• 11 Mayıs 2026, Pazartesi

REDDİ MİRAS NEDİR?

Türk hukukunda miras yalnızca malvarlığından ibaret değildir. Evler, arsalar, araçlar kadar; kredi borçları, icra dosyaları, vergi borçları ve ticari yükümlülükler de mirasçılara geçebilir. İşte tam bu noktada karşımıza “mirasın reddi” kurumu çıkar.

Mirasın reddi, mirasçının kendisine geçen terekeyi ve buna bağlı borçları kabul etmeyerek hukuken mirasçılık sıfatından çıkmasını sağlayan önemli bir koruma mekanizmasıdır. Türk hukukunda bu kurum, Türk Medeni Kanunu’nun 605 ila 618. maddeleri arasında düzenlenmiştir.

Türk hukukunda miras, ölüm anıyla birlikte kendiliğinden mirasçılara geçer. Mirasçının ayrıca “kabul ediyorum” demesine gerek yoktur. Bu nedenle kanun koyucu, mirasçıya reddetme hakkı tanımıştır.

Türk Medenî Kanunu’na göre, normal ret süresi üç aydır. Yasal ve atanmış mirasçılar için bu süre, miras bırakanın ölümünü öğrendikleri tarihten itibaren başlar. Ancak, mirasçı eğer mirasçı olduğunu daha sonraki bir tarihte öğrendiğini kanıtlarsa, ret süresinin mirasçılık sıfatının öğrenildiği andan itibaren işlemesi gereklidir.

Mirasın reddi; yasal veya atanmış mirasçının, mirası kabul etmek istemediğini Sulh Hukuk Mahkemesi nezdinde açık ve koşulsuz şekilde beyan etmesidir. Red beyanı yapıldığında mirasçı, hukuken sanki miras bırakan kişiden önce ölmüş gibi kabul edilir.

Mirasın Gerçek Reddi

Medeni Kanunun 609. maddesine göre, ergin ve ayırt etme kudretine sahip olan mirasçı, mirasın kendisine geçmesinden sonra -miras bırakanın ölümünden sonra- talebini yazılı veya sözlü olarak ilgili sulh hukuk mahkemesine yöneltmelidir. Mirasçının talebini gerçekleştirirken uyması gereken herhangi bir şekil şartı bulunmamaktadır. Kural olarak reddi miras talebinin kayıtsız ve şartsız olarak sunulmuş olması gerekmektedir. Aynı şekilde mirasçının, mirasın bir kısmını reddetmesi de söz konusu değildir.

Mirasın Hükmen Reddi

Türk Medeni Kanunun 605. maddesinin ikinci fıkrasında mirasın hükmen reddi kurumu açıklanmıştır. Buna göre miras bırakanın ölümü zamanında borçlarından dolayı aczi açıkça anlaşılıyorsa ya da bir belge ile tespit edilmiş ise mirasın hükmen reddedileceği düzenlenmiştir. Mirasçıların bu durumda herhangi bir irade açıklamasında bulunmalarına gerek olmamaktadır. Aynı nedenle hükmen ret prosedüründe bir süre de öngörülmemiştir. Mirasçılar bu durumu her zaman ileri sürebilirler. Hükmen ret halinde mirasçıların mirası reddettikleri karine olarak kabul edilir.

Reddi mirasın en temel sonucu, mirasçılık sıfatının geriye etkili olarak sona ermesidir. Reddeden mirasçı, miras bırakanın ölümünden önce ölmüş gibi kabul edilir. Bu durum, miras paylarının yeniden dağıtılmasına yol açar.

REDDİ MİRASIN HUKUKİ SONUÇLARI

Yasal mirasçılardan birinin mirası reddetmesi hâlinde, onun payı altsoyuna geçer. Altsoy yoksa, aynı zümredeki diğer mirasçıların payları artar. En yakın mirasçıların tamamının reddi hâlinde ise tereke, iflas hükümlerine göre tasfiye edilir.

Atanmış mirasçıların reddi hâlinde, aksi bir düzenleme yoksa, reddedilen pay yasal mirasçılara geçer. Bu durum, miras bırakanın iradesinin yorumlanmasını gerektirebilir.

Reddi miras, alacaklılar bakımından da sonuçlar doğurur. Kötü niyetli ret işlemleri iptal edilebilir ve tereke resmi tasfiyeye tabi tutulur. Bu yönüyle reddi miras, yalnızca mirasçı ile tereke arasındaki ilişkiyi değil, üçüncü kişilerin haklarını da etkileyen bir kurumdur.

Miras, yalnızca hakların değil, yükümlülüklerin de külli halefiyet ilkesi gereği mirasçılara intikal ettiği ciddi bir hukuki kurumdur. Bu nedenle bir yakınını kaybetmenin manevi ağırlığı henüz tazeyken verilen her karar, ileride telafisi güç mali ve hukuki sonuçlar doğurabilir. Reddi miras kurumu da tam bu noktada, mirasçıyı öngörülmeyen borç yüklerinden koruyan, kanun koyucunun bilinçli şekilde tanıdığı önemli bir hukuki güvencedir. 

ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir.