• 12 Mayıs 2026, Salı

ÜRETEMİYORUZ

Televizyon haberlerinde gördüm; doğrusu fevkalade üzüldüm. Türkiye’de seracılığın başkenti diyebileceğimiz Antalya ve ilçelerinde bazı seralar işletmecileri tarafından bozulmaya başlamış. Çünkü zarar ediyorlarmış.

İnsanın aklı almıyor değil mi?

Toprak nasıl zarar ettirir ki? Fideyi ya da tohumu ekersiniz, toprak ana ona can verir ve ürününüz yetişir. Ya da bizler, yani ekmeğini topraktan kazanmayanlar, o işin meşakkatini bilmeyenler için durum böyle görülür. Ancak; haberlerde ekrana çıkıp konuşan sera işletmecilerini dinledikçe bunun böyle olmadığını, aslında ülkemizi gelecekte çok büyük sıkıntılar beklediğini düşündüm.

Sevgili okuyucu, insanlar üretimden kaçıyorlar. Çünkü bırakın para kazanmayı, onca emeğin üstüne bir de zarar edip borçlanıyorlar. Ne kadar acı değil mi?

Bizler bundan elli yıl önce tarım ürünleri üretiminde dünyada kendi kendine yeten birkaç ülkeden biriydik. Evet, sofralarımızda avokado bulunmazdı, pek çoğumuz kivinin tadını bilmezdik ama bir kilo domates alabilmek için en az 6-7 ekmek parası ödeyeceğimiz günler geleceğini de düşünemezdik. Bakınız, Çarşamba günleri kurulan Söke Pazarına çıktığımda bir kilo domatesin 120 liraya satıldığını gördüm. Sonra televizyon haberlerinde gördüm ki, aslında bu rakam da düşük sayılırmış. Bundan çok daha fazlasının uygulandığı bölgelerimiz varmış.

Allah 20 bin lira aylık alıp bir de ev kirası veren emeklilerimizin yardımcısı olsun. Yine Sayın devlet büyüklerimizin tavsiyelerine uyarak 3 tane, beş tane çocuk yapan ve bir taraftan ev kirası öderken diğer taraftan bunların okul masraflarını karşılayamayan, hatta karınlarını bile doyurmakta zorlanan asgari ücretli kardeşlerimize Allah kolaylıklar versin.

*

Ben elbette ki ekonomist değilim. Hatta aile bütçemi bile zorla denkleştiren bir emekliyim. Elbette ki ülkemizin ekonomi yönetimini elinde bulunduran büyüklerimizin bildiklerini bilemem. Ama benim de bildiğim bazı şeyler var.

Her ne kadar, “rızkın onda dokuzu ticarettedir” şeklindeki inancımıza saygılıysak da ticaretini yaptığımız değerlerin de bu topraklarda üretiliyor olması daha doğru olmaz mı? Ekonomi sadece ticaretle, yani alıp satarak ayakta duramaz. Öncelikle bir şeyler üretmemiz gerekir. Yoktan bir değer ortaya koyacaksınız ve bunun ticaretini yapacaksınız. Aksi halde bazı ticaret erbabı parasına para katarken halkımız fakirleşmeye devam eder.

Dünyanın en güzel iklim kuşağında, taşı diksen yeşerecek kadar verimli topraklara sahibiz. Buna rağmen kendimizi besleyecek tarım ürünlerini bile yetiştiremiyorsak burada bir yanlış var demektir.

Zaten domatesin tohumunu bile İsrail’den ya da başka bir ülkeden satın alarak bir yere varabilmek mümkün müdür? 

ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir.