Aydın Şehir Hastanesi Başhekimi Prof. Dr. Özlem Özbağçıvan hakkında “Tırnakçı Başhekim” başlıklı bir yazı yazdım.
Yazıyı okuyanlar ne anlattığımı gördü. Okumadan hüküm verenler ise “tırnakçı” kelimesinin toplumdaki diğer anlamını öne çıkararak Özlem Hoca’yı küçümsediğimizi, aşağıladığımızı, hatta kendisine hakaret ettiğimizi iddia etti.
İşin ilginç yanı, “tırnakçı” kelimesinin diğer anlamını gözden kaçırmadık. Tam tersine, yazının ikinci bölümünü o anlam üzerine kurduk.
Özlem Hoca’nın tırnak hastalıkları ve tırnak cerrahisi konusundaki akademik birikimini anlattık. Tırnak dermoskopisi, tırnak biyopsisi, glomus tümörü ameliyatları, kimyasal matrisektomi ve tekrarlayan tırnak batmalarının tedavisi üzerine yaptığı çalışmaları aktardık.
Ardından “tırnakçı” kelimesinin toplumdaki diğer karşılığına geçtik.
Başkasının parasına el uzatanlara, kamu kaynaklarını kendi çıkarı için kullananlara, milletin hakkını tırnaklayanlara da tırnakçı denildiğini açıkça yazdık.
Sonra aradaki farkı net biçimde ortaya koyduk:
“Özlem Hoca gibi tırnakçılar insanın derdine çare arar. Diğerleri insanın hakkına el uzatır.”
“Biri hastanın tırnağını tedavi eder. Diğeri milletin cebini kanatır.”
Özlem Hoca gibi bilgisini, emeğini ve yıllarını insan sağlığına veren tırnakçıların başımızın üstünde yeri olduğunu söyledik. Milletin malına, kamu kaynaklarına ve insanların alın terine tırnak geçirmeye çalışanlara ise müsamaha göstermeyeceğimizi belirttik.
Yazının sonunda meseleyi iki cümleyle bağladık:
“Aydın’ın tırnak sorunlarını kendisine gönül rahatlığıyla emanet ederiz.”
“Aydın’ın kasasını ise bütün tırnakçılardan korumaya devam ederiz.”
Daha açık nasıl anlatılır?
Haber ve köşe yazısı başlıkları, okurun dikkatini çekmek ve metnin tamamını okutmak amacıyla seçilir. Başlık metnin yerine geçmez. Anlamını yazının bütününden alır.
Gazetecilikte kelime oyunu vardır. İroni vardır. İma vardır. Çift anlam vardır. Merak uyandıran ifadeler vardır. Okurun görevi, başlığı gördüğü anda hüküm vermek değil, metni okuyup ne anlatıldığını anlamaktır.
Bugün bizim haberlerimizde ve köşe yazılarımızda kullanılan bazı başlıklar üzerinden bize ve meslektaşlarımıza niyet biçiliyor. Metin okunmadan karar veriliyor. Ardından başlığı yazanın söylemediği ve amaçlamadığı anlamlar üretiliyor.
Burada sorun her zaman başlıkta değildir.
Başlığı atan kişinin niyeti metnin içinde açıkça görülüyorsa, buna rağmen başka bir anlam çıkaran kişinin kendi algılama biçimine bakması gerekir. Beyin bağlamı değerlendirmek yerine peşin hükme teslim oluyorsa sorun kelimede değil, o kelimeyi işleme biçimindedir.
Prof. Dr. Türker Kılıç, beynin kelimeleri nasıl işlediğini anlatırken önemli bir örnek veriyor.
İngilizcedeki “top” kelimesi, “top of the class” ifadesinde sınıfın en başarılı kişisini anlatıyor. “Top of the building” ifadesinde ise binanın üst kısmını belirtiyor. Kelime aynı olsa da anlam değişiyor. Beyin kelimeyi sesine göre değil, cümlede taşıdığı anlama göre işliyor.
Türkçedeki “yüz” kelimesi de aynı özelliği taşıyor.
“Yüz kişi” dediğimizde sayıdan söz ediyoruz. “Yüzüne baktım” dediğimizde surattan söz ediyoruz. “Denizde yüz” dediğimizde bir eylemi anlatıyoruz. Sözcüğün yazılışı ve sesi değişmiyor. Anlamı, bağlam belirliyor.
İnsan beyni bu ayrımı yapacak güce sahip. Aynı sözcüğün farklı anlamlarını farklı bağlantılar üzerinden değerlendiriyor. Cümlenin önüne, arkasına ve metnin bütününe bakıyor.
Bizim yazımızda da iki anlam bilinçli biçimde kullanıldı. İki tırnakçı türü birbirinden açıkça ayrıldı. İnsanlığa yarar sağlayan tırnakçı övüldü. Milletin kaynaklarını tırnaklayan tırnakçı eleştirildi.
Buna rağmen ilk anlamı yok sayıp ikinci anlam üzerinden hakaret üretmek, metni yanlış anlamanın ötesine geçer. Yazıyı bağlamından koparıp “Başhekime hakaret edildi” biçiminde kesin bir bilgi gibi yaymak, gerçeğe aykırı bir anlatımı dolaşıma sokar.
Burada hukuki bir hatırlatma da yapmak gerekir.
Türk Ceza Kanunu’nun 217/A maddesi, halkı yanıltıcı bilgiyi alenen yayma suçunu düzenliyor. Ancak her yanlış yorum doğrudan bu suç kapsamına girmez. Maddenin uygulanması için gerçeğe aykırı bilginin ülkenin iç veya dış güvenliği, kamu düzeni ya da genel sağlıkla ilgili olması, kamu barışını bozmaya elverişli biçimde alenen yayılması ve halk arasında endişe, korku veya panik yaratma amacı taşıması gerekir. (Anayasa Mahkemesinin TCK 217/A açıklaması)
Bu nedenle tek bir yazıya yönelik çarpıtılmış yorumun TCK 217/A kapsamına girdiğini peşinen söylemek doğru değildir. Fakat bir metni bilerek bağlamından koparmak, yazara söylemediği bir sözü yüklemek ve bunu hakaret ya da suç işlendiği iddiasıyla yaymak hukuken sonuçsuz bir davranış da değildir. İfadenin içeriğine göre hakaret, iftira, kişilik haklarının ihlali veya başka hukuki sorumluluklar gündeme gelir.
Bizi eleştirmek isteyenlere tavsiyem açıktır.
Eleştirin, fakat önce okuyun. İtiraz edin, fakat metni çarpıtmayın. Bizi suçlamak isterken kendi yorumunuzu gerçeğe aykırı bir bilgiye dönüştürüp yaymayın. Başkasına zarar vermek için kurduğunuz cümlelerin dönüp size hukuki sorumluluk yükleyebileceğini unutmayın.
Başlığı eleştirebilirsiniz. Kelime oyununu sert bulabilirsiniz. Üslubumuza itiraz edebilirsiniz. Fakat başlığı metinden koparıp bize niyet biçemezsiniz.
Bir yazının ne söylediğine başlıktaki tek kelime değil, metnin bütünü karar verir.
İnsan beyni bağlamı anlayacak güce sahip.
Kendi beyninize hakaret etmeyin.

ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir.