Üreten Çocuklar Yetiştirmek
Çocuklarımıza sürekli “üretken ol”, “çalışkan ol”, “başarılı ol” diyoruz.
Ama çoğu zaman unuttuğumuz bir şey var:Çocuklar söyleneni değil, gördüğünü yapar.
Evde sürekli şikâyet eden, üretmeden eleştiren, çalışan insanları küçümseyen bir dil varsa; çocuk da zamanla emeği değil, yargılamayı öğrenir. Çünkü çocuk için en güçlü eğitim, anne babasının hayatla kurduğu ilişkidir.
Üreten insan olmak sadece para kazanmak değildir.
Bir fikir üretmek, bir çiçek yetiştirmek, bir kitabın altını çizmek, yeni bir şey öğrenmek, bir başkasına fayda sağlamak da üretmektir. Çocuk bunları gördükçe çalışmanın yalnızca “zorunluluk” değil, yaşamın doğal bir parçası olduğunu hisseder.
Bugün birçok insan başaranları alkışlamak
yerine onları küçümsemeyi tercih ediyor. Çünkü dışarıdan bakınca başarı kolay görünüyor. Oysa kimse o başarının arkasındaki uykusuz geceleri, vazgeçilen şeyleri, yorulup yeniden ayağa kalkmaları görmez. Emek çoğu zaman sessizdir.
Çocuklarımıza kıyaslamayı değil, gelişmeyi öğretmeliyiz.
“En iyi sen olmalısın” baskısı yerine,
“Dünkü hâlinden daha iyi ol” anlayışını vermeliyiz. Çocuklarımıza kendisiyle yarışmasını öğretmeliyiz. Çünkü insan başkalarıyla yarıştıkça hırslanır, kendisiyle yarıştıkça olgunlaşır.
Ve en önemlisi…
Çocuklarımıza sadece çalışmayı değil, vicdanı da öğretmeliyiz. Sadece kendi çıkarını düşünen değil; paylaşan, destek olan, başkasının başarısından rahatsız olmayan insanlar yetiştirmek zorundayız. Çünkü bilgi tek başına yetmez. İyi kalpli olmayan bir başarı, insanı mutlu etmeye de
yetmez.
Hayat gerçekten kısa.
İnsan bazen hırslarının peşinden koşarken kendini kaybediyor. Oysa geriye dönüp bakıldığında insanın aklında kalan şey; kaç kişiyi geçtiği değil, nasıl bir insan olduğu oluyor.



ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir.