• 7 Eylül 2026, Pazartesi

İyilik Kisvesi

Biri, hele ki hayatımda önemli bir yere koymadığım biri —ki bunu çok belli ederim— şu tarz cümleler kurmaya başladığında, meşhur sözümüz zihnime mehter marşıyla giriş yapıyor:

“Nush ile yola gelmeyeni etmeli tekdir,

tekdir ile uslanmayanın hakkı kötektir.”

Ha, ben şiddet yanlısı değilim. Sadece bazen “Büyüklerimizi dinlesek mi?” diye de düşünüyorum, yalan yok.

Gelelim o meşhur sözlere:

“Yanlış anlama ama…”

“Senin iyiliğin için söylüyorum.”

“Ben senin yerinde olsam…”

“Sana da iyilik yaramıyor.”

“Seni korumaya çalışıyorum.”

“Bunca şeyi senin için yaptım.”

Vesaire, vesaire…

Dürüst olmak gerekirse, ben de dâhil olmak üzere hepimiz bunu az ya da çok yapıyoruz. Üstelik bu davranış, sanki kıymetli bir aile yadigârıymış gibi inatla bir sonraki nesle aktarılıyor.

Peki, bu gerçekten iyilik mi?

Yoksa başkasının hayatına karışma isteğimizin üzerine örttüğümüz dantelli, antika bir örtü mü?

Çünkü iyilik dediğimiz şeyin içinde karşılık beklentisi, üstünlük duygusu, suçluluk yaratma ya da kontrol etme isteği varsa orada durup bir düşünmek gerek. Birine iyilik yapmakla onun adına neyin iyi olduğuna karar vermek aynı şey değil.

Belki de iyilik kisvesinin en tehlikeli tarafı tam olarak burada başlıyor: Kötülük açıkça geldiğinde kendimizi korumanın bir yolunu buluyoruz ama müdahale sevgiyle, baskı merakla, eleştiri dürüstlükle, hesap sorma ise korumakla süslenip servis edildiğinde neyle karşı karşıya olduğumuzu bazen tam olarak anlayamıyoruz. Sınırlarımızı korumamız gereken bir durum olduğunu çok sonra fark ediyoruz.

Aslında yapmamız gereken şey, her zaman olduğu gibi, odağımızı dışarıda değil kendimizde tutmak.

Diyelim ki iyilik kisvesiyle burun buruna geldik. “Bana bunu neden yaptı?” sorusu yerine “Bu davranış bana ne hissettirdi?” diye sormaya başladığımızda önümüzde iki seçenek beliriyor. Eğer söyleyen kişi hayatımızda kıymet verdiğimiz biri değilse sınırımızı çizip mesafemizi koruyabiliriz. Önemsediğimiz biriyse yine sınırımızı çizmekle birlikte, yaptığı şeyin bizde nasıl bir karşılık bulduğunu anlatarak açık iletişim kurabiliriz.

Bir de kendini gözlemlemek, hassas olduğun konuları ortaya çıkarma, onların üzerinde çalışma ve kendini yeniden inşa etme fırsatı verir.

Günün sonunda, benim durduğum yerden gerçek iyilik, karşımızdakinin yerine karar vermek değil, onun karar verebileceğine güvenmektir. İhtiyacı olduğunda yanında durmak ama hayatının direksiyonuna geçmeye çalışmamaktır. Verdiğimiz şeyin hesabını tutmamak, sevgimizi söz hakkına çevirmemek, “Senin için…” diye başlayan cümlelerin arkasına kendi beklentilerimizi saklamamaktır.

Ezcümle:

İyilik, yapıldıktan sonra insanın başına kakılmıyorsa iyiliktir.

Sınır çizildiğinde öfkeye dönüşmüyorsa iyiliktir.

Karşılığında itaat, minnet ve değişim beklemiyorsa iyiliktir.

Çünkü gerçek iyiliğin kisvesi olmaz.

Hatırla istedim.

Sevgiler,

Didar 

ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir.