzere yardımlaşın, ama günah ve düşmanlık üzere yardımlaşmayın. Allah'a karşı gelmekten sakının, çünkü Allah’ın cezası çok şiddetlidir” denilmektedir...
Unutulmamalıdır ki hırsızlık en büyük ahlaksızlıklardan biridir...
Bu hafta son sözü Neyzen Tevfik söylesin:
Ekmek herkese yetecekti aslında; tarlaya karga dadandı, ambara fare, fırına hırsız, memlekete harami...
Esen Kalın...

ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir.