• 3 Ağustos 2026, Pazartesi

Vazgeçmediğin Hayaller, Hazır Olmanı Bekler

Çocukken "Büyüyünce ne olmak istiyorsun?" diye sorduklarında cevabım hiç değişmezdi.

Gözümde anneannemin kocaman gözlükleriyle, "Yazar olmak istiyorum." derdim.

Yıllar geçti. Hayat, hepimize yaptığı gibi beni de farklı yollardan yürüttü. Yazmak ise hiçbir zaman hayatımdan çıkmadı; bazen bir defterin arasında, bazen telefon notlarında, bazen de okuduğum kitapların köşelerinde hep vardı... Bazı kelimelerse o kadar şanslı değildi; vücut bulamadılar ama zihnimin bir yerlerinde dolaşıp durdular.

Şimdi dönüp baktığımda görüyorum ki bazı hayaller, gerçekleşmeyeceği için değil; henüz hazır olmadığımız için bekliyor.

Hayal edebilmek, insana bahşedilmiş en akıl almaz şey değil mi sizce de? İstediğimizde oluveren şeyler ne kadar mutluluk verici... Oysa o anın tadını çıkarmak yerine, "Keşke başka bir şey dileseydim." deme gafletine düşüyoruz. Bense, "İstediğim her şey işte bu kadar kolay gerçekleşir." demeyi ve buna gerçekten inanmayı tercih ediyorum. Çünkü hayalin büyüğü ya da küçüğü yoktur; yalnızca bazı hayallerin büyük ve gerçekleşmesinin zor olduğuna inandırılmış bir zihin vardır.

Sana küçük bir sır daha vereyim mi?

Kalp işin içine girince, o hayalin önünde aşılmak için duruyor gibi görünen tüm engeller bir anda yön gösteren levhalara dönüşüyor. O an bunu anlayamasak da...

2021 yılında, neden özellikle o bölümü okuduğumu soranlara bunu tam olarak açıklayamıyordum. Bugün ise o üniversite, bana bir gazetede resmi olarak yazarlık yapma kapısını açtı. O gün biri bunu söylese, bırakın gülmeyi, belki de duymazdım bile. Belki gerçekten duymamışımdır.

Kimisi buna kader der, kimisi nasip, kimisi de evrenin insanı olması gereken yere usulca götürmesi...

Adı ne olursa olsun, bugün ilk köşe yazımı yazıyorum.

Bu köşede büyük doğrular anlatmayacağım. Çünkü insan olmak, kesin cevaplara ulaşmaktan çok, ağır duygularımızın ardındaki hafif gerçekleri keşfetmek için çıktığımız yolculuğun kendisi bence.

Kırılmayı, umut etmeyi, kaybetmeyi, yeniden başlamayı, bazen sessiz kalmayı, bazen de içimizden geçen tek bir cümleyle yeniden ayağa kalkmayı konuşacağız.

Ve bu ilk yazının sonunda kendime küçük bir söz bırakmak istiyorum.

Bu köşede kimseye kusursuz olmayı anlatmayacağım. Kendim de kusursuz olmaya çalışmayacağım. Çünkü insan olmak, mükemmel olmak değil; bazen eksik kalmayı, bazen yanılmayı, bazen de yeniden başlamayı göze alabilmektir.

Gerçek isteğim; burada, birilerine sıkışıp kaldıklarında yalnız olmadıklarını, düştüklerinde yeniden ayağa kalkmanın mümkün olduğunu, çıkmaza girdiklerinde her zaman başka bir yol bulunabileceğini ve en önemlisi, bazen bırakmanın tutmaktan daha doğru olabileceğini hatırlatabilmek.

Ben çocukluğumdan itibaren, böyle zamanlarda gerçekten yalnız olduğum için kendi başımın çaresine bakmayı öğrendim. Bir başkasının elini uzatmasının mümkün olabileceğini ise çok geç fark ettim. Kolay olmadı; çok zorlandım. Eğer bu yazılar sayesinde, tek bir insan bile o yolu biraz daha kolay yürüyebilirse, buna razıyım. Bir insanın hayatına dokunabilmek, bir ömre değer. Kalpten inanıyorum ki çığ gibi büyüyeceğiz ve birbirimize bir şekilde el vereceğiz.

Eğer bir gün yazmayı sadece alkış almak ya da görünür olmak için yaptığımı hissedersem, dönüp bu ilk yazıyı yeniden okuyacağım. Bana neden başladığımı hatırlatacak olan ise yıllar önce "Yazar olacağım." diyen, çocukluğunun büyük bölümünü bir yardım eli arayarak geçirmiş, bulamamış ama inatla umudunu kaybetmemiş o küçük kızın sesi olacak.

Ez cümle ;

Bu köşede bizi, yani insanı konuşacağım.

İyi ki geldin

Hoş geldin 

ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir.