Uzlaşı, birlikte yaşamanın anahtarı… Toplumun sağlıklı bir şekilde varlığını sürdürebilmesi, bireyler arasındaki ilişkilerin barışçıl bir zeminde yürütülmesine bağlı… Uzlaşı, bireylerin ya da grupların kendi görüşlerinden tamamen vazgeçmeden, ortak bir noktada buluşma çabası… Farklı fikirlerin, hayat tarzlarının ve değerlerin bir arada var olabildiği bir ortamda, karşılıklı anlayış ve saygı son derece önemli… Uzlaşı kültürü; sorunları çözer, toplumda empati, merhamet, hoşgörü ve diyalog kültürünü pekiştirir… Uzlaşı kültürü; bireylerin değil, fikirlerin çatıştığı bir ortam oluşturur… Böylece, bireyler muhataplarını düşman olarak değil, farklı bir bakış açısının temsilcisi olarak görmeye başlar… Bu da toplumsal kutuplaşmanın önüne geçer, bireyler arası iletişimi güçlendirir… Aileden başlayarak, okullarda, iş yerlerinde, siyasette ve uluslararası ilişkilerde uzlaşı anlayışının hâkim olduğu uzlaşı kültürü, güven ve istikrar sağlar…
Uzlaşı olduğunda, bilgiye erişim kolaylaşır; fikir çeşitliliği artar; her birey kendi düşüncesini özgürce açıklar… Fikirlerin çoğalması, çatışma riskinin artması demek… Her şeye rağmen, uzlaşı kültürü bir lüks değil, bir zorunluluktur medenî insanlar için… Hem bireylerin hem toplumun yararınadır, tartışmayı bir güç savaşına dönüştürmeden, ortak akılla çözüm üretebilmek… Uzlaşı kültürü doğuştan gelmez; öğrenilir, öğretilir ve zamanla gelişir… Uzlaşı kültürünün temel taşları: Empati kurmak, merhametli olmak, karşıdakinin neden farklı düşündüğünü anlamaya çalışmak… Sadece cevap vermek için değil, anlamak için dinlemek… Önyargılardan arınmak, kişilere değil, fikirlere odaklanmak… Olumlu düşüncede ortak payda aramak, uç noktalarda değil, ortada buluşulabilecek yolları keşfetmek… Uzlaşı kültürü, eğitim sisteminde ve ailede erken yaşlardan itibaren kazanıldığında, bireyler daha anlayışlı ve çözüm odaklı olurlar… Sadece iki tarafın ortada buluşması değil, aynı zamanda empati, merhamet, diyalog ve karşılıklı anlayış üzerine kurulu bir hayat tarzıdır uzlaşı kültürü…
Siyasette uzlaşı kültürü, ortak aklın gücüdür… Siyaset, farklı görüşlerin çatıştığı bir alan… Birlikte yaşamanın, bir ve beraber olmanın gereği, fikir ayrılıklarının yapıcı diyaloglarla yönetilmesi icap eder... Uzlaşı kültürü olmayan bir siyasî atmosfer; kutuplaşma, toplumsal ayrışma ve çözüm yerine kriz üretme demek… Farklı politik görüşlerin ortak paydada buluşabilmesi; uzlaşı kültürünün yaşanması demek… Eğitimde uzlaşı kültürü, geleceğimizin doğru inşa edilebilmesi için mühim… Uzlaşı kültürünün temelleri çocuklukta atılır. Bu nedenle okullar sadece bilgi aktaran kurumlar değil, aynı zamanda kadim medeniyet ve evrensel değerlerin öğretildiği alanlar olmalı… Öğrenciler, birbirlerini dinlemeli, farklı fikirlere saygı duymalı, birlikte çözüm üretmeli, sınıf içi grup çalışmalarında uzlaşma becerileri geliştirmeli… Ailede uzlaşı kültürü, sevginin dilidir, anlayışlı olmaktır… Ebeveynler (anne-babalar) çocuklarını sadece dinleyen değil, gerçekten anlayan bireyler olduklarında, çocuklar da duygularını daha rahat ifade ederler… Eşler arasında, farklı beklentiler ve kişilikler doğal kabul edilmeli, ortak dil üslubu kullanılmalı… Bir zayıflık göstergesi değildir, bir olgunluk göstergesidir uzlaşı kültürü… Farklılıklarla kavga etmek yerine, onları yönetebilmek gerek… Uzlaşı kültürü; siyasette barışın, eğitimde erdemin, ailede sevginin var olması devam etmesidir... Uzlaşının yapılamayacağı şeyler; sömürü, zulüm, soykırım... Uzlaşı, küfürle, hakaretle olmaz; uzlaşı fikirle olur...
Uzlaşı kültürünü bam telinden dillendiren güzel sözler: “Pergele benzeriz; bir ayağımız şeriatta sabitken, diğer ayağımız yetmiş iki milleti dolaşır… Biz bir bedenin uzuvları gibiyiz; bir uzuv acı çekerse, diğerleri de huzursuz olur…” (Mevlânâ Celaleddin-i Rûmî)… “Gelin tanış olalım, işi kolay kılalım, sevelim sevilelim, dünya kimseye kalmaz… Bir kez gönül yıktın ise, bu kıldığın namaz değil. Yetmiş iki millet dahi, elin yüzün yumaz değil…” (Yunus Emre)… “İncinsen de incitme… Bir olalım, iri olalım, diri olalım” (Hacı Bektaş-ı Veli)… “Müminler bir binanın tuğlaları gibidir; biri diğerini destekler.” (İmam Gazâlî)… “Âdemiler (insanlar) aslında bir bedenin uzuvlarıdır; çünkü hepsi aynı cevherden yaratılmıştır.” (Şeyh Sadi-i Şirâzî)... “Hak ile uzlaşan, halk ile de uzlaşır.” (Niyazi-i Mısrî)… “Varlık birliği (Vahdet-i Vücûd) anlayışında, her şey Hak’tan gelir ve O’na döner.” (İbn Arabî)… “Kuşların toplantısında (Mantıku't-Tayr), hepsi Hüdhüd’ün rehberliğinde Simurg’u (zümrüd-ü anka kuşunu) arar; çünkü hakikate ancak birlikte ulaşılır.” (Ferîdüddîn Attâr)… “Dünyada gördüğünüz her şey, insanın kendi düşüncelerinin bir yansımasıdır.” (Mahatma Gandhi)… “Gerçek liderlik, uzlaşma ve anlayış sağlamakla başlar.” (Nelson Mandela)… “Barış, savaşın sona ermesinden daha fazlasıdır; barış, insanların birbirini anlamasıdır.” (Albert Einstein)… “Barış, düşmanlıkların sona ermesi değil, karşılıklı anlayışın sağlanmasıdır.” (Martin Luther King Jr.)…
Bilinmesi gereken en önemli husus, uzlaşının sevgi, hoşgörü, birlik ve dayanışma odaklı olması gereğidir… Daha barışçıl, üretken ve huzurlu bir hayat istiyorsak; uzlaşı kültürü yaşanmalı ve yaşatılmalı her daim… Selam, sevgi ve saygılarımla.


ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir.