Okullarımızda yaşanan şiddet olayları hepimizi derinden yaraladı. Herkes artık yeter diyor böyle zamanlarda şiddeti kınamak elbette önemli. Ama artık şunu daha açık konuşmamız gerekiyor: Şiddet bir anda ortaya çıkmıyor.
İçinde yaşadığımız toplumun içinden besleniyor.Televizyondan, dizilerden, sosyal medyadan, gündelik hayatta kurduğumuz dilden, birbirimizle ilişki kurma biçimimizden besleniyor. Çocuklar ve gençler de tam bu iklimin içinde büyüyor.
Okullar burada çok kritik bir yerde duruyor. Çünkü okul, yalnızca akademik bilginin verildiği bir yer değildir. Okul aynı zamanda insanın kendini tanımayı, duygusunu düzenlemeyi, öfkesini yönetmeyi, sınırını bilmeyi, birlikte yaşamayı öğrendiği yerdir.
Biz çocuklara sadece başarıyı, sınavı, performansı öğretip; duyguyu, ilişkiyi, çatışmayı yönetmeyi yeterince öğretmezsek, sonra karşımıza çıkan tabloya sadece şaşırmış oluruz. Bu sadece öğretmenin sadece okulun sorunu değildir bu aynı zamanda ailelerin eğitimden beklentilerine dair olan bir sorundur. Çocuklar okula sadece çantasıyla gelmez evdeki yaşantısını da gelirken yanında getirir. Eğitim ailede başlamazsa okulda düzelmez.
Eğitim ailede başlar okulda aile ile işbirliği ile devam eder. Okul aile işbirliği olmadan eğitim başarıya ulaşmaz. Başarı sadece akademik başarı değil tüm alanlarda istenilen sonuçlara ulaşabilmektir.
Şiddet tek başına bireysel bir mesele değildir. Aynı zamanda toplumsal bir sorundur. Bu yüzden çözüm de sadece tepki vermekte değil; daha derinden, daha köklü bir yerden başlamaktadır.
Okulda, evde, medyada, toplumda…
Ortak bir dil kurmak, ortak bir sorumluluk almak ve gecikmeden harekete geçmek zorundayız.
Çünkü mesele artık sadece neyi öğrettiğimiz değil, nasıl bir insan yetiştirdiğimiz meselesidir.
Bu olaydan fiziken ve ruhen yaralanan tüm öğrencilerimize ve öğretmenlerimize acil şifalar, vefat edenlere Allah'tan rahmet diliyorum.



ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir.