2026 Dünya Kupası’nın ardından en çok konuşulan görüntülerin arasına “ödül töreni”nin de girdiğini söylemek hiç de yanlış olmaz.
Maçtan önce Donald Trump’tan hoşlanmadığını gizlemeyen İspanyol golcü Borja Iglesias, ödül töreninde de tavrını değiştirmedi. Madalyasını alırken Trump’ın elini isteksizce sıkıp yüzüne bile bakmadı.
Trump’ın kutlama sırasında sergilediği tavır da çok konuşuldu. Kupayı takım kaptanı Rodri’ye takdim eden Trump’ın, şampiyonluk fotoğrafı çekilirken sahneden ayrılması bekleniyordu. Ama o, kutlama boyunca alanda kalmak istedi, takım fotoğrafı çekilirken de kadrajdan çıkmadı. İspanyol futbolcular ise tarihe geçecek olan o karede yalnızca takım olarak yer almak istiyordu.
Yine de bütün bunlar geçici. Yıllar sonra bu turnuva hatırlandığında büyük ihtimalle kimse ödül törenindeki o birkaç dakikayı konuşmayacak. İspanya’nın sahada oynadığı futbolu konuşacak. Çünkü bu takım, şahane bir futbolun yanında kupanın nasıl kazanılabileceğini de gösterdi bizlere.
8 maç oynadıkları turnuvayı bir “1” tanecik gol yiyerek tamamladılar. Dahası, yarı final ve finalde rakiplerine neredeyse pozisyon vermediler. Kalecileri son iki maçta ciddi bir kurtarış yapmak zorunda bile kalmadı.
İspanya savunmaya kapanarak oynamadı. Rakibini bekleyen değil, rakibinin oynamasına fırsat vermeyen bir takım görüntüsü verdi. Top sürekli onların ayağındaydı. Oyunun temposunu da yönünü de onlar belirledi. Savunmayı iyi yaptılar ama hücumu da asla bırakmadılar, oyunun kontrolünü ellerinde tutarak başardılar. Hangi milletten olursa olsun, ben dahil tüm futbolseverlere, tam bir futbol şöleni yaşattılar.
Üstelik turnuvanın en pahalı kadrosuna sahip değillerdi. Fransa’nın da İngiltere’nin de oyuncu değeri daha yüksekti. Lamine Yamal dışında dünya futbolunun en büyük yıldızlarını bir araya getirmiş bir kadroları da yoktu. Buna rağmen oynadıkları futbol, sahadaki diğer yıldızlardan çok daha fazla konuşuldu. Yalnızca Lionel Messi’ye ayrı bir parantez açmak istiyorum çünkü o da, takımı Arjantin için sahada gösterdiği çabayla, sonuna kadar konuşulmayı hak ediyor.
Bu arada Lamine Yamal’ın küçük kardeşi Keyne’yi de es geçmemek lazım. Tribündeki sevinci, dansları ve sosyal medyada milyonlarca kez paylaşılan görüntüleriyle turnuvanın en sempatik figürlerinden biri oldu.
Yazının başına dönersek… İspanya takım kaptanı Borja Iglesias’ın tavrı da, Trump’ın ödül törenindeki ısrarı da birkaç hafta daha konuşulur, sonra unutulur. Ama İspanya’nın oynadığı futbol kolay kolay unutulacak gibi görünmüyor.
A Milli takım teknik direktörümüz Vincenzo Montella bu turnuvayı, özellikle şampiyon İspanya’yı, bizim izlediğimiz gibi izlemiştir umarım. “Acaba biz de bir gün böyle bir futbol oynayabilecek miyiz?” düşüncesi, bi aklımın köşesine gelmedi desem yalan olacak.



ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir.