Bazen bir şehrin ayıbı, bir çocuğun sessizliğiyle yüzünüze çarpar.
Bu kez o sessizliğin adı Eda...
Diğerinin adı Şahin...
Biri 15 yaşında.
Diğeri henüz 11.
Sıcak bir yaz günü serinlemek için Büyük Menderes Nehri'ne girdiler.
Bir daha çıkamadılar.
Eda'nın cansız bedenine bir gün sonra ulaşıldı.
Şahin'i ise ekipler günler süren aramaların ardından bulabildi. Arkalarında gözü yaşlı aileler, yıkılmış Acarlar ve cevabı verilmemiş onlarca soru kaldı.
Şimdi herkes aynı şeyi söylüyor:
"Çok acı..."
"Elden ne gelir..."
"Kader..."
Hayır.
Bu sadece kader değil.
Bu biraz da yıllardır yanlış kurulan önceliklerin sonucudur.
2016 yılının Ekim ayında Aydın'da büyük umutlarla Atatürk Spor Kompleksi'nin temeli atıldı.
2018 yılında törenlerle açıldı.
Kürsülerden yapılan konuşmalarda ne denildi?
"Buradan olimpiyatlarda Aydın'ı temsil edecek sporcular yetişecek."
Ne güzel sözlerdi...
Peki sonra ne oldu?
Bugün dönüp baktığımızda o hedeflerin ne kadarının gerçekleştiğini vicdanıyla cevaplayabilecek kaç yönetici var?
O tesis gerçekten Aydın'ın çocuklarına mı hizmet etti?
Yoksa yıllarca tartışmaların, davaların ve bitmek bilmeyen polemiklerin merkezinde mi kaldı?
Bu soruların cevabını herkes biliyor.
Ben bugün olimpiyat madalyasını konuşmuyorum.
Ben yüzme şampiyonluğunu da konuşmuyorum.
Ben şunu konuşuyorum:
Eğer Aydın'da çocukların rahatça yüzme öğrenebileceği tesisler yaygın olsaydı...
Eğer İncirliova'da...
Koçarlı'da...
Germencik'te...
Köşk'te...
Sultanhisar'da...
Yenipazar'da...
Mahallelerde...
Yaz aylarında ücretsiz ya da sembolik ücretlerle hizmet veren yüzme havuzları olsaydı...
Bugün o çocuklar serinlemek için Büyük Menderes'in ölümcül akıntısına girer miydi?
Kesin olarak "girmezlerdi" diyemeyiz.
Ama şunu rahatlıkla söyleyebiliriz:
Alternatifleri olurdu.
Yüzmeyi bilen çocuk sayısı daha fazla olurdu.
Risk çok daha düşük olurdu.
Belki de bugün iki evde matem değil, kahkaha olurdu.
Biz yıllardır çocuklara "Nehre girmeyin." diyoruz.
Doğru.
Ama bir şeyi yasaklıyorsanız yerine güvenli bir seçenek de sunmanız gerekir.
"Gitmeyin."
Peki nereye gitsin?
Kırk derece sıcakta beton sokaklara mı?
Şehirler sadece asfaltla yönetilmez.
Şehirler çocukların hayatına dokunan yatırımlarla yönetilir.
Bir yüzme havuzu...
Bir spor tesisi...
Bir yaz kursu...
Bazen bir çocuğun hayatı kadar değerlidir.
Eda'yı da...
Şahin'i de...
Büyük Menderes öldürmedi.
Onları biraz da yıllardır ihmal edilen spor politikaları...
Çocuklara sunulamayan güvenli yaşam alanları...
Ve günü kurtaran belediyecilik anlayışı öldürdü.
Belki bu cümle ağır gelecek.
Ama iki çocuğun toprağa verildiği bir şehirde, gerçeğin hafif söylenme lüksü yoktur.
Bugün yapılması gereken şey yas tutmak kadar hesap sormaktır.
Çünkü eğer bu acıdan ders çıkarılmazsa...
Ne yazık ki Büyük Menderes, gelecek yaz da yeni Eda'ları, yeni Şahin'leri beklemeye devam edecektir.



ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir.