Dün, Aydın’da yağmur yağdı. Bugün de yağıyor. Muhtemelen yarın da yağacak.
Kar görmeyen bir memlekette, yağmur berekettir.
Aydın gibi bir memlekette ise felakete dönüşebiliyor.
Nasıl olduğunu, daha dün hep birlikte gördük.
Söke ve Kuşadası başta olmak üzere Aydın’ın birçok bölgesinde, yağmur zarara neden oldu.
Felaketin siyaseti olmaz.
Felaket geldikten sonra “O yaptı, bu yapmadı, şundan oldu, bundan oldu” demenin de bir anlamı yok.
Sonrasında sahada kimsenin olmaması da, bana göre Aydın için daha büyük bir felaket.
Vali yok, kaymakamlar yok, birkaçı hariç belediye başkanları yok.
Sahada varlardı da, biz görmediysek, o da bizim ayıbımız olsun.
Cefa ve eza çeken Aydınlılar, dün kendileri yapayalnız hissetti.
Aydın’ın ceza sahası boş kaldı, gol yedik, bir kez daha mağlup olduk.
Vatandaş kendi kendini teselli ve teskin etti.
Bir günde yalanlayan, doğrulayan, suçlayan üç farklı açıklama yapan Aydınlı siyasetçilerin bu üzücü olayda sahada olup olmamalarını sorgulamıyorum bile.
Nerede olduklarını da…
Borsa ekranında mı, kumar masalarında mı bilmiyorum ama Aydın’ın umurlarında ve tasalarında olmadığı kesin.
Başta da dediğim gibi, siyaset üstü bir mesele bu.
Allah korusun, Aydın’da üç gün sonra aynı şeyler yaşansa, bu durum değişmeyecek.
Yarın, Aydın’a Cumhurbaşkanımız geliyor.
Dün Aydın’ın ceza sahasında olamayanların tamamı, hava sahasında boy gösterecek.
Arzı endam edecekler.
Methiyeler düzecekler.
Fotoğraflar çekilecekler.
Ama biri de çıkıp, Sayın Cumhurbaşkanı’na Aydın’ın sorunlarını ve taleplerini tam anlamıyla iletmeyecek.
Hava atacaklar ama mesela “Aydın’ın havalimanı derhal sivil uçuşlara açılmalı” diyemeyecekler.
İşte o nedenle, Aydın’ın hava sahasına değil ceza sahasına koşan yiğitlere ihtiyacı var.
Aradığınız efelere, elverişsiz hava koşulları nedeniyle maalesef ulaşılamıyor…


ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir.