KÖTÜLÜĞE NEDEN ÜZÜLÜYORUZ?

İyilik…
İnsanın içine sinen, kalbini sakinleştiren, gece başını yastığa koyduğunda huzurla nefes aldıran o sessiz duygudur.
Kötülük ise çoğu zaman dışarıdan değil, içeriden anlaşılır.
Kim ne derse desin…
İçinde bir huzursuzluk varsa, bir şeyler doğru değildir.
İyilik; sevgiyle, merhametle, adaletle yan yana yürür.
Kötülük ise incitmekle, eksiltmekle, değersiz hissettirmekle…
Ama asıl mesele şu:
Kötülük neden bu kadar can yakar?
Çünkü insan, kötülüğü anlamlandırmaya çalışır.
“Nasıl yapabildi?” diye sorar.
“Ben bunu hak ettim mi?” diye düşünür.
Ve tam o noktada en büyük hatayı yapar:
Başkasının yaptığı kötülüğü, kendine ait bir şey sanır.
Oysa gerçek çok daha nettir.
Kötülük, onu yapanın aynasıdır.
İyilik de öyle.
Bir insan kötülük yaptığında, aslında bir başkasına değil,
kendi vicdanına zarar verir.
Kendi içindeki dengeyi bozar.
Kendi karanlığıyla yüzleşmek yerine, onu başkasına yansıtır.
Ve biz…
Bize yapılan kötülüğe üzülürüz.
Oysa belki de asıl soru şudur:
Bir insanın kendi içinden vazgeçmiş olmasına neden üzülüyoruz?
Çünkü kötülük, önce sahibini eksiltir.
İnsan, merhametinden vazgeçtiği anda küçülür.
Vicdanını susturduğu anda kaybeder.
Ve hayatın değişmeyen bir dengesi vardır:
Kim neyi eksiltirse, eninde sonunda onunla sınanır.
İyilik bazen susmaktır…
Ama kendinden vazgeçmek değildir.
İyilik bazen affetmektir…
Ama yapılanı taşımak zorunda kalmak değildir.
İyilik; kalbini koruyabilmektir.
Kendi iç huzurunu, başkasının karanlığına teslim etmemektir.
Çünkü insanın en büyük yanılgısı şudur:
Kötülüğün yükünü de kendi omzuna almak.
Oysa herkes, kendi yaptığının ağırlığını taşır.
Ve belki de insan bir gün şunu fark eder:
Bana yapılan kötülük, benim eksikliğim değil…
Onun vazgeçtiklerinin bir sonucuydu.
İşte o an, kalp hafifler.
İşte o an, insan gerçekten özgürleşir.
Ve o özgürlükte şu cümle yankılanır:
“Ben bana yapılan kötülüğe neden üzülüyorum ki?”
Çünkü iyilik, başkasının ne yaptığıyla değil,
senin neyi koruduğunla ilgilidir.
Ve en sonunda hayat şunu sessizce söyler:
Kötülük kendini tüketir…
İyilik ise yoluna devam eder.
Ama bir gerçek daha var…
Kötülük yapanlar güçlü değildir.
Aksine, kendi zayıflıklarının içinde kaybolmuş insanlardır.
Çünkü güçlü insan, incitmez.
Güçlü insan, eksiltmez.
Güçlü insan, başkasının ışığını söndürmeye çalışmaz.
Kötülük; cesaret değil, eksikliktir.
Merhametsizlik; güç değil, korkudur.
Ve insan en çok neden utanır biliyor musun?
Kendine yakışanı yapmadığını fark ettiğinde.
İşte bu yüzden…
En büyük karşılık, aynıyla cevap vermek değildir.
En büyük karşılık;
dimdik durmak,
iyi kalmak
ve öyle bir merhametle bakmaktır ki…
Karşındaki,
kendi yaptığının küçüklüğüyle baş başa kalsın.
Çünkü bazı insanlara verilebilecek en ağır cevap şudur:
Onlar gibi olmamak. 

ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir.