Haklı ile haksızın ayırt edilmesinin güç olduğu zamanlar...
Güçlü ile güçsüzün tespitinin bariz olduğu zamanlara denk düşer.
Bu hep böyle midir, bunu tarihsel süreç içerisinde bir gönye olarak alabilir miyiz? Bence alabiliriz.
Evet, haklılık ve haksızlık kavramlarının ne olduğu ve kimlere denk düştüğü konusunda bir sarahate kavuşabilmemiz için öncelikle namus hamuruyla yoğrulmuş bir dilimizin olması lazım. Dilimizin yani lisanımızın.
Ardından haklı ile haksızı tespit ve ilan edebilecek bir zihin sağlığımız olmalı ki bu da mantıkla, doğrulukla, dürüstlükle sonuca varan bir zihni yeterliliği beraberinde getirir.
Ondan sonra ok gibi dik duracak bir ahlakımızın olması gerek ki haklıya işimize gelmese de haklı diyebilelim ve hakkını teslim edebilelim.
Aynı şekilde haksıza da işimize gelse de gelmese de haksız diyebilelim ve bu yargımızı hem ona hem de kamuya duyurabilelim.
Gündelik hayatın dünyevi menfaat ilişkilerinin başrolünde cereyan ettirildiği göze alınırsa bugün bizim gönyemiz menfaattir. Ve menfaatimiz neyi önceliyor, neyi önemsiyor, neyi gerektiriyorsa biz onu haklı ya da haksız ilan ediyoruz.
Bu konudaki omurgasızlığımız öyle bir raddeye varmıştır ki değil haklı-haksız mevzuu, bizler artık haksız ve güçlü olanların esprilerine dahi daha çok güler, hüzünlerine bile daha çok refakat eder olduk. Kötülerin kötülüklerine ses çıkarmamanın da ötesinde onların kötülüklerini meşru gösterip, gece uykularımızda vicdanlarımız tarafından rahatsız edilme ihtimalini de onlara iyi davranarak bertaraf etmiş oluyoruz.
Yani artık haklıyı haksızı yanlış belirlemenin ötesinde haklıya buğzeden, haksıza iltifat eden sularda yüzüyoruz.
Hal böyle olunca gücünü haklı olmakta bulanlar haklı olmak tabirinin pekala haklı bilinmek tabiriyle de ikame edilebileceğini düşündüğünden haklı görünmelerine katkı sağlayacak olan şakşakçı ve güce tapan zevatı istihdam etmeyi ihmal etmiyorlar. Ve Hakk'ın feryadını duymuyor haksızın döktüğü kanı görmüyorlar.
Haklı olmak yerine haklı bilinmek, hem hakkı terk edip seküler dünyanın menfaatlerini elde etmemize imkan vererek bizi güçlüler safına alıyor hem de aynı zamanda kalbimizin bir yerinde süt emip susmayı ve semirmeyi bekleyen vicdanımıza da bir yalancı meme uzatıp vicdanımızın rahatsız edici çığlıklarını fondötenliyor.


ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir.