TOKMAK KİMİN ELİNDEYSE

Tokmak ve davul... Tokmak kimin elindeyse davula o vurur... Tokmak ve davul aynı kişi olunca tek ses çıkar... Farklı ellerde olunca çıkan ses sadece gürültü olur... Tokmak kimin elindeyse, ses onun istediği gibi çıkar. ‘Tokmak kimin elindeyse’ gerçeği, yalnızca bir çalgının ritmini değil; gücün, otoritenin ve yönlendirme kabiliyetinin kimde olduğunu anlatır... Tokmak; bir karar mekanizması, bir söz hakkı ve geleceğin yönünü belirleyen etkili bir araç... Davulun derisi aynı, kasnağı aynı, ortamı aynı… Ancak, tokmağı tutan el değiştiğinde çıkan ses de değişir... Bu, toplumun işleyişi misâli... Yasalar, kurumlar, kurallar belli... Lâkin kanunları, kuralları ve prosedürleri yorumlayan, uygulayan ve yönlendiren irade farklıysa sonuçlar da farklı olur... Mesele, bir şeyin ne olduğundan ziyade, kimin elinde olduğu gerçeğinin farkına varabilmek...

Tokmak davulcunun elinde ve davul davulcunun boynunda olmalı... Davul, kayışla boyna asılmalı ki, iki elle rahatça çalınabilsin... Tokmak (davulu vuran sopa), çalgıcının sağ elinde bulunmalı... Sol elde ise daha ince bir çubuk (zurna eşliğinde ritmi süslemek için kullanılan çubuk (tokmak) olmalı... Bu düzen, hem sesin güçlü çıkması hem ritmin dengeli tutulması için lâzım... Her bir disiplinde ve organizasyonda da, davul ve tokmak doğru elde ve boyunda olmalı... Bu, her bir işleyişin doğru olması için gerekli... Tokmak, bilgi gibi... Bilgiyi elinde tutan, onu yorumlayan ve dağıtan kişi, düşünceleri şekillendirir... Tokmak, ekonomi gibi... Ekonomiyi yöneten, kaynakları kontrol eden, hareket alanını belirler... Tokmak, bir söz gibi... Doğru zamanda söylenen bir söz, her bir şeyi değiştirir... Şayet, tokmak ehil olmayan bir eldeyse, çıkan ses ahenkli olmaz, sadece gürültü olur... Güç, ehil elde olmayınca baskıya dönüşür... Bir toplumda, kurumda, kuruluşta, organizasyonda tokmağın yanlış elde olması, sesin tekdüzeleşmesine ve farklı tonların kaybolmasına neden olur... Çok seslilik, iyi organize edildiğinde farkındalık oluşur... Mühim olan, farklı ellerin farklı, ancak doğru ritimler katabilmesi... Her birimizin elinde bir tokmak var aslında... Kararlarımızı, tercihlerimizi, duruşumuzu ve kendi ritmimizi bu tokmakla belirleriz... Tokmağı başkalarının eline verdiğimizde, aklımızı da kiraya vermiş oluruz... Başkalarının yön verdiği bir hayatta sadece ses çıkaran dilli düdük oluruz; kim öttürürse o sesi çıkarırız... Tokmak, böylesine önemli... ‘Tokmak kimin elindeyse’ sözü, güç ilişkilerini anlatmanın ötesinde bir uyarı... Elbette, gücü kimin kullandığı kadar, nasıl kullandığı da göz ardı edilmemesi gereken nokta... Tokmak bir araç... Tokmağı anlamlı kılan, ona yön veren niyet, akıl ve irade... Asıl mesele, tokmağı ele geçirmek değil; onu elde hakkıyla tutabilmek ve kullanabilmek...

Siyasette davul, yetkiyi ve sorumluluğu; tokmak, asıl karar ve yönlendirme gücünü simgeleyen iki unsur... Siyasî bir figürün sembolik olarak yetki sahibi görünüp kararların başkası tarafından alınması... Siyasette, tokmağı başkasının elinde olan pek çok gölge tipler mevcut maalesef... Bir partide birinin boynuna davul asılması ve tokmağın başkasının elinde olması... Tokmak kimin elinde mi? Cevap bilinse de, mankurtlaşan kitleler için her şey olağan... Bir partinin genel başkanı, görünürde partinin başı... Uygulamada karar mekanizması, bir başkası... Partinin asıl başı, perde arkasında... Şu ya da bu parti... Kastımız etik olmayan durum... Demokrasi, bu mu? Bu, monarşi ve oligarşi temelli yapılanma... Orkestra şefi olmalı... Orkestra üyeleri olmalı... ‘Dediğim dedik, çaldığım düdük’ anlayışıyla orkestra olmaz... Orkestradaki her bir üye değerli... Her bir organizasyon da orkestra misâli... Çıkan sesin değeri, orkestranın doğru işleyişiyle ilintili... Müzik mi, gürültü mü? Tercihlerimiz, irademize endeksli... Tokmağın birinin, davulunsa başkasının elinde olduğu, politik bir gürültü kaynağından kurtulmanın yolu; millî çizgide olmak, kadim medeniyet değerlerimizle hemhâl olmak... Siyasî iradenin tek bir kişinin elinde olması değil esas olan... Doğru olan, millî iradenin devlet aklıyla örtüşmesi... Bunun için dezenformasyonun (bilgi çarpıtmanın) önlenmesi gerek... Tokmak ve davul millî ellerde olmalı... Ülkemizin üzerinde kötü emeller besleyen emperyalistlerin ve içimizdeki uzantılarının elinde değil... Kendi elimizle bindiğimiz dalı kesmemek, tokmağı ve davulu bizden olan millî olan iradeye vermekle olur... ‘Yalan-talan-dolan’la göz boyayan, çıkarını düşünen birine verilen tokmak ve davul; zaman, iş, emek israfına sebeptir... Adliyeye intikal eden soruşturmalara baktığımızda ne demek isteğimiz anlaşılır... Algı körlüğünden kurtulmak için davulun kimin boynunda ve tokmağın kimin elinde olduğunu görebilmek lâzım...

Tokmak, davulsuz; anahtar da kilitsiz olmaz... Her bir şeyin yerli yerinde olması, doğru kullanılması mühim... Dahası, bizim işin neresinde olduğumuz ve ne kadar kendimiz olabildiğimiz... Bunun anlamın yolu, doğru tokmakla vurulan davulun doğru ses çıkardığını ve doğru anahtar ile doğru kapının açıldığını bilmek... Gerisi lafı güzaf... Selam, sevgi ve saygılarımla. 

ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir.