Beyin, akıl, zekâ, zihin... Zihin; insanın anlayış, kavrayış, algılama yetisi; yaşantıları, öğrenilenleri, bunların geçmişle olan bağlantılarını bilinçli olarak kafada saklama gücü, bellek... “Beyin donanımdır, akıl yazılımdır, zekâ işletim sistemidir.” (İsmail Hakkı Aydın, bilim adamı, beyin cerrahı)... Zekâ, insan bilincinin en büyüleyici ve soyut kavramı... Zekâ gelişimini, yalnızca rasyonel terimlerle değil, aynı zamanda sezgisel ve imgelerle dolu bir dille kavramak gerek... Zekâ, keşfedilmeyi bekleyen bir okyanus gibi; bilgi katmanlarıyla yükselen sağlam bir yapı misâli... Zekâ, sürekli büyüyen ve bakıma muhtaç bir bahçe bir bakıma... Başarısız da olsak, zekâmızı işletelim... Başarısızlık bizi yıldırmamalı... “Başarısızlık, daha zekice bir şekilde yeniden başlama fırsatından ibarettir.” (Henry Ford)...
Farklı türden tohumlar taşıyan bir bahçe gibidir, her zihin... Bu tohumlar, doğuştan gelen potansiyeli ve yatkınlıkların remzi... Tohumlar; matematiksel yeteneğe (gül tohumu), sanatsal özelliğe (orkide tohumu), sosyal zekâya (meyve ağacı tohumu) sahip... Tohumların hepsi küçük; aralarındaki farklar belirsiz... Zekâ gelişiminin ilk aşamasıdır, tohumların varlığını kabul etmek... Bir bahçenin verimliliği, toprağın kalitesine bağlı... Zekânın toprağı; deneyimler, eğitim, kültürel çevre ve erken çocukluk stimülasyonu (herhangi bir uyarana karşı organizmaların verdiği tepki, uyarılma)... Tohumların kök salmasına nedendir, zengin ve besleyici bir toprak (kaliteli eğitim)... En güçlü tohum bile kurur, sulama (sürekli öğrenme çabası) ve gübreleme (eleştirel düşünme, yeni bilgi edinme) olmadan... Zekâ, doğuştan gelen bir kapasiteyle sınırlı değil... Sürekli bakım ve beslenme gerektiren bir vetiredir/süreçtir zekâ... Ebette, bir bahçede her daim yabâni otlar (dikkat dağınıklığı, bilgi kirliliği, önyargılar) ve kontrolsüz büyüme (gelişigüzel öğrenme) olur... Budama (gereksiz bilgiyi elemek); odaklanmayı güçlendirir ve yanlış öğrenme biçimlerini düzeltir, zekânın sağlıklı gelişimini sağlar... Yabâni otları ayıklamak; eleştirel düşünme becerisiyle hurafelerden, sapkınlıklardan ve yanlış varsayımlardan kurtulmak demek... Zekâ gelişimi, doğrusal bir süreç değil... Bu süreç; ‘bahar’ı (hızlı öğrenme dönemlerini), ‘yaz’ı (üretkenliği ve uygulamayı), ‘sonbahar’ı (öz değerlendirmeyi ve konsolidasyonu/pekiştirmeyi -birleştirmeyi, takviye etmeyi ve sağlamlaştırmayı) ve ‘kış’ı (dinlenmeyi ve içselleştirmeyi) kapsar... Öğrenme yavaşlar kış uykusunda, ancak kökler (temel anlayış ve beceriler) bu dönemde derinleşir... Bu; gelişimin her zaman hızlı olmadığını öğretir bize ve bizi sabırlı hâle getirir...
Unutmayalım, sağlıklı bir bahçe, tek bir çiçek türünden oluşmaz... Farklı bitkiler (mantıksal, duygusal, uzamsal, dilsel zekâlar) birbirlerini destekler... Meselâ, bir meyve ağacının (sosyal zekânın -social intelligence/ quotient, SQ) gölgesi, hassas çiçeklerin (duygusal zekânın) yanmasını engeller... Arılar tüm bahçeyi dolaşır, çapraz tozlaşmayı sağlar... Çoklu zekânın harekete geçmesidir bu... Farklı yeteneklerin uyumlu bir bütün oluşturmasıdır ve çeşitliliğin verimliliği artırmasıdır bu (ekosistem)... Zekâ geliştikçe, kavramların karmaşıklığını, dinamizmini ve bireysel sorumluluğunu daha iyi idrak etmek mümkün... Zekâ, nesilden nesile geçen bir miras olmanın ötesinde, geliştikçe daha verimli hâle gelen sistem... Zekâsını işleten insana düşen, bir bahçenin toprağını zenginleştirmek, tohumlarını bilinçli bir şekilde sulamak ve yabâni otları sürekli ayıklamak... Bir bahçenin güzelliği ve verimliliği, ona ne kadar itina gösterilmesiyle alâkalı... Zekâ geliştikçe, bireyin birçok alanda kapasitesi ve becerileri artar; bilişsel ve duygusal açıdan bir dizi değişiklik ve gelişim olur... Bir kimsede zekâ geliştikçe; problem çözme becerileri gelişir... Daha karmaşık sorunları analiz etme, parçalara ayırma ve çözüm üretme yeteneği artar... Daha hızlı ve verimli alternatif çözüm yolları bulunur... Yeni bilgiler daha hızlı kavranır ve özümsenir... Bilgiler, daha uzun süre hafızada tutulur ve gerektiğinde geri çağrılır... Analitik düşünme güçlenir, hâdiseler ve kavramlar arasında daha derin bağlantılar kurulur... Nedensellik ilişkileri daha iyi anlaşılır ve eleştirel bir bakış açısı gelişir... Hayâl gücü artar... Yeni fikirler üretilir, orijinal çözümler bulunur ve sanatsal ifade becerileri gelişir... Dil becerileri gelişir, kelime hazinesi zenginleşir, dilbilgisi kuralları daha iyi kavranır ve birey kendini daha akıcı ve etkili bir şekilde ifade eder... Karmaşık metinleri anlama ve yorumlama yeteneği artar... Duygusal zekâ (EQ - emotional quotient) gelişir... Zeka geliştikçe, kişinin kendi duygularını ve başkalarının duygularını anlama, yönetme ve empati kurma becerisi gelişir... Bu, sosyal ilişkileri olumlu yönde etkiler... Yeni ve zorlu durumlarla başa çıkma, stresle daha etkili mücadele etme ve değişen koşullara daha hızlı uyum sağlama becerisi artar... Karar verme mekanizması gelişir; seçenekler daha iyi değerlendirilir, muhtemel sonuçlar daha net görülür ve daha rasyonel kararlar alınır... Kendi iç dünyamızda ve çevremizde olup bitenlere karşı farkındalığımız artar... Bu, daha derin bir öz-bilinç ve çevre bilincini geliştirmemize yardımcı olur... Akademik performansımız artar ve iş hayatımızda daha karmaşık görevlerin üstesinden gelebiliriz...
Zekâ geliştikçe, özümüze ve etrafımızdaki dünyaya fayda sağlarız... İşletilen zekâ; çiçek açan, bir ağaç misâli... İşletilmeyen zekâ ise, biriktirilip harcanmayan para gibi... Parayı, akıllıca kullanabilmek önemli... Kullanılmayan para, sahibini harcar ve kullanır... Sözümüz, aklını kiraya vermeyenlere; birine ya da birilerine körü körüne tâbi olmayanlara... Selam, sevgi ve saygılarımla.



ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir.