TARTIŞMA

Tartışma, soyut bir fikir ayrılığının fiziksel bir tartma eylemine dönüşmesi... Tartışma, hangi fikrin daha ağır bastığının tartılması... Tart; çekmek, germek, ölçmek anlamında... Bir nesneyi tarttığımızda, onun ağırlığını ölçeriz... Tartıştığımızda ise, iki fikrin karşılıklı olarak ortaya konulup hangisinin daha ağır ve değerli olduğunu ölçeriz... Tartışmada, aslında, kendi içimizde kavga ederiz; iç dünyamızı dışa yansıtırız...

Tartışmanın birçok farklı biçimi var... Münazara (Arapça, nazar -bakmak, görmek, düşünmek), bakış açılarının karşılaşması... Münazara, iki kişinin bir konuya karşılıklı bakması ve gördüklerini kanıtlarla sunması... Münazara; akıl ve kanıt odaklı, belirli bir kural çerçevesinde iki karşıt tezin savunulması... Münazarada maksat, doğruyu bulmaktan ziyade, savunulan tezi mantıksal kanıtlarla galip getirmeye çalışmak... Münazara, jüri önünde yapılır, hitabet ve ikna kabiliyeti ön plandadır... Münazara,  kara olanı, ak olan kadar parlak anlatabilme sanatı... Münakaşa (Arapça, nakş -nakış işlemek, boyamak, renklendirmek), iplikleri birbirine karıştırmak, kavga... Münakaşa; ipliklerin veya renklerin birbirine girmesi, bir konunun didik didik edilmesi ve incelenmesi süreci, didikleme eyleminin sertleşerek sözlü kavgaya dönüşmesi... Münakaşa; duygu ve çatışma odaklı, birbirine sert sözler söyleme ve yapıcı olmaktan uzak... Münakaşa, karşı tarafı susturmak veya üstünlük kurmak için yapılır... Münakaşada akılcı kanıtlardan ziyade duygular, ses yükseltmeleri ve kişisel saldırılar öne çıkar... Münakaşa, tartışmanın kontrolden çıkmış hâli... Mütalaa (Arapça, tulu –doğuş, güneşin doğması, yükselmesi); yükseleni görmek, bir konuyu tartışmadan önce yapılan inceleme... Bir konuyu mütalaa etmek, o konunun üzerine ışık tutmak ve hakikatin doğmasını sağlamak... | Bir konu üzerinde derinlemesine düşünme, tetkik etme ve görüş bildirme... Atışma; mizah odaklı, halk (âşık) edebiyatı geleneğinde iki ozanın birbirini iğneleyerek veya şakalaşarak şiirle cevap vermesi... Atışma, zekâ gösterisi yapmak ve dinleyiciyi eğlendirmek için yapılır... ‘Atışma’nın bir kuralı (kafiye, ölçü) var... Atışma, karşı tarafı kırmadan, ince bir yergi (hiciv) sanatı icra edilir... Nazire, saygı ve taklit odaklı... Nazire; bir şairin, başka bir şairin şiirini beğenmesi üzerine; aynı ölçü ve uyakla ona benzer yeni bir şiir yazması... ‘Nazire’de model alınan şaire duyulan hayranlık gösterilir veya onunla boy ölçüşülür... Nazire, tartışmadan çok bir cevaptır... Nazire, asıl şiirden daha güzelse, buna tehzil veya şaka yolluysa latife denir... Müzakere, bir konuyu çözüme kavuşturmak için yapılan karşılıklı danışma ve fikir alışverişi... Cidal; sert, tavizsiz ve genellikle kavga boyutuna varan büyük ağız kavgası... Polemik; basın veya edebiyat dünyasında, bir fikir üzerine kalemle yapılan sert kalem kavgası... |

Kadim medeniyetimizde tartışma, doğruyu bulma amacıyla yapılan ve belirli ahlâkî kuralları olan bir eylem olarak görülmüş... Tartışmanın faziletine ve tehlikelerine dikkat çekilmiş... Tartışmada amaç ve niyet, doğruyu bulma hassasiyeti üzerine konuşlandırılmış... “Rabbinin yoluna hikmetle ve güzel öğütle çağır ve onlarla en güzel şekilde tartış/mücadele et. Şüphesiz, Rabbin kendi yolundan sapanları en iyi bilendir ve O, doğru yolda olanları da en iyi bilendir.” (Nahl, 125)... Hz. Hasan’ın nasihati: “Oğlum, âlimlerle oturduğunda konuşmaktan çok dinlemeye istekli ol. İyi konuşmayı öğrendiğin gibi iyi dinlemeyi de öğren. Uzasa bile, sözünü bitirene kadar asla konuşanın sözünü kesme.”... İmam Şafii, tartışmadaki esas niyeti şöyle ifade etmiş: “Hiç kimseyle tartışmadım ki, Allah'ın onu korusun, günahtan ve kötülükten sakındırsın ve ona hidayet etmesini içtenlikle dilemeyeyim. Hiç kimseyle tartışmadım ki, doğrunun, ister onun isterse benim aklıma ilk önce gelsin, ortaya çıkmasını içtenlikle dilemeyeyim.”... İmam Gazali, “Doğruyu arayan kişi, kaybolan devesini arayan adama benzer. Onun için, deveyi kendisinin mi yoksa bir başkasının mı bulduğu fark etmez. Samimi bir hakikat arayıcısı, tartıştığı kişiyi bir rakip değil, yardımcı olarak görür ve ona doğruyu gösterdiği için minnettar olur... - Aşırı heyecan, bozulmuş âlimlerin alâmetidir. Doğruyu savunsalar bile, karşı tarafı küçümsemek ve şiddetli bir heyecan göstermek, onların misilleme yapmasına ve hatalı oldukları halde direnmelerine yol açar... Eğer hakikat savunucuları onlarla kibarca konuşup, onları utandırmaktan ve rezil etmekten kaçınsalardı, onları kazanmayı başarırlardı...” demiş... Zehebi, tartışmanın haklı gerekçesinin ne olması gerektiğini açıklamış: “Bir tartışma, ancak doğruyu ortaya çıkarmak, daha bilgili olanın daha az bilgilisine bilgi aktarması ve daha zayıf olan bir zihni harekete geçirmek için meşrudur.”... Said ibn Abi Arubah, gerçek bir âlimin özelliğini tanımlamış: “Farklı görüşleri dinlememiş olan kimseyi âlim olarak kabul etmeyin.”...  Kadim medeniyetimizde, tartışmanın doğru usullerde yapılması son derece önemli imiş... Tartışma; ilimle-irfanla, hürmetle, edeple ve dikkatle, öfkeye mahal vermeden yapılır imiş...  

Tartışma; kazanmak için değil, doğruya ulaşmak için yapılmalı... Karşılıklı saygı ve nezaket çerçevesinde yürütülmeli ve dinleme ve anlama esasına göre olmalı... Tartmak, düşünmek, hesap etmek şeklinde olmalı... Zihnimizde bir terazi kurup hakkaniyetle davranmak olmalı... Birbirimizi kırmadan, ortalığı karıştırmadan... Konuşup fikirlerimizi paylaşarak yapılmalı... Tartışmada, öncelikle kendini tartmalı insan... Selam, sevgi ve saygılarımla.

ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir.