Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın Aydın ile ilgili iki büyük yanlış kararı olduğunu düşünüyorum. Bunlardan biri Özlem Çerçioğlu’nu CHP’den transfer etmek, diğeri ise eski il başkanı Mehmet Erdem’i yeniden il başkanı yapmak oldu. Bu durum anketlere de yansıyor.
Aydın’da yaşayan birçok insanın da bu kararların yanlış olduğu kanaatini taşıdığı biliniyor. Bu süreçte Sayın Cumhurbaşkanı’nı kimlerin, nasıl manipüle ettiğini bilmiyorum. Ancak bugün gelinen noktada, bu kararların etrafında yer alan isimlerin yakın çevreleriyle ilgili borsada manipülasyon iddialarının gündeme gelmesini şaşkınlıkla izliyorum.
AK Parti Aydın İl Başkanı Mehmet Erdem’in en güvendiği isimlerden biri olduğu ifade edilen yardımcısı Kerim Toker’in, borsa manipülasyonu suçlamasıyla tutuklu yargılandığı kamuoyuna yansıdı. Aynı şekilde Özlem Çerçioğlu’nun aile şirketi olarak bilinen Jantsa ile ilgili yürütülen borsa manipülasyonu soruşturması kapsamında da Özlem Hanım’ın bazı yakınlarının ifade verdiği ileri sürülüyor.
Borsa manipülasyonu, birikimlerini büyütmek için hisse alan küçük yatırımcıyı zarara uğratmaktan başka bir şey değildir. Bu nedenle kamu vicdanında doğrudan “kul hakkı” ile ilişkilendirilen bir mesele olarak görülür.
Her fırsatta kul hakkından söz eden, huzur-u mahşerde hesaplaşmayı hatırlatan siyasetçilerin yakın çevreleriyle ilgili bu iddialar karşısındaki sessizliği ise doğal olarak dikkat çekiyor. Mehmet Erdem’in yardımcısına ilişkin süreçteki suskunluğu da, Belediye Başkanı Çerçioğlu’nun ailesi hakkında gündeme gelen iddialar karşısındaki tavrı da kamuoyunda sorgulanıyor.
Bazı kaynaklardan, Erdem’in bu süreçte maddi ve manevi kayıplar yaşadığını, bu tabloya bir de siyasi kayıp eklenmemesi için temkinli davrandığını duyuyorum. Özlem Hanım’ın ise ailesiyle ilgili borsa manipülasyonu iddiaları ve şirketine ilişkin konuların konuşulmasından rahatsızlık duyduğu izlenimi de aşikar.
Görünen o ki her iki taraf da kul hakkı ihlali olarak görülen bu manipülasyon iddialarının gündemden düşmesini, hatta zamanla unutulmasını istiyor.
Çünkü bu meselelerin üzerine fazla gidilmesi durumunda Cumhurbaşkanı Erdoğan’ı rahatsız edecek konunun yalnızca “kul hakkı” meselesiyle sınırlı kalmayabileceği konuşuluyor. Altında başka, daha örgütlü ilişkilerin ortaya çıkması halinde izahı zor bir tablonun oluşabileceği endişesinin dile getirildiği de kulislerde ifade ediliyor.
“Demedi” demeyin.


ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir.