GECİKEN ADÂLET

Adâlet, çaba sarf edenle etmeyeni, ihtiyacı olanla olmayanı aynı kefeye koymayan bir yaklaşımla olduğunda anlamlı... Bu yaklaşım, Platon ve Aristoteles'ten günümüze kadar uzanan hakkaniyet odaklı adaletin niteliğiyle ilintili... Hakkaniyetin ne olduğunu açıklayan ifade: “Adâlet aritmetik değil, geometriktir.” Bu, adâleti sadece basit bir sayısal eşitlik (herkese aynı pay) olarak görmeyi reddetmek demek... Gerçek adâlet; karmaşık sosyal yapıda bireyin çabasına, değerine veya ihtiyacına göre şekillenen orantılı bir eşitlik ve gecikmesiz yerine getirilen muamele...

Aristoteles’e göre adâlet, iki türde olmakta: Düzeltici (tadil edici, aritmetik) ve dağıtıcı (paylaştırıcı, geometrik)... Aritmetik adâlet; gönüllü veya gönülsüz işlemlerde (alışverişler, zararlar, cezalar) kullanılır ve herkesi yasa önünde eşit kabul eder. Suç ve ceza arasındaki dengeyi sağlar; birine zarar veren, zararın bedelini öder. Her bir kimse, aynı parayı çaldıysa aynı cezayı alır; geçmişteki katkılarına bakılmaz... Geometrik adâlet, malların ve diğer toplumsal değerlerin insanlar arasında bölüştürülmesiyle ilgili... Âdil olan; liyakat, çaba ve erdeme göre orantılı olandır... Adâletin tesisi, aritmetik eşitlikle, herkese aynı miktarın, aynı payın verilmesiyle sağlanamaz... Bir pastanın, kişi sayısına göre eşit dilime bölünmesiyle, gerçek adâlet yerine getirilmiş olamaz... Bu tarz ile eşitlik şeklen yerine getirilmiş olabilir, ancak hakkaniyet ile paylaşım yapılamaz... Meselâ, bir projede bir kişi 2 kat çaba ve emek sarf ederken, diğer bir kişi sadece 1 kat çaba ve emek harcasın... Bu durumda, iki bireye de aynı ücret ve ödül verilsin... Bu, aritmetik olarak adâleti eşit dağıtmaktır yalnızca... Böylesi hâl, herkesin adâlet duygusunu zedeler... Salt eşitlik, adaletsizliğe kapı açan ve geciken adâlettir... Farklı emek ve çaba sarf edenleri aynı kefeye koymaktır ve katkıların veya ihtiyaçların farklılığını göz ardı etmektir... Sorunun çözümü, geometrik oran ve dağıtıcı adâletle mümkün... Paylaşım, hakkaniyet liyakat üzerine yapılır... Eşitlik mutlak (aritmetik) değil, orantılı (geometrik)dir... Âdil bir dağıtım, en çok liyakati olana en büyük payı vererek yapılır... Herkesin payı, onun topluma veya işe olan katkısıyla orantılıdır... Bu, bir bakıma, bir üçgenin tüm kenarlarının birbiriyle bir oran içinde olması ve bir bütün oluşturması gibidir... Toplumdaki her bireyin payı, bütüne katkısıyla orantılı olarak belirlenir...

Platon ise, adâleti bireyin dışındaki bir eylemden ziyade, ruhun içsel bir uyumu olarak değerlendirir... Bu perspektife göre; akıl, irade ve arzu arasındaki düzen ve doğru hiyerarşi, bireyin âdil olmasını sağlar... Geometrik bir şeklin kusursuz uyumu gibi, adâlet de uyumlu bir güçtür... Adâlet, sadece güçlüye ait bir hak değil; aynı zamanda, bir bütünün etkili uyumudur... Bu; geometrinin simgelediği mükemmelliği, orantıyı ve rasyonel düzeni ortaya koyan yaklaşım olsa gerek... Adalet geometriktir, adalet herkese eşit birer dilim vermekle sınırlı değildir... Gerçek adâlet, derinlemesine bir değerlendirmeyi gerektirir... Aritmetik eşitlik, çoğu zaman, en büyük adaletsizliktir... Bireylerin liyakatleri, çabaları ve ihtiyaçları orantılı bir şekilde dikkate alınıp, geometrik denge gözetilerek âdil ve uyumlu bir paylaşımdır, gecikmesiz olarak zamanında yerine getirilen gerçek adâlet... Geciken adâlet; hakkaniyetle yapılmayan ve zaman aşımına uğrayan adâlet... Aritmetik kaygıyla yapılan paylaşım; geometrik paylaşımı uygunsuz hâle dönüştürdüğü takdirde; sonradan yapılacak her bir iyileştirmeyi de işe yaramaz hâle getirecektir; adâleti geciktirecektir... Bu durumda, herkesten fazla dilim alınmaması, herkes kadar pay alınması; hakkaniyeti ihlal edecektir... “Justice delayed is justice denied. -Geciken adalet, adalet değildir.” sözü, William Ewart Gladstone, William Penn ve William Blackstone ile ilişkilendirilmekte... Bir hakkın zamanında teslim edilmemesidir, adâletin gecikmesidir ve adaletsizliktir... Esas olan, adâletin zamanında ve hakkaniyetle yerine getirilmesidir... Gecikmiş bir karar, mağduriyetin sürmesine ve adâletin anlamını yitirmesine nedendir...

Adalet, sadece doğru karar vermek değil, o kararı zamanında verebilmek... Adâletin gerekliliğine dair sözler: “Şüphesiz Allah, adaleti, ihsanı, yakınlara vermeyi emreder; çirkin utanmazlıklardan (fahşadan), kötülüklerden ve zorbalıklardan sakındırır. Size öğüt vermektedir, umulur ki öğüt alıp-düşünürsünüz.” (Nahl, 16)... “Her hak sahibine hakkını ver.” (Hadis-i Şerif)... “Adalet mülkün temelidir.” (Hz. Ömer)... “Adalet, insanların en büyük ihtiyacıdır. Adaletle yönetilen bir toplum, her türlü zorlukla başa çıkabilir.” (Hz. Ali)... “Adalet, varlığın en yüksek mertebesidir. Adaletin olmadığı yerde, hiçbir şeyin gerçek anlamda varlığı yoktur.” (İbn Arabi)... “Adalet, insanın ruhunu besleyen bir erdemdir. Adaletli bir kalp, huzurun kaynağıdır.” (Gazali)... “Adalet, erdemlerin en büyüğüdür. Adaletli bir yönetim, toplumun refahını sağlar.” (İbn Sina)... “Adalet, yalnızca bir erdem değil, aynı zamanda bir zorunluluktur. Toplumun düzeni, adaletin varlığına bağlıdır.” (Razi)... “Adalet, aklın ve vicdanın sesidir. İnsanlar, adaletle hareket ettiklerinde gerçek mutluluğa ulaşabilirler.” (Maturidi)... “Adalet, herkese hakkını vermektir; zulüm ise bir hakkı sahibinden almaktır.” (Mevlânâ Celaleddin-i Rumi)... “Adaletin gecikmesi, adaletsizliktir.” (William Shakespeare)... “Adaletin küçüğü olmaz; her adaletsizlik büyüktür.” (Victor Hugo)... “Bir devletin yıkılışından önce yasaları çoğalır.” (Tacitus)... “Adalet, devleti ayakta tutan temel sütundur.” (Cicero)... “Adaletin olmadığı yerde büyük insanlar da yoktur.” (Konfüçyüs)...

Adâlet, hem bireyler arası ilişkilerde hem toplumsal düzenin sağlanmasında son derece gerekli... Yerinde, zamanında ve hızlı bir şekilde... Selam, sevgi ve saygılarımla.

 

[email protected] 

ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir.