Çocuğumuz zorlandığında hemen yardım etmek, onun yerine yapmak, düşünmek, hata yapmadan uyarmak isteriz. Çünkü onu korumak isteriz. Oysa bazen çocuklarımız için yapabileceğimiz en değerli şey, bir adım geride durup denemelerine izin vermektir.
Ayakkabısını ters giyebilir, yemeğini, suyunu dökebilir.
Bir oyuncağı nasıl çalıştıracağını hemen bulamayabilir.
Arkadaşıyla yaşadığı küçük bir sorunu çözmekte zorlanabilir.
Tam da bu anlar, çocuğun hayatı öğrendiği anlardır.
Her sorunu onun adına çözdüğümüzde farkında olmadan “Sen yapamazsın, ben yapmalıyım.” mesajı verebiliriz. Oysa biraz bekleyip “Bir dene, yapabileceğine inanıyorum.” dediğimizde çok daha güçlü bir mesaj veririz:
“Sana güveniyorum.”
Çocuğa alan açmak, onu yalnız bırakmak değildir. İhtiyaç duyduğunda yanında olduğumuzu bilirken kendi çözümünü bulmasına izin vermektir.
Bırakın bazen döksün, yanlış yapsın, yeniden denesin, çözüm arasın ve gerektiğinde bizden yardım istesin. Çünkü özgüven, çocuğa sürekli “Sen yapabilirsin.” demekle değil, gerçekten yapabilmesi için fırsat tanımakla gelişir.
Bugün bağcığını bağlamasını sabırla beklediğimiz çocuk, yarın karşılaştığı bir sorun karşısında “Ben bunun bir yolunu bulabilirim.” diyebilen bir yetişkine dönüşür.
Çocuğunuzun her engelini ortadan kaldırmayın.
O engeli aşabilecek gücü olduğunu keşfetmesi için alan açın.

ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir.