• 21 Eylül 2026, Pazartesi

Sorumuzu Değiştirmeliyiz

Okulların açıldığı ilk günlerde çoğumuzun gözü aynı yerde oluyor: Çocuk ağlıyor mu? Sabah ayrılmakta zorlanıyor mu? Sınıfa isteyerek giriyor mu?

Ağlamanın azalması elbette önemli bir değişim olabilir. Ama bir çocuğun yeni bir ortama uyumunu yalnızca bunun üzerinden anlamaya çalışmak, bize hikâyenin küçük bir bölümünü gösterir.

Çünkü çocuk yalnızca bir yetişkinden ayrılmaya değil; yeni bir mekâna, yeni insanlara, seslere, rutinlere, beklentilere ve ilişkilere alışmaya çalışıyor.

Bu yüzden biraz daha yakından bakabiliriz.

Çocuk ihtiyaç duyduğunda bir yetişkine yaklaşabiliyor mu?

Sınıfta kendi başına hareket etmeye başladı mı?

Bir materyale merakla yöneliyor mu?

Diğer çocukların oyunlarını izliyor mu?

Bir oyuna yaklaşmayı ya da kendi oyununu başlatmayı deniyor mu?

Bazen henüz oyuna katılmayan ama uzun uzun izleyen bir çocuk görürüz. Bazen her sabah aynı köşeye gider. Bazen öğretmeninin yanından ayrılmaz ama artık ona ne istediğini söylemeye başlar. Bazen eve geldiğinde okul hakkında çok az şey anlatır ama ertesi sabah sınıftaki bir oyuncağı sorar.

Bunların hiçbiri tek başına “uyum sağladı” ya da “uyum sağlayamadı” demek için yeterli değildir. Ama her biri çocuğun yeni ortamla kurmaya başladığı ilişkiye dair bize küçük ipuçları verir.

Belki de bu nedenle sorumuzu değiştirmeliyiz:

“Artık alıştı mı?” yerine,

“Bu çocuk burada kendine nasıl bir yer buluyor?”

ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir.