Fenomen olmak için sıra dışı olmaya gerek yok

Sosyal medya denildiğinde artık çoğumuzun aklına aynı görüntüler geliyor. Birkaç saniyelik videolar, yapay senaryolar, ilgi çekmek uğruna yapılan sıra dışı hareketler ve birkaç gün konuşulup unutulan "fenomenler"...

Oysa bazen öyle insanlar çıkıyor ki, hiçbir plan yapmadan, hiçbir kurgu kurmadan milyonların gönlüne dokunabiliyor.

Antalya'nın Alanya ilçesine bağlı Gümüşkavak Mahallesi'nde yaşayan Helime Nural da bunlardan biri.

46 yaşında, dört çocuk annesi bir Yörük kadını...

Sabah erkenden kalkıyor.

Hayvanlarını besliyor.

Süt sağıyor.

Yoğurt mayalıyor.

Ekmek yapıyor.

Bahçesiyle ilgileniyor.

Akşam olduğunda ise ailesiyle aynı sofraya oturuyor.

Aslında yaptığı şey, Anadolu'nun binlerce köyünde yıllardır süregelen sıradan bir yaşam.

Fakat onu farklı kılan, bu hayatı olduğu gibi paylaşması.

Ne abartı var...

Ne gösteriş...

Ne de "izleneyim" telaşı...

Belki de tam bu yüzden insanlar onu takip ediyor, izliyor.

Çünkü insanlar artık kusursuz görünen hayatlardan yoruldu.

Filtrelenmiş mutluluklardan, kurgulanmış samimiyetlerden sıkıldı.

Gerçek olanı özledi.

Helime Hanım'ın paylaşımlarında pahalı restoranlar yok.

Lüks otomobiller yok.

Marka çantalar yok.

Ama sıcak bir köy ekmeği var.

Kaynayan bir süt kazanı var.

Bahçeden yeni koparılmış domates var.

Hepsinden önemlisi de samimiyet var.

Bugün sosyal medyada milyonlarca takipçisi olan birçok kişi, birkaç ay sonra unutulup gidiyor.

Çünkü takipçi satın alınabilir.

Reklam yapılabilir.

Algı oluşturulabilir.

Ama güven satın alınamaz.

İnsanların sevgisini reklam bütçesiyle kazanamazsınız.

İşte Helime Nural'ın başarısının sırrı da burada yatıyor.

Yaklaşık iki yılda, Facebook'ta 1 milyon takipçiye ulaşmasının nedeni algoritmalar değil, doğallık.

Bu başarı aslında sadece bir sosyal medya hikâyesi değil.

Aynı zamanda Anadolu'nun kültürünün, Yörük yaşamının ve aile değerlerinin dijital dünyada da karşılık bulabileceğinin kanıtı.

Belki de yıllardır "sosyal medya gençleri bozuyor" diye eleştirdiğimiz platformların doğru kullanıldığında kültür aktarımına da hizmet edebileceğini gösteriyor.

Bu hikâyeden çıkarılacak en önemli ders ise şu:

Fenomen olmak için sıra dışı olmaya gerek yok.

Kendin olmak bazen en büyük farklılıktır.

Çünkü insanlar yapay olanı bir süre izler.

Ama gerçek olanı uzun yıllar unutmaz.

Helime Nural'ın hikâyesi bize tam da bunu anlatıyor.

Fenomen olmak kolay olabilir...

Fakat insanların gönlünde yer edinmek, işte asıl başarı budur. 

ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir.