Dilini tutmasını bilenin kalbi huzur bulur.
Çünkü insanı en çok söylediği sözler yorar. Söylenmemesi gereken bir cümle, bazen yıllarca insanın içinde yankılanır. Öfkeyle ağızdan çıkan söz, sahibinden önce sahibini yakar. Haklı olmak bile her zaman konuşmayı gerektirmez. Bazen susmak, yenilmek değil; kendini korumaktır.
Bugün herkes konuşmayı cesaret sanıyor. Her şeye cevap vermeyi güç zannediyor. Oysa her cevap insanı büyütmez. Her tartışma insana bir şey kazandırmaz. Bazı sözler vardır, söylendiği anda haklılığı da inceliği de alıp götürür. İnsan, dilinin önüne aklını koymadığında kalbini de huzursuz eder.
Dilini tutmak, korkaklık değildir. Kendini bilmenin en sade hâlidir. Nerede duracağını, ne zaman susacağını, hangi sözün yaraya dönüşeceğini bilmektir. Çünkü söz ağızdan çıkınca artık yalnız sana ait olmaz. Karşındakinin kalbine düşer, orada iz bırakır. Sonra dönüp özür dilesen de o iz tamamen silinmez.
Bu yüzden insan bazen susarak kazanır. Kavgayı büyütmeyerek, öfkeyi beslemeyerek, her duyduğuna karşılık vermeyerek kendi içini korur. Kalbin huzuru biraz da buradan gelir: Gereksiz sözlerden, boş tartışmalardan, kırıcı cümlelerden uzak durmaktan. Dilini tutmasını bilen, sadece başkasını incitmez; kendi kalbini de dağınıklıktan kurtarır.



ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir.