Bir hafta içinde iki gemi faciası yaşadık. Tesadüf mü, ihmal mi insan ne düşüneceğini gerçekten şaşırıyor. Hatta ikinci kazayı televizyonda gördüğümde, dikkatli bakmadığımdan, ilk kazadan bir gelişme var sandım.
Önce Girne’de Filo Jet faciası yaşandı.Güncel durumda hayatını kaybedenlerin sayısının 12’ye yükseldiği, 16 kişi için arama çalışmalarının devam ettiği belirtildi. Ardından Silivri açıklarında Tuğberk İmamoğlu ile Alsu adlı iki gemi çarpıştı. Tuğberk İmamoğlu battı; gemide bulunan 10 denizciden hala haber alınamıyor.
Böyle zamanlarda en önemli olan, tabii ki insanların kurtarılması. Arama kurtarma çalışmalarının kesintisiz sürmesi ve ailelere doğru bilginin düzenli şekilde ulaştırılması gerekiyor.
Kazaların ardından hazırlanan ilk raporlar, gemilerde alınan kararları ve yapılan bazı ihmalleri işaret ediyor. Elbette bunların tamamı titizlikle araştırılacaktır. Ancak gözümüzü yalnızca kaptanın son dakikalarda verdiği kararlara çevirmek, bizi gerçek sorunlardan uzaklaştırabilir.
Yalnızca “Kaptan nerede hata yaptı?” diye düşünmek yerine; “Bu gemi denize açılmadan önce gerçekten yolculuk için güvenli miydi?” diye de sormalıyız. Çünkü bir geminin sefere hazırlanmasından denetimine, çalışma koşullarından işletmecisine kadar uzanan bir sorumluluk zinciri var. Kazadan sonra tek bir kişiyi işaret etmek, sorumluluğu kolaylaştırsa da gerçeği tam anlamıyla yansıtmayabilir. O yüzden önceliğin, kazaya giden sebeplerin nerede başladığını bulabilmeye verilmesi gerekir.
Bugün bir tarafta hayatını kaybedenlerin yakınları, diğer tarafta gelecek bir haberi bekleyen aileler var.
Tekrarının yaşanmaması en büyük temennim. Umarım yaşananlardan ders çıkarılır. Ve bir daha, benzer ihmaller sebebiyle, başka can kayıpları yaşanmadan gerekli önlemler alınır.

ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir.