Saygınlık; prestij, itibar, hürmet, saygı, onur, tevazu, cesaret, empati, merhamet, değer... Saygınlık; şeref (daha ahlaki ve yüksek değer), ağırlık (toplum içindeki etkili duruş), kıymet (değer verilme)... Prestij, daha çok statü ve görünür saygınlık... İtibar, toplum gözündeki değer... Hürmet (saygı, bireyler arası davranış)... Saygınlık, bireylerin toplum içindeki konumunu belirleyen en güçlü değer... Saygınlık, insanın içsel bütünlüğü, ahlâkî duruşu ve hayat yolculuğundaki tarzı... Saygınlık davranış eğitimiyle kazanılır, kadim medeniyet değerlerimizin içselleştirilmesiyle nesilden nesile aktarılır...
Saygınlık, kişinin kendi iç dünyasının aynası... İnsan ne kadar dürüst, âdil ve tutarlıysa, toplumda o kadar saygın olur... Ayna, hem kendini hem başkalarını yansıtır; saygınlık da bireyin içsel değerlerini dış dünyaya aktarır... Saygınlık, birey ile toplum arasında kurulan bir köprü... Güven ve itibar, bu köprünün sağlamlığını belirler... Köprü yıkıldığında ilişkiler çöker; saygınlık kaybolduğunda, güvenin yeniden inşası edilebilmesi çok zor... Saygınlık, karanlıkta yol gösteren bir ışık gibi... İnsanın davranışlarını yönlendirir, toplumsal düzeni aydınlatır... Işık ne kadar güçlüyse, her bir şey o nispette net görünür... Saygınlık, doğuştan gelen bir ayrıcalık değil; emekle, tutarlılıkla, adâletle, alçakgönüllülükle ve sorumlulukla inşa edilir... Tutarlılık; söylem ile eylem arasındaki uyum... Adâlet, başkalarına karşı âdil olunması, böylece bireyin toplumda güven kazanması... Alçakgönüllülük, gücün ve bilginin doğru ve yerinde merhametle kullanılması... Saygınlık, insanın hayat yolculuğunda taşıdığı en değerli pusula... Toplumun bireye verdiği saygı, bireyin içsel bütünlüğünün dışa yansıması... Saygınlık, korunması ve özenle sürdürülmesi gereken manevî sermaye...
Disiplinlerde saygınlık, disiplinlerin toplum içindeki değerini ve bireylerin bu alanlardaki yetkinliğini yansıtır... Bu, uzmanlık ve derinlik gerektirir... Disiplinler, toplumun gelişimine katkıda bulunur... Bilim, sanat, mühendislik vb. alanlarda yapılan çalışmalar, toplumsal ilerlemeyi sağlar... Disiplinler, etik (ahlâkî) değerleri içerir... Disiplinlerde saygınlık, bireylerin etik kurallara uymasına neden... Eğitim kurumları, müfredatlarda disiplinlerin saygınlığını artırmak için gerekli düzenlemeleri yapmak durumundalar... Yoksa öğrencilerin disiplinlere olan ilgisi sağlanamaz... Disiplinlerde saygınlık, bireylere daha iyi kariyer fırsatları sunar... İşverenler, saygın disiplinlerden mezun olanlara daha fazla değer verirler... İnsan, maddî varlığıyla, toplumsal ilişkilerinde kazandığı itibar, güven ve değerle saygın olur... Saygınlık, ne salt makamla elde edilir ne de zorla kazanılır... Saygınlık; tutarlılık, doğruluk, liyâkat, adâlet, erdem vb. hasletlerle elde edilir... Siyasetten ticarete, eğitimden sağlığa, aile içi ilişkilerden sivil toplum faaliyetlerine kadar hayatın her alanında saygınlık, bireyleri ve kurumları ayakta tutar... Siyasette saygınlık, güvenin ve meşruiyetin kaynağı... Siyaset, toplumu yönetme sanatı... Bu sanatın temel yapı taşı da güven... Seçmen, oyunu verdiği kişi veya partiden, toplumun ortak çıkarlarını korumasını, verdiği sözleri tutmasını ve yolsuzluktan uzak durmasını ister... Maalesef günümüzde pek çok ülkede siyaset kurumuna duyulan güven sarsılmış durumda... Popülizm, nepotizm (kayırmacılık), fuhuş, rüşvet, hırsızlık, casusluk, yolsuzluk vb. skandallar ve çıkar çatışmaları nedeniyle... Saygın bir siyasetçiden beklenen, rakibine hakaret etmeden, kriz anlarında milletin yanında olmasıdır; çıkar gruplarına değil kamu yararına hizmet etmesidir... Saygınlığını yitiren iktidarın ve muhalefetin nasıl kısa sürede çöktüğüne tarih şahit...
Erdemli saygın yöneticiler ile ilgili misâller: Peygamberimiz Hz. Muhammed, güvenilir insan (Muhammedü'l-Emin)... Hz. Ömer, adâletin sembolü... Fatih Sultan Mehmed, bilime ve sanata değer veren hükümdar... Mevlâna Celâleddîn-i Rûmî... Yunus Emre... Harezmî... Birûnî... Daha niceleri... Mahatma Gandhi (1869-1948), şiddetsiz direnişin lideri... Albert Einstein (1879-1955), tevazu sahibi bilim adamı... Rosa Parks (1913-2005), 1955'te ABD'nin Alabama eyaletinde, otobüste bir beyaz adama yer vermeyi reddeden, Amerikan tarihindeki ırk ayrımcılığına karşı ilk kıvılcımı ateşleyen siyahî terzi... Nelson Mandela (1918-2013), 27 yıl hapiste kaldıktan sonra, kendisini hapseden beyaz azınlık yönetimine kinle değil, barış ve uzlaşmayla cevap veren, Güney Afrika'da ırkçılık rejimini (apartheid) yıkan, ülkenin ilk siyahî devlet başkanı... Saygın olmayanları (dilli düdükleri, çokbilmişleri) söylemeye gerek var mı? Onları tanımak zor değil... O kadar çok var ki...
Hayatın her alanında (iş, eğitim, aile ve sağlık), son derece önemli... İş hayatında saygın çalışan, mesai saatlerine riayet eder, işini eksiksiz yapar, haksız rekabetten kaçınır, meslek etiğine bağlı kalır... Eğitimde saygın öğretmen, öğrencisine emek verir, ayrımcılık yapmaz, öğrencisine bilgiyi aktarır ve ona karakter sahibi yapar... Aile içinde saygın ebeveyn, çocuklarına şiddet uygulamaz, onların fikirlerini dinler, sözünde durur... Sağlıkta saygın hekim, hastasının mahremiyetine ve şahsiyetine saygı gösterir, hastasına saygılı ve anlayışlı davranır, parayla değil vicdanıyla tedavi eder... Saygınlık, alkışlarla ölçülmez, asparagas haberlerle ve dezenformasyonla inşa edilmez... Bir toplumda yöneticiler, öğretmenler, doktorlar, polisler, esnaflar, işçiler, anneler, babalar, çocuklar saygınlığını yitirdiğinde, toplum, kitleye dönüşür, enkaz hâline gelir...
Saygınlığın ne olduğunu, ne olmadığını dillendiren ölçü: “Allah indinde en şerefliniz takvâca en ileri olanınızdır. Arabın Arap olmayan (acem) üzerine bir üstünlüğü yoktur. Arap olmayanın da Arap üzerine bir üstünlüğü yoktur. Beyaz derili olanın siyah derili üzerine bir üstünlüğü yoktur, siyah derili olanın da beyaz derili üzerine bir üstünlüğü yoktur. Üstünlük sadece takvâ iledir.” (Hadis-i Şerif)... Selam, sevgi ve saygılarımla.



ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir.