2026 YKS yerleştirme sonuçları açıklandı. Ortaya çıkan tablo, gençlerin yalnızca hangi bölümleri tercih ettiğini değil, geleceğe hangi pencereden baktıklarını da gösteriyor.
Bir öğrenci bölüm seçerken artık yalnızca hayallerinin peşinden gitmiyor. Önce, “Mezun olduğumda iş bulabilecek miyim?” diye düşünüyor. Ardından çalışabileceği sektörleri, kamuda görev alma ihtimalini ve diplomasının yurt dışında bir karşılığının olup olmayacağını hesaplıyor.
Bunun temelinde oldukça anlaşılır bir kaygı var. TÜİK verilerine göre lisans mezunlarının ilk işlerini bulma süresi ortalama 14 ayı aşıyor. Üniversite eğitiminin barınmadan ulaşıma, beslenmeden eğitime kadar ailelere yüklediği maliyet düşünüldüğünde, dört veya altı yıl okuyup sonrasında işsiz kalma ihtimali gençler için giderek daha büyük bir riske dönüşüyor.
Bu nedenle 2026 YKS sonuçlarını yalnızca meslek tercihleri üzerinden değil, gençlerin risk algısı üzerinden de okumak gerekiyor. Sağlık, eğitim ve danışmanlık alanlarına artan ilgi; gençlerin belirsiz kariyer yollarından uzaklaşarak geleceği daha öngörülebilir mesleklerde aradıklarına işaret ediyor olabilir.
Ancak sıralamalardaki yükselişi sadece artan ilgiyle açıklamak da doğru olmaz. Çünkü denklemin bir tarafında adayların tercihleri, diğer tarafında ise üniversitelerin azalttığı kontenjanlar bulunuyor.
ÖSYM verilerine göre devlet üniversitelerindeki toplam lisans kontenjanı 2025’ten 2026’ya yaklaşık yüzde 5,5 azaldı. Türkçe öğretmenliğinde kontenjan daralması yüzde 15,8’e, veterinerlikte yüzde 10,9’a, eczacılıkta yüzde 9,8’e, PDR’de ise yüzde 8,6’ya ulaştı.
Dolayısıyla bu bölümlerdeki başarı sırası yükselişinin bir kısmı artan talepten, bir kısmı da bölüme açılan kapının daralmasından kaynaklanıyor.
Hemşirelik, ebelik ve psikolojide ise toplam kontenjanlar büyük ölçüde sabit kaldı. Buna rağmen başarı sıralamalarının öne gelmesi, bu alanlarda aday tercihlerinde gerçek bir yön değişimi yaşandığı ihtimalini güçlendiriyor.
Peki gençler neden özellikle sağlık ve insan odaklı mesleklere yöneliyor?
TÜİK’in 2025 Yükseköğretim İstihdam Göstergeleri’ne göre lisans mezunlarının kayıtlı istihdam oranı yüzde 73,9 iken sağlık ve refah alanında bu oran yüzde 84,5’e çıkıyor. Tıp ve hemşirelik, istihdam oranı en yüksek bölümler arasında yer alıyor. Dil ve konuşma terapisi mezunlarının ortalama ilk iş bulma süresi ise yalnızca 2,4 ay.
Bu rakamlar, söz konusu mesleklerin mutlaka çok yüksek gelir sağladığını göstermiyor. Fakat gençlere çok daha önemli başka bir güvence sunuyor: Mezun olduklarında yapabilecekleri belirli bir işin bulunması.
Tıp mezunu doktor, eczacılık mezunu eczacı, hemşirelik mezunu hemşire oluyor. Bazı bölümlerde ise alınan diploma ile mezuniyet sonrasında yapılacak iş arasındaki bağlantı çok daha belirsiz kalıyor. Ekonomik şartların zorlaştığı dönemlerde bu belirsizlik, gençler ve aileleri açısından daha ağır bir risk hâline geliyor.
Sağlık ve eğitim alanları aynı zamanda kamu istihdamının yanında özel sektörde de çalışma imkânı sunuyor. Hastaneler, klinikler, rehabilitasyon merkezleri, eğitim kurumları, danışmanlık merkezleri ve bakım hizmetleri bu meslekler için farklı çalışma alanları oluşturuyor. Özellikle sağlık alanındaki bazı mesleklerde yurt dışında çalışma ihtimalinin bulunması da gençlerin tercihlerinde etkili oluyor.
Böylece gençler geleceklerini yalnızca tek bir işverene veya tek bir sektöre bağlı kalmadan şekillendirebileceklerini düşünüyor. Ancak burada da her bölümün aynı imkânlara sahip olmadığını unutmamak gerekiyor. Öğretmenlik ve PDR’de kamu alımları belirleyici olurken, psikoloji mezunlarının mesleki uzmanlık kazanabilmesi için çoğu zaman lisansüstü eğitime devam etmesi gerekiyor. Eczacılıkta ise mezuniyet, her yerde serbestçe eczane açılabileceği anlamına gelmiyor.
Bu yönelişin önümüzdeki yıllarda farklı sonuçları olabilir.
Öncelikle devlet üniversitelerindeki sağlık ve eğitim programlarına girmek zorlaşacak. Bu programlara yerleşemeyen öğrencilerin bir kısmı vakıf üniversitelerine yönelebilir. Eğitim ücretlerinin ulaştığı seviyeler düşünüldüğünde bu durum, nitelikli mesleki eğitime erişimde gelir eşitsizliğini daha görünür hâle getirebilir.
Kontenjanların azaltılması, dört-altı yıl sonra mezun sayısını da düşürecek. Bu politika bazı alanlardaki mezun fazlasını azaltabilir. Ancak hemşirelik ve bakım hizmetleri gibi personel ihtiyacının yüksek olduğu alanlarda yeni açıklar doğurabilir. Daha az öğrenci alınması, eğitim başına düşen kaynak ve uygulama imkânları artırılabildiği ölçüde kaliteyi destekleyebilir; fakat kontenjanın azalması tek başına daha nitelikli eğitim anlamına gelmez.
Bir diğer önemli mesele de yetişmiş insan gücünün ülkede tutulmasıdır. Daha başarılı öğrenciler sağlık alanlarına yönelirken çalışma şartları ve kariyer imkânları aynı ölçüde iyileştirilmezse, Türkiye’nin nitelikli gençleri yetiştirip daha sonra yurt dışına gönderen bir ülkeye dönüşme süreci hızlanabilir.
Konunun Aydın açısından ayrıca önemli bir tarafı bulunuyor. Aydın’da 65 yaş üzerindeki nüfusun toplam nüfus içindeki payı yüzde 16’nın üzerinde ve Türkiye ortalamasından belirgin biçimde yüksek.
Bu nedenle yaşlı bakımı, evde sağlık, hemşirelik, fizik tedavi, dil ve konuşma terapisi, psikolojik destek ve palyatif bakım gibi hizmetler Aydın açısından yalnızca geleceğin meslekleri değil, bugünün ihtiyaçları hâline gelmeye başladı.
YKS sonuçları bize gençlerin sadece hangi mesleği istediğini değil, hangi riskleri almak istemediğini de gösteriyor. Gençler artık yalnızca ne kadar kazanabileceklerini değil, mezun olduklarında iş bulup bulamayacaklarını da düşünüyor.
Ancak sıralamalardaki her yükselişi artan ilgiyle açıklamadan önce, kontenjanların ne kadar daraldığına da bakmak gerekiyor. Çünkü bazen yükselen bölümün değeri değil, o bölüme açılan kapının daralmasıdır.
2025
2026
FARK
Tıp
25.500
21.670
3.830
Diş Hekimliği
38.634
38.970
-336
Eczacılık
53.170
48.760
4.410
Hemşirelik
191.920
152.900
39.020
Ebelik
224.758
181.100
43.658
Dil ve Konuşma Terapisi
100.770
82.300
18.470
Veterinerlik
201.330
156.100
45.230
Psikoloji
191.319
176.200
15.119
PDR
256.361
208.100
48.261
Türkçe Öğretmenliği
277.391
79.250
198.141

ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir.