Adnan Menderes Bulvarı’nın yenilenmesi ve iyileştirilmesine yönelik proje görsellerini görünce moralim bozuldu. Görsellere bakıp gerçek bir ‘iyileştirme’ bulamadıkça iyice demoralize oldum. Gözümden bir şey kaçmış olması ihtimaline karşılık Ekap’tan ihale dosyasını indirerek projeleri incelemeye karar verdim. Projelerin sadece “durak, giriş takı ve peyzaj”dan oluştuğunu görmemle birlikte de yerle bir oldum.
Yaşadığınız kenti gerçekten seviyor ve güzel şeyler olsun istiyorsanız, Aydın’da bu tür yerle bir olmalar normal.
Aslında bulvar düzenlemesi ile ilgili geçen yıl alınan meclis kararında da daha fazlası vaat edilmemiş, yüzeysel bir şeyler yapılacağına dair ifadeler kullanılmıştı.
Ancak bu durum eleştirilince ve proje süreci uzayınca, üzerine bir de “Bulvar için düğmeye basıldı, Bulvar’da tarihi değişim, Bulvar aşağı, Bulvar yukarı..” ifadeleri ile karşılaşınca, belediyenin istediği bütçeye ulaşma imkanının olmasını da göz önünde bulundurarak gerçekten ümitlenmiştim:
Bulvar ve çevresinde deprem güvenliği, trafik akışı ve kamusal yaşam gibi konulara ilişkin köklü sorunların ele alınmasını, vizyoner çalışmalar ve bilimsel yaklaşımlarla Aydın’a yakışır nitelikli bir proje ortaya konmasını (ya da en azından bunun amaçlanmış olmasını) beklemiştim. Olmadı. Üstelik bu proje, bu köklü sorunları perdeleyeceği ve çözümünü ötelemiş olacağı için zararlı da olacaktır.
Özetlemek gerekirse yapılacak uygulama; mimari ölçekte çürük bir binanın cephesinin süslenerek pazarlanmasının, kentsel ölçekteki karşılığı.
……………..
Projeye gelecek olursak; yapılacak olan zaten her şehirde belediyelerin günlük standart uygulamaları; parke değişimleri, durak ve aydınlatma yenilemeleri, peyzaj düzenlemeleri vb.. Bu rutin uygulamalar nasıl ve neden 1 yıl sürecek anlamış değilim, baştan bulvar inşa etseniz bu kadar sürmez. Umarım uygulama planlaması etaplar halinde; bulvar işleyişi sekteye uğramayacak, bölge sakinleri ve esnafı mağdur olmayacak şekilde yapılmıştır.
Bir de proje dosyasında şöyle bir cümle var: “Orta refüjde bitkisel alanın daraltılması ile araç trafiğinde optik genişlik algısı”. Bu ifade şu demek; orta refüjde bitkileri seyreltecekler ve biz yol genişledi sanacağız. İşte bu tüm projenin özeti: algı yönetmek. Zira bu tantananın arkasında ne gerçek bir yenilik ne de gerçek bir iyileştirme var.
**Oysa gelişmiş ülkelerde böyle kent dokusunun yoğun olduğu, -betonlaşmış- alanlarda ağaçlandırmadaki öncelik seyreltme üzerine değil; pasif iklimlendirme üzerinedir. Ağaçların gölgeleme, terleme-buharlaşma mekanizmalarından faydalanılarak doğal klima etkisi yaratması amaçlanır. Aydın’ın sıcak ikliminde buna yönelik bir peyzaj çalışması beklerken “bitkisel alanın daraltılması”yla karşılaşınca şok oluyorsunuz.
İklime değinmişken kaldırımlarda neden granit malzeme seçildiğini anlamadım. Aydın için son derece yanlış bir uygulama. Granit, termal kütlesi yani ısı depolama kapasitesi çok yüksek bir doğal taştır. Gündüz güneşten gelen ısıyı depolayarak akşam yavaş yavaş kente salar ve ısı adası etkisi oluşturur; aynı asfalt ve beton gibi. Seyreltilmiş ağaçları, asfalt yolu, granit kaldırımı ve beton yapıları ile Bulvar yazın tüm kenti ısıtacak güce kavuşacaktır.
Öte yandan granit kaldırımların uygulanma gerekçesi dosyada şu şekilde belirtiliyor: “Yaya yolunda kullanılan mevcut döşeme planının eski olması ve bulvarın güncel kentsel kimliğiyle uyum göstermemesi..” ‘Eski’ olanı olumsuzlar ve sürekli yenilerseniz, nasıl bir “kentsel kimlik” oluşturabilirsiniz? Tamamen oksimoron bir yaklaşım. Kaldı ki bulvarın kentsel kimliğinin damalı granit kaldırımla ilişkisi ne?
Benim ofisim de bulvarda yer alıyor ve beni en başından beri heyecanlandıran tek şey, tabelalara getirilecek düzendi. Ancak görüyorum ki ona da tüm zemin kat cephelerinin ‘alüminyum kompozit kaplama’ ile çerçevelenmesi üzerinden bir düzen getirilmiş. Bulvarın kentsel kimliğine müthiş alüminyum kompozit dokunuşu J Yine bu malzemenin iklimlendirme üzerindeki olumsuz etkilerine değinmeyeceğim, zaten bilirsiniz.
Hele trafik krizine yönelik olarak, toplu taşıma ağları ile ilgili büyük bir yenilik beklerken, sadece durak tasarımı ile karşılaşmamıza hiç değinmeyeceğim. Zaten bu duraklar yeni değişmemiş miydi?
……………..
Aslında söylenecek pek çok şey var ama amacım projedeki her detayı tek tek inceleyip jüri gibi kritik vermek değil ancak genel anlamda değerlendirdiğimde; 2. sınıf mimarlık öğrencilerinin daha derin analiz ve doğru uygulamalarla detaylandırılmış projeler sunabildiklerini söyleyebilirim. Mahalle üniversitelerinde bile.
Eminim ki mesleki bilgisi benden yüksek pek çok meslektaşım projelendirme ve denetleme süreçlerinde yer almıştır. İstemedikleri / uygun görmedikleri pek çok detayı projelendirmek ve onaylamak zorunda kaldıklarını anlayabilecek kadar kamu projesi çizdim, inceledim. Sorunun, hiçbir teknik bilgisi olmayan ve teknik bilgiye önem vermeyen, sadece bütçe ve kamuoyu yönetimine odaklanan yöneticilerde olduğunu görebiliyorum. Aydın için bu kadar merkezi konumda olan bölgede yapılacak bir çalışmada, Aydın’ı avcunun içi gibi bilen, teknik bilgisi yüksek ilgili meslek odalarından görüş dahi almamaları da bu yaklaşımlarından ileri geliyor.
……………..
Günümüzde bilimi rehber edinmiş ülkeler; sivil araçları kent merkezlerinden çıkarıyor. Yaya yollarını ve bisiklet ağlarını genişletiyor, yeni toplu taşıma teknolojilerini, paylaşımlı araç ve mikro-hareketlilik sistemlerini kentsel yaşamın merkezine entegre ediyor. Örneğin Paris, “15 dakikalık şehir” vizyonuyla Rue de Rivoli gibi devasa ana arterleri araç trafiğine kapatarak bisiklet ve yaya yollarına dönüştürüyor; betonlaşmış kavşakları kentsel ormanlara çevirerek ısı adası etkisiyle savaşıyor. Barselona, “Süper Bloklar” (Superilles) projesiyle trafiği mahalle aralarından çıkarıyor; asfaltı kaldırarak buraları ağaç gölgeleri altında halkın sosyalleştiği, nefes alan yeşil kamusal alanlara dönüştürüyor. Stuttgart gibi sanayi geçmişi olan şehirler bile hava sirkülasyonunu sağlamak için rüzgar koridorlarındaki yapılaşmayı yıkıyor, kentin doğal yollarla soğumasını sağlıyor.
Böyle bir gerçeklikte, bizim kent merkezindeki tarihi değişimimizin temel öğeleri; bitkisel alan daralması, granit taş ve kompozit paneller.. Bir de durak. Bir de “giriş takları ile sağlanan görsel şölen”.

ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir.