Bir insanın hayatta verdiği en dürüst karar nedir sence?
Belki de kendini seçmektir.
Gerçi en büyük ihaneti hep kendine yapanlardansan bu sana, “Ne alakası var arkadaş?” dedirtebilir.
Eğer kendini hayatında otorite figürü yapamamışsan, her kararda alkış almaya ihtiyaç duyuyorsan, sevilmenin insanların isteklerini yerine getirmekle alakalı olduğunu düşünüyorsan; kısaca hayatın akışı içerisinde gözün sürekli birilerinin yüz ifadesinde ya da kulağın sana söylenenlerdeyse, işte tam da “Ne alakası var arkadaş?” demeye uygun profil potansiyelisin demektir.
Sinir bozucu değil mi?
Daha var olmadan milyonlarca yıl önceki ihtimaller senin gelmene engel olamasın, hepsinden sıyrılıp bugüne bir mucize olarak gel, parmak izin eşsiz, tasarımın muazzam olsun, ortalama 75 yıl yaşa, bu da an gibi geçsin; sen her kararında böyle bir varlık yokmuş gibi davran.
Al sana küfrân-ı nimet. :)
Belki de bu yüzden insanın öğrenmesi gereken ilk şey tutunmak değil, neyi bırakacağını bilmektir.
Mesela her kararın ardından insanların yüzünde doğru cevabı aramayı bırakmayı...
Yanlış anlaşılır mıyım?
Evet, ama kendi hâlindeki ağaçla bile kavga eden insanlar varken aksi mümkün değil. Birileri seni zaten yanlış anlayacak. Bari kendi tarafını seçtiğin için anlasın.
Üzülür mü?
Evet, olabilir. Peki bir başkasının kendi iradesinde olan ve isterse üzülmeyebileceği bir şey için senin üzülmene ne diyeceksin?
Ayıp olur mu?
Evet, mümkün de ayıbın bir terazisi yok ki ölçelim ve kimseye ayıp etmeyelim. Sen ancak kendi terazinin kantarına sahip çıkabilirsin.
Bencil olduğumu düşünürler mi?
Evet, düşünebilirler. Senden sürekli almaya alışmış biri, kendine ayırdığın payı fazlalık sayabilir. Bunu lütuf görmemeyi önce sen öğreneceksin.
Velhasılkelam, birilerinin hikâyesinde iyi karakter olmayı bırakacaksın. Elindeki bütün kitapları bir kenara atıp kendi kalemini eline alacaksın. Başkasının hikâyesinde ne kadar iyi bir karakter olduğunun, kendi hikâyeni yazamadıktan sonra ne önemi var ki?
Eğer ukala bir yerden değil de şefkatle elini kalbine koyarsan, “Ben varım, ben de insanım, ben de bir canım,” dersen olacak.
Neyi gerçekten istediğini, neyi sırf ayıp olmasın diye yaptığını, nerede sevgi için kaldığını, nerede korkudan gidemediğini, hangi yükün sana ait olduğunu, hangisini bir başkasından devraldığını sor kendine.
Kendinle daha çok hasbihâl edersen “ben”i anlamaya başlayacaksın.
Çünkü konuştukça kendi sesini tekrar hatırlayacaksın ve zamanla kalabalığın sesi kısılacak.
İşte o zaman fıtratında iğreti duran ne varsa bırakacaksın.
Ve fakat önce bunları kendine bizzat senin müstahak gördüğün konusunda fazlasıyla dürüst olmalısın.
Başta insanın hayatta verdiği en dürüst karar nedir diye sormuştum.
Böyle bakınca belki gerçekten cevap kendini seçmektir. Ne dersin?
Hatırla istedim.
Sevgiler,
Didar

ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir.