Akıl Sübyancıları
Necip Fazıl, “Kim var?” denildiğinde sağına soluna bakmadan “Ben varım!” diyecek bir gençlikten söz eder. Fakat “Ben varım” diyebilmek, kendine ait bir irade ister.
Bugün kendine eğitimci diyen bazıları, çocukların iradesini daha oluşmadan bastırıyor. Bilgi vermiyor; kendi öfkesini, siyasi sadakatini, kişisel hesaplarını aktarıyor. Çocuğun ne düşündüğünü merak etmiyor, hangi cümleyi kuracağını önceden belirliyor. Sonra bu ezberi eğitim başarısı diye anlatıyor.
Bunlar eğitimci güya.
İtiraz eden çocuğu saygısız, soru soranı problemli, kendilerinden farklı düşüneni nankör ilan ediyorlar. Özgüven anlatıp itaate zorlayan, özgür düşünceden söz edip yalnızca kendi fikrine izin veren bu insanların derdi eğitim olsaydı, çocuğun sesinden korkmazlardı.
Mentorluk kelimesinin arkasına saklanıp küçük yaşta taraftar devşiriyorlar. Kendi yarım kalmış hayatlarını çocukların geleceğinde sürdürmeye çalışıyorlar. Başaramadıkları ne varsa çocuğa görev, yenildikleri ne varsa çocuğa dava, taşıyamadıkları ne varsa çocuğa sorumluluk diye veriyorlar.
Sonra çocuk kendilerine benzediğinde gururlanıyorlar. Ne büyük marifet! Yıllarca baskı kur, her farklı düşünceyi ayıpla, sevgiyi itaate bağla; ardından ortaya çıkan kopyayı “yetiştirdim” diye takdim et.
Çocuğun aklı sizin özel mülkünüz değil. İçinizdeki iktidar iştahını terbiye adıyla çocuklara uygulamayın. Kendi hayatınızı yönetememenizin faturasını küçük yaşta insanların zihnine kesmeyin.
Bir çocuk sizden farklı düşündüğünde yüzünüz düşüyorsa, eğitimci değilsiniz. Yalnızca kendinize itaat edecek daha küçük insanlar arıyorsunuz.
“Ben varım” diyecek gençlik, sizin ağzınızdan konuşmayacak. Kendi aklıyla düşünecek, kendi kararını verecek, gerektiğinde karşınıza geçip size de itiraz edecek.
Buna tahammülünüz yoksa çocuklardan uzak durun.



ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir.