İnsan, geçmişte kendisine ne yapıldıysa bugünü biraz da onun bilgisiyle karşılar. Bir zamanlar terk edilen, her uzaklığı vedaya yorar. Güveni sarsılan, iyiliğin içinde bile hesap arar. Sözü değersizleştirilen, sessizliği küçümsenmek sanır. Yaşanan geçip gider; fakat verdiğimiz hükümler uzun süre onun etkisinde kalır.
Her mesafe düşmanlık taşımaz. Her gecikme ihmal değildir. Her eleştiri aşağılama, her suskunluk ceza sayılmaz. Fakat insanın eski yarası, yeni olanı kendi diline çevirir. Karşısındaki kişiyi olduğu hâliyle görmek zorlaşır; ona geçmişte yaşadıklarının anlamını yükler.
Böylece insan, kendisini koruduğunu düşünürken hayatını daraltır. Güvenmemek tedbir, uzak durmak vakar, affetmemek güçlü duruş sayılır. Oysa kırgınlığın verdiği her karar isabetli değildir. Acı insanı uyandırabilir; fakat tek ölçü hâline geldiğinde adaleti bozar.
İnsanın kendisine yapılan haksızlığı unutmaması anlaşılırdır. Fakat o haksızlığı bütün insanlara dağıtması, kendi yarasını başkalarının hükmü hâline getirir. Bir kişinin kusuru yüzünden herkesi zan altında bırakmak, geçmişin bugünden alacaklı kalmasına izin vermektir.
Manevî terbiye, insanı burada kendine çağırır. Kalpte taşınan kırgınlık sorgulanmadıkça bakış temizlenmez. Affetmek her şeyi onaylamak değildir; yaşananın, bundan sonraki bütün kararları yönetmesine son vermektir. İnsan geçmişini inkâr etmeden de onun emrinden çıkabilir.
Dünyayı kırıldığımız yerden algılamaya meyilliyiz. Fakat orada kalmaya mecbur değiliz. İyileşmek, yaşananı unutmakla başlamaz; her yeni insana eski bir suçun cezasını vermekten vazgeçmekle başlar.



ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir.