AyFm 100.5

Altı metrekarelik korkuya heba edilen şehir: Aydın

Adana Büyükşehir Belediye Başkanı Zeydan Karalar’ın tahliye edilmesi tesadüf değil şekerim. Karalar’ın tutuklanmasına sebep olan Baki Nogay’ın ifadesine göre, kamuoyunda Özlem Çerçioğlu’nun da tutuklanması gerektiği yönünde değerlendirmeler yapılmaktadır. Çerçioğlu’nun altı metrekarelik bir korkusu vardır ve bu korkunun siyasal ve yönetsel tercihler üzerinde belirleyici olduğu yönünde güçlü bir kanaat oluşmuştur…

İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu ilk tutuklandığında söylediğimi (Özlem Çerçioğlu o dönem CHP’deydi) tekrar ediyorum canımın içi:

“Özlem Çerçioğlu’nun dışarıda kaldığı her gün, Ekrem İmamoğlu’nun masum olduğu tezi güç kazanmaktadır…”

Cumhurbaşkanı Sayın Recep Tayyip Erdoğan’ın, Çerçioğlu konusunda eksik ya da yanlış bilgilendirilmiş olabileceği yani kandırıldığı yönünde ciddi değerlendirmeler yapılmaktadır. Himayesine alarak, kamuoyunda hakkında ciddi suçlamalar bulunduğu bilinen Özlem Çerçioğlu’na yönelik yargısal süreçlere müdahale edildiği algısının oluşması, bu tartışmaları daha da derinleştirmiştir.

Özlem Hanım’ın, Özgür Özel’e söylediği “Altı metrekarede yaşayamam” ifadesi çok konuşulmuştu, biliyorsun şekerim. Çerçioğlu’nun altı metrekarelik korkusunun yeni olmadığı, geçmişte yaşanan bazı yargı süreçleriyle birlikte değerlendirildiğinde daha net görülmektedir.

2012 yılında, daha sonra FETÖ’den görevinden ihraç edilen dönemin Aydın Cumhuriyet Başsavcısı Ekrem Yiğit’in kendisini dosyadan ayırmasıyla tutuklanmaktan kurtulmuştu. O dönem başkan yardımcıları Kamil Kaya ve Ahmet Gümüş hakkında işlem yapılmasıyla yetinilmiş; Çerçioğlu’nun altı metrekarelik korkusunun, bazı çevrelerin Aydın’ın kaynak ve imkânlarını kişisel ve âli menfaatler doğrultusunda kullanmasının önünü açtığı yönünde güçlü iddialar ortaya atılmıştır.

Sonraki yıllarda Aydın büyükşehir olmuş, Özlem Çerçioğlu da Büyükşehir Belediye Başkanı seçilmiştir. Altı metrekareden korktuğu ifade edilen Çerçioğlu’nun elinde artık 8 bin 116 kilometrekarelik bir alanın yönetim yetkisi ve buna bağlı rant potansiyeli bulunmaktadır. Korkusunu bilen yapılar tarafından Çerçioğlu’na Erkan Karaaslan’ın danışman olarak önerildiği, kamuoyunda sıkça dile getirilmiştir. Bu süreçte “davulun Çerçioğlu’nda, tokmağın Karaaslan’da olduğu” yönündeki yorumlar dikkat çekmiştir.

15 Temmuz hain FETÖ darbe girişimi sonrası Karaaslan, FETÖ’nün belediyeler imamı olarak anılmış, tutuklanmış ve kamuoyundan büyük ölçüde çekilmiştir.

Aydın’da, Çerçioğlu’nun altı metrekarelik korkusunun yarattığı yönetim anlayışıyla bağlantılı olarak, imar ve ihale süreçlerine ilişkin yolsuzluk iddialarıyla anılan ve kamuoyunda “kurulu bir düzen” olarak tanımlanan yapının uzun yıllar boyunca devam ettiği yönünde yaygın bir kanaat oluşmuştur. Yazılan, çizilen ve konuşulan onlarca olayın dışında, henüz kamuoyuna yansımamış çok sayıda hukuka aykırı işlem iddiasının bulunduğu da dile getirilmektedir.

Senin anlayacağın şekerim; Çerçioğlu’nun altı metrekarelik korkusunu bilenlerin, bilgi ve belgeleri elinde tutanların insafına terk edildiği düşünülen Aydın şehrinin imkânları, kamusal olanakları ve potansiyel rantı 14 yıldır tartışmaların odağındadır. Şehrin her yağmurda taşkınlara teslim olması, ulaşım sorunlarının çözülememesi ve emsallerinin fersah fersah gerisinde kalmasının, bu yönetim anlayışıyla ilişkilendirildiği açıkça görülmektedir.

Çerçioğlu’nun imar ve ihale süreçleri üzerinden kamusal olanaklarla yaratıldığı iddia edilen kaynakların, altı metrekarelik korkuyu gidermeye yetmediği yönünde değerlendirmeler yapılmaktadır. Aldığımız duyumlara göre, yer altı çalışmalarında sağlığını hiçe sayarak çalışan, akciğeri iflas etmiş kahramanlar bulunmaktadır…

Aydın’a ve Aydınlıya geçmiş olsun.

Çünkü altı metrekare artık bir yer değil; zihinsel bir hapishanedir. Korkunun sahibi dışarıdadır ama içeride yaşamaktadır. Bunu bilenler için Aydın’ın ve Aydınlının olan kaynakların, büyük kişisel ve âli kazanç alanlarına dönüştüğü yönünde güçlü bir kamuoyu algısı oluşmuştur. Bu algı güçlendikçe, şehrin geleceğinin daraldığı yönündeki endişeler de artmaktadır.

Yani canımın içi, bu zihinsel hapishanenin asıl mahkûmu kişi değil; şehrin kendisidir. 

ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir.