Siyasette bazen söylenenler kadar söylenmeyenler de önemlidir. Hatta bazı kararların gerçek gerekçesi, resmî açıklamalardan çok kulislerde konuşulanlarda gizlidir.
Cumhurbaşkanı Sayın Recep Tayyip Erdoğan’ın Aydın’a gerçekleştirdiği son ziyaret öncesinde, Aydın Büyükşehir Belediyesi’nde önemli bir toplantı yapıldığı, Cumhurbaşkanı’nın Aydınlılara hangi müjdeleri vermesi gerektiğine ilişkin değerlendirmelerde bulunulduğu uzun süre konuşuldu.
Kulislerde anlatılanlara göre, bu toplantıda Aydın Çıldır Havalimanı’nın sivil uçuşlara açılmasının gündeme getirilmemesi gerektiği yönünde görüşler dile getirildi.
Ancak ertesi gün Cumhurbaşkanı Erdoğan, Aydınlılara Çıldır Havalimanı’nın sivil uçuşlara açılacağı müjdesini verdi.
Bugün yaşanan gelişmeler de gösteriyor ki Aydın Çıldır Havalimanı’nın sivil havacılığa açılması artık uzak bir ihtimal değil; yakın geleceğin en önemli ulaşım projelerinden biri olmaya aday.
Peki yıllardır bu projeye neden mesafeli duruldu?
Aydın kamuoyu bu soruyu uzun yıllardır soruyor.
Çünkü Aydın Ticaret Odası Başkanı Hakan Ülken yıllarca bu konu için mücadele etti. Türkiye’nin son Başbakanı Binali Yıldırım, Aydın Kent Meydanı’nda yaptığı konuşmada havalimanının açılması yönünde irade ortaya koydu. AK Parti milletvekilleri ve hükümet temsilcileri de bu konuda defalarca girişimlerde bulundu.
Buna rağmen Aydın Büyükşehir Belediye Başkanı Özlem Çerçioğlu’nun geçmiş yıllarda havalimanının açılmasına sıcak bakmayan açıklamaları kamuoyunun hafızasında yer aldı.
Kulislerde konuşulan değerlendirme ise şu:
Bu hizmet gerçekleştiğinde siyasi kazanımın, yıllardır bunun mücadelesini verenlere yazılacağı; bunun da kendisine siyasi bir katkı sağlamayacağı düşüncesiyle projeye mesafeli davranıldığı iddia ediliyor.
Elbette bu değerlendirme, kamuoyunda konuşulan bir siyasi yorumdur.
Geçtiğimiz günlerde AYBAN’ın açılışında kullanılan bir ifade dikkat çekti.
“Ankara’nın gücüyle Aydın’ın enerjisi buluştu.”
Güzel bir cümle.
Ancak bu cümlenin içini gerçekten dolduracak projeler üretmek gerekir.
170 yıl önce yapılan demiryolu hattının üzerine birkaç yeni durak eklemek, elbette vatandaş açısından faydalıdır. Kimse buna karşı çıkmaz.
Ama bunun adına ulaşım devrimi demek de gerçekçi değildir.
Ankara’nın gücü bundan çok daha büyüktür.
Aydın’ın enerjisi de bundan çok daha fazlasını hak etmektedir.
Eğer gerçekten Ankara’nın gücü ile Aydın’ın enerjisi buluşacaksa…
Aydın’ın ihtiyacı hızlı trendir.
Ankara-Aydın arasında kurulacak hızlı tren hattı…
Devamında İzmir’e uzanacak bir bağlantı…
Aydınlıların İzmir’e yaklaşık bir saatte, Ankara’ya ise birkaç saat içinde ulaşabildiği bir ulaşım ağı…
İşte o zaman “Ankara’nın gücü” ifadesi gerçek anlamını bulur.
Ulaşım sadece raydan ibaret değildir.
Karayolunu da konuşmak gerekir.
Bugün Aydın’ın yaşadığı en büyük sorunlardan biri şehir içi trafik yüküdür.
Dörtyol Kavşağı’nda yapılan çalışmalar aylarca vatandaşa ciddi mağduriyet yaşattı.
Oysa şehir planlamasında temel prensip bellidir.
Önce transit trafiği şehir dışına çıkarırsınız.
Sonra şehir içini düzenlersiniz.
Aydın’ın dört bir yanını çevreleyecek tam bir çevre yolu tamamlanmadan, şehir merkezindeki kavşaklara müdahale etmek trafik yükünü azaltmaktan çok artırdı.
Bugün birçok şehir bunu yaptı.
Önce çevre yolu.
Sonra bağlantı yolları.
En son ihtiyaç varsa köprülü kavşaklar…
Doğru planlama budur.
Aydın’ın önceliği de buydu.
Şehirde konuşulan bir başka iddia daha var.
Dörtyol bölgesindeki çalışmanın teknik gerekçelerden çok farklı hesaplarla yürütüldüğünü düşünen önemli bir kesim bulunuyor.
Bu iddiaların doğruluğunu ortaya koyacak olan elbette somut veriler ve kamuoyuna yapılacak açıklamalardır.
Ancak şu gerçek değişmiyor:
Vatandaş sonuçla ilgileniyor.
Aylarca süren trafik çilesini yaşıyor.
Ve haklı olarak soruyor:
“Öncelik gerçekten bu muydu?”
Bir başka önemli konu ise şehir içi toplu ulaşım.
Geçtiğimiz günlerde 65 yaş üstü vatandaşlarımızın ücretsiz ulaşım hakkını kullanırken bazı minibüslerde kötü muamele gördüklerine ilişkin çok sayıda şikâyet kamuoyuna yansıdı.
Daha önce de yazmıştım.
Devlet, ücretsiz taşınan yolcular için şehir içi minibüs esnafına her ay önemli miktarda destek ödüyor.
Dolayısıyla hem bu desteği alıp hem de ücretsiz seyahat eden vatandaşlara olumsuz tavır sergilemek kabul edilemez.
Bu konuda denetim yapmakla görevli kurumların da üzerine düşeni yapması gerekir.
Çünkü bu hak devletin vatandaşına tanıdığı yasal bir haktır.
Kimsenin lütfu değildir.
Biz televizyon yayıncılığı yaparken kanunun zorunlu tuttuğu kamu spotlarını ücretsiz yayınlıyoruz.
Bunu bir yük olarak değil, topluma karşı sorumluluğumuz olarak görüyoruz.
“Bundan para almıyoruz.” diye kimseye serzenişte bulunmuyoruz.
Çünkü biliyoruz ki bazı mesleklerin devlete ve millete karşı yerine getirmesi gereken görevleri vardır.
Toplu ulaşım hizmeti de bunlardan biridir.
Vatandaş otobüse ya da minibüse binerken kendisini mahcup hissetmemeli.
Şoförün yüz ifadesinden rahatsız olmamalı.
Devletin kendisine tanıdığı hakkı gönül rahatlığıyla kullanabilmelidir.
Sonuç olarak…
Ankara’nın gücü gerçekten Aydın’ın enerjisiyle buluşacaksa…
Bunu sloganlarla değil;
Açılan havalimanıyla…
Hızlı trenle…
Tamamlanan çevre yoluyla…
Kesintisiz ulaşım ağıyla…
Ve vatandaşın huzur içinde kullandığı toplu taşıma sistemiyle göstermeliyiz.
İşte o zaman Aydın gerçekten ulaşımda çağ atlamış olur.
Ve o gün kimse bunu anlatmak zorunda kalmaz.
Çünkü hizmet, zaten kendi kendini anlatır.



ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir.