Kurban Bayramı geldiğinde insanın içinde sessiz bir yer hareket eder. Büyük laflara gerek yok. Herkes neyin ne olduğunu bilir. Kimseye bayram anlatmaya da gerek yoktur. Zaten bayram, anlatıldığında değil; kapı açıldığında, birinin hâli sorulduğunda, sofraya bir tabak daha konulduğunda kendini gösterir.
Bu günlerin insana iyi gelen tarafı biraz da sadeliğindedir. Sabahın erken saatinde evden çıkanların telaşı, uzaktan gelen bir telefon, uzun zamandır görülmeyen bir akrabanın sesi, çocukların evin içinde bıraktığı hareket… Hepsi kendi halinde, gösterişsiz ama güçlü şeylerdir. İnsan bazen böyle günlerde, unuttuğu bir sıcaklığı yeniden hatırlar.
Kurban Bayramı’nın maneviyatı da yüksek sesli cümlelerde değil, daha çok içten içe yaşanan o sükûnettedir. Bir pay ayrılır, bir kapı çalınır, bir gönül alınır. Bunlar yapılırken kimse büyük bir şey yaptığını düşünmez. Belki de güzel olan tarafı budur. Bazı iyilikler konuşuldukça azalır; sessizce yapıldığında yerini bulur.
Bayram günleri geçer. Sofralar kalkar, kalabalıklar dağılır, yollar yine eski hâline döner. Ama insanın içinde küçük bir iz kalır. Birinin duası, birinin tebessümü, bir evin bereketi, bir hatır sorma… Bazen bütün maneviyat, uzun cümlelerin değil, bu küçük izlerin içinde saklıdır.
Bu vesile ile Kurban bayramınızı tebrik ederim. Mübarek olur inşallah. (FURKAN SARICA)



ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir.