Cüzdan, bireysel ve sosyal hayatın cepteki kasası… Cüzdan, e-cüzdana evrilmiş gönümüzde… E-cüzdan, dijital dünyanın finansal enstrümanı… E-cüzdan, modern dünyada para yönetimini yeniden tanımlayan dijital araç… E-cüzdan, geleneksel cüzdanın yerini alarak, kullanıcıların finansal işlemlerini hızlı, güvenli ve kolay bir şekilde gerçekleştirmelerini sağlayan uygulama (aplikasyon)… E-cüzdan, kullanıcıların kredi kartı, banka kartı ve hatta kripto para bilgilerini dijital olarak saklayabilen yazılım uygulaması… E-cüzdan sayesinde, fiziksel kartları taşıma zorunluluğu olmadan ödemeler yapılabilmekte, para transferi gerçekleştirebilmekte ve alışveriş yapılabilmekte… E-cüzdan, kullanıcıların saniyeler içinde ödeme yapmalarını sağlayabilmekte… Mobil cihazlar ile uyumlu olan e-cüzdan, her an her yerden işlem yapmayı mümkün kılmakta… Birçok e-cüzdan, şifreleme ve biyometrik doğrulama gibi güvenlik özellikleri nedeniyle kullanıcıların finansal bilgilerini korumakta… E-cüzdan, kullanıcıların harcamalarını ve gelirlerini dijital olarak takip etmelerini sağlayarak, bütçe yönetimini kolaylaştırmakta…
Cüzdanı doğru doldurmak ve kullanmak, vicdan ile alâkalı… Vicdan; insanın doğru ve yanlış arasındaki farkı ayırt etmesine yardımcı olan içsel rehber… Vicdan, ahlâkın ibresi… Vicdan ve e-vicdan, modern dünyada etik sorumluluğun yerine getirilmesinde en önemli dayanak noktası… Her bir bireyin etik rehberi olan vicdan, bireyin davranışlarını ve kararlarını değerlendirmede doğru ve yanlış arasındaki farkı ayırt etmede içsel bir ses… Vicdan ve e-vicdan; toplumsal değerlere, evrensel normlara, dinî inançlara ve kişisel deneyimlere göre şekillenen iç denetim… Vicdanı ve e-vicdanı harekete geçiren nedenler; eğitim, farkındalık ve etik değerler… Her şeyin dijital platforma taşındığı hengâmede, hem e-cüzdana hem e-vicdana ihtiyacımız var… Cüzdan ve vicdan, sosyal hayatın vazgeçilemez sacayağı… Ne paradan ne vicdandan, ne de özümüzden vaz geçebiliriz… Bunu dillendiren tespitler: “Paranın satın alamayacağı tek şey, mutluluktur.” (Henry David Thoreau)… “Zenginlikten ziyade itibarı koru.” (Publilius Syrus)… “Vicdanın sesi, ruhun rehberidir.” (Jean-Jacques Rousseau)… “Vicdan, doğru olanı yapmanın içsel bir uyarıcısıdır.” (Mahatma Gandhi)… Kapitalist anlayış, insanları maddî çıkarlarına göre hareket etmeye şartlandırmış… Ticarî kaygılara göre dizayn edilen anlayışlar, insanları acımasız hâle dönüştürmüş… Sömürü üzerine kurgulanan her türlü siyasî, ictimaî, iktisadî ve dinî görüşler, insanı mankurtlaştırmış… İnsan, yemediğini yedirmekle, giymediğini giydirmekle, ‘muhtaç, aç ve yoksul’ olana vermeyip umre ve hac yapmakla vicdanını güya rahatlatır olmuş ya da hiçbir şeyi umursamayıp gezip tozmakla keyfe keder davranır olmuş… Evrensel, etik ve kadim değerlerimiz göz ardı edilir olmuş… İnsan, insan olmaktan çıkmış; insan müsveddesine kalp etmiş; sosyal hayatta karar verirken sadece cüzdana itibar edilir olmuş…
Cüzdana itibar edenler, ekonomik refahları ve maddî kazançları için, hep cüzdan odaklı kararlar verirler… Cüzdana itibar edenler, daha zenginleşirler, cüzdanlarının içini tıka basa doldurmaya devam ederler… Cüzdana itibar edenler, sadece kendi menfaatlerini düşünürler, fakirlerin sırtından ailelerine daha iyi hayat şartları sunarlar… Cüzdana itibar edenler, sözüm ona ekonomik başarı, toplumsal statü ve saygınlık elde ederler… Cüzdana itibar edenler, çıkarları uğruna ahlakî değerlerden tâviz verirler… Cüzdana itibar edenler, sürekli daha fazla kazanma isteğiyle, doyumsuzlukla ve tatminsizlikle yoksulun, muhtacın ve yetimin-öksüzün sahip olduklarına göz dikerler… Cüzdana itibar edenler, insanlarla olan ilişkilerinde hep çatışırlar ve gerginliklere neden olurlar… Vicdana itibar edenler ise, doğru ve yanlış arasındaki farkı ayırt edebilirler; iç dünyalarında huzurlu olurlar; toplumsal yararı gözetirler… Muhakkak, rızkımızın peşinde koşmak lâzım, ancak vicdanımızın sesine de kulak vermek ve gereğini yapmak lâzım… Bütün bunları yapabilmenin çaresi, kadim medeniyet değerlerimize dönebilmek… İnsanın ruhunu karartan gölgedir vicdansız olmak… Vicdanımızı cüzdanımıza bağlı kılmak, en büyük aymazlık… Bu, yerli ve millî her bir şeye karşı duyarsız olmaya sebep durum… Bu, kadim medeniyet değerlerimizden kopmayı, özgür olmak sanmak… Bu, özel olmayı, sokaklara çıkmak, yakıp yıkmak ve ülkemiz zararına yerli ve millî olan kurum, kuruluş ve şirketlere karşı alâkasız eylemler yapmak… Bu, kendi gibi düşünmeyenleri aşağılamayı, marifet zannetmek… Bu, proje yerine laf üretmeyi, çalmayı çırpmayı yolsuzluk yapmayı, temel atmama garabetini marifet zannetmeyi hayat felsefesi hâline getirmek… Bu, her bir sorunu cüzdana bağlamak…
Cüzdan, insanı makam sahibi ve zengin yapar; vicdan ise, insanı insan yapar… Vicdan, kullanıldıkça, kendini arındıran, kalbi temizleyen güç… Cüzdan da vicdan da doğru ve yerinde kullanılmalı ki insan olabilelim ve insan kalabilelim... Selam, sevgi ve saygılarımla.
https://bit.ly/muzafferceven


ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir.