Çiftler genellikle "anlaştık, artık bitti" der. Oysa anlaşmalı boşanma, adı kadar basit bir dava değildir. Masaya oturup imza atmak bir şeydir; o imzanın mahkeme önünde ayakta durması başka bir şeydir. Bugün köşemizde, "anlaştık" derken atlanan, ama sonradan yıllarca sürecek çekişmelere dönüşen ayrıntılara bakıyoruz.
Her Anlaşma Mahkemeye Taşınabilir mi?
Hayır. Anlaşmalı boşanma davası açılabilmesi için eşlerin en az bir yıl evli kalmış olması gerekir.
Bu süre dolmadan açılan bir dava, anlaşma ne kadar sağlam olursa olsun, kapıdan geri döner.
Protokolü İmzalamak Yeterli mi?
Yeterli değildir. Taraflar boşanma protokolü imzalar, ama bu protokolün mahkeme kararına yansıması gerekir. Kararda yalnızca protokole atıf yapılması, ileride protokolün infazı bakımından önemli bir sorun yaratır. Yani protokol dosyada dursun, kararda da hükme dönüşsün.
Anlaşma Nerede Kurulur, Nerede Bozulur?
Tarafların yalnızca boşanmakta değil, boşanmanın feri niteliğindeki tüm hususlarında da anlaşmış olması gerekir. TMK'nın 174. maddesinde düzenlenen maddi-manevi tazminat, 182. maddesinde düzenlenen iştirak nafakası, 174. maddesinde düzenlenen yoksulluk nafakası — bunların hepsi anlaşmanın kapsamına girer. Eşler bu hususları:
yazılı bir protokolle mahkemeye sunabilir, ya da duruşmada sözlü olarak beyan edebilir.
İkinci yolu seçenler dikkat etsin: sözlü beyanın zapta geçirilmesi ve tarafların bu zaptı imzalaması şarttır. Söylenen söz, kayda geçmeden hüküm ifade etmez.
Mal Paylaşımı Konuşulmazsa Dava Biter mi?
Biter. Mal rejiminin tasfiyesi, boşanmanın mali sonuçları kapsamında değerlendirilmediğinden, protokolde bu konuya yer verilmesi zorunlu değildir. Uygulamada çiftler yine de katılma alacağını, katkı payını, ziynet eşyalarını ve ev eşyalarının paylaşımını protokole eklemeyi tercih eder — isterlerse. Ama bu hükümler isabetsiz kaleme alınırsa, boşanma bitse de taraflar arasında ayrı bir mal rejimi tasfiyesi davası başlayabilir. Bir davadan kurtulup ikincisine yakalanmak, kimsenin istediği bir şey değildir.
Hâkim Sadece "Onaylayan" bir Makam mıdır?
Değildir. Avukat olsa dahi hâkim, tarafları bizzat dinleyerek karar verir. Eşlerin boşanma iradelerini aynı duruşmada, bizzat ve açıkça beyan etmesi gerekir. Hâkim, tarafların ve varsa müşterek çocukların menfaatini gözeterek anlaşmada gerekli gördüğü değişiklikleri yapabilir.
Yani masaya oturup her şeyi kararlaştırmış olmak, son sözün söylendiği anlamına gelmez.
Karar Kesinleşmeden Vazgeçilebilir mi?
Evet, ve bu, birçok kişinin gözden kaçırdığı bir noktadır. Mahkeme kararını verse dahi, karar kesinleşinceye kadar anlaşmalı boşanma iradesinden dönülebilir. Bu durumda protokol hükümsüz kalır, dava çekişmeli boşanmaya döner. Anlaşma, kesinleşme anına kadar kırılgandır.
Nafaka Konusu Protokolde Yoksa Sonradan İstenebilir mi?
Kısmen. Protokolde ve kararda müşterek çocuk için iştirak nafakasına yer verilmemiş olsa dahi, çocuk için daha sonra iştirak nafakası talep edilebilir. Ancak aynı esneklik yoksulluk nafakası için geçerli değildir. Çocuğun hakkı zamanla sınırlanmaz; eşin nafaka hakkı ise protokolde ne şekilde düzenlendiyse öyle kalır.
Son olarak: davaya bakmakla görevli mahkeme, protokole bağlı tapu tescil davası dahil, her zaman aile mahkemesidir.
Anlaşmalı boşanma, iki insanın bir masada anlaşmasıyla değil, o anlaşmanın hukuken doğru kurulmasıyla biter. Aksi hâlde "anlaştık" sanılan yer, yeni bir davanın başlangıcı olur.

ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir.