Erman, sen gittikten sonra…

Geçen yıl bugün bizi bırakıp gittin ya sen Erman;

Senden sonra kardiyoloji polikliniklerine akın ettik hepimiz. Bu şehirde o sektörün PR’ını bugüne kadar senden daha iyi yapan olmadı. Reklam işinde ne kadar başarılı olduğunu giderken bile gösterdin bizlere…

Kardeş olmanın ötesinde, mesleğe yeni başladığın yıllarda aklınla kaldırdığın taşların altına bırak elini, tüm gövdesini koyan ağabeyin Erhan’ın da kalbi dayanamadı gidişine. Şükür ki zamanında müdahale ile buradaki dostları onu yanına göndermedi…

Ailen, eşin, meslektaşların, başkanı olduğun cemiyet ekibi, yakın dostların hep sahip çıktı hatıratına. Kimi mecranı yaşatmak için, kimi tarzını daha iyi ortaya koyabilmek için, kimi de meslektaşlarına yönelik düşüncelerini hayata geçirmek için emek verdi, veriyor…

Ben de bir hukuki süreç yaşadım gidişinin hemen akabinde. Bizim meslekte “tanınırlığımız” yüksek olur bilirsin; artık benim “tanırlığım” da bayağı yükseldi. Hemen hemen her suçtan bir ya da birden fazla arkadaşım var artık. Suçlu olsalar da her birinin çok iyi yönleri olduğunu da keşfettim. Doğru iletişimle bunu görmenin mümkün olduğunu da deneyimledim. Boş yere oralarda olanlar da vardı. Kötü bir durumdu ama güzel bir deneyimdi. Bilirsin, kötünün içindeki iyiyi bulmayı severim.

Senin Efeler Belediye Başkanlığı hayalini körükleyenler, düşünce dünyanı süsleyenlerin bu şehri pisletenler olduğu alenen ortaya çıktı be dostum. Hayaline giden yolda, hedefine rahat yürüme alanı bulanlardan bize yanlayanlar oldu ama pek yüz vermedik, bilgin olsun.

Laperla’da yaşam başladı. Siyasi depremlerin enkazındakileri umursamayan ama Ege her sallandığında Aydın şehrinin en güvenli binasında oturmak isteyenlerin en sağlam keşfi şimdilerde o bina… Üzerine yazmaya, çizmeye, algı oluşturmaya çalışanlar hâlâ var ama kimse senin yarattığın etki seviyesine erişemedi henüz.

Senin ani ölümüne hepimiz çok üzüldük. Yaşarken senden maddi bir beklentisi olmayan, sana menfi yaklaşmayan herkes koca bir yıl geçmesine rağmen hâlâ çok üzgün. Pragmatist yakınlaşmaların da çok üzgün; öldüğün için değil, ölü yatırım olduğun için. Bu durumlardan da ders çıkarıyoruz. En azından bir kısmımız.

Erman, sana gazetecilik refleksi ile aktarabileceğimiz çok şey var ama dostça özetlemem gerekirse; sen gittiğin için üzgünüz ama kaldığımız için mutlu değiliz. Çünkü ne şehrimiz, ne ülkemiz ne de dünyadaki koşullar buna müsaade etmiyor. Bu koşullara rağmen yine de umudumuzu kaybetmiyoruz. Düne olan minnetimiz ve yarınlara olan borcumuz gereği, sana gelene kadar gazetecilik yapmamız gerektiğini iyi biliyoruz.

Oradakilere hiçbir şey söyleme, huzurları kaçmasın.

Sen de rahat uyu, ruhun şad, mekânın cennet olsun. 

ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir.