Epstein’dan Belediyeye: Şantajın Yerel Versiyonu

Jeffrey Epstein skandalı apaçık ortada: Para elitleri, devletler üstü bir şantaj istihbaratı kurmuş durumda. Yönetici adaylarını, toplumda saniyeler içinde bitirecek cinsel kayıtlarla tuzağa düşürüyor, sonra da “yetki” veriyorlar. Neticede her şey istedikleri gibi oluyor.

Bu mekanizma artık Türkiye’de de yerele sirayet etti. Fütursuz talancılar ve onların koruyucuları, cesaretten değil, bu karanlık esaretten ötürü bu kadar pervasız davranıyor.

Düşünün ki bir belediye bürokratı… Evli, çoluklu çocuklu. Belediye binasının koridorunda ya da aleni bir ortamda başka bir kadınla öpüşürken güvenlik kamerasına yakalanıyor. Kayıtları eline alan personel, bu görüntüyü başkanın masasına koyuyor. Başkan paniğe kapılıyor ama hemen toparlanıyor. Bilgi işlem dairesine talimat veriyor: “O kayıtları sil.” Kayıtlar siliniyor. Ve o personel, kısa sürede belediyenin en kritik pozisyonuna yükseltiliyor.

Neden? Çünkü başkan için en değerli özellik artık “cesaret” değil, “itaat” ve “esaret”tir. İtibarını hiçe sayıp belediye binasında sevgilisiyle öpüşecek kadar pervasız olan adam, başkanın en büyük suç ortağı olmaya adaydır. Zira elinde o kaydı tutan başkan, artık onun her şeyini kontrol eder.

İş burada bitmiyor.

Başkan, diğer “güvenilir” çalışanlarını da kendi yatına davet ediyor. Sevgilileriyle birlikte… Gece; teknede, adacıkta ya da villada kokain ve seks partileri düzenleniyor. Her yer gizli kameralarla donatılmış. Sabah olduğunda, o çalışanların da “özel” videoları başkanın arşivinde yerini alıyor. Artık kimse arıza çıkaramaz. İmzalamayacak, itiraz etmeyecek, “bu iş olmaz” demeyecek kimse kalmaz.

Devletin ve milletin malı kolayca talan edilir. İhale, rant, plan, imar… Hepsi akar. Çünkü herkesin dosyası başkandadır.

Bu yöntem zamanla genişletilir. İşlerini görecek başka isimler de devreye sokulur. Onlar da aynı adacıklarda, aynı teknelerde, aynı villalarda “ağırlanır”. Aynı partilerde, aynı zaaflarla esir alınır. Böylece suç ortaklığı zinciri genişler. Suçlansalar bile ceza almayacakları garanti altına alınır.

Peki ya zaafları olmayanlar? Onlar da unutulmaz. Doğrudan nakit rüşvetle, paylaşılan parayla susturulurlar. “Al, sen de ye” mantığı devreye girer.

Sonuçta olan kimlere olur, biliyor musunuz?

Sana, bana; bizim gibi bu düzeni reddedenlere olur.

Cezaevleri ve tecrit hücreleri, onların durumunu yazan, konuşan ve onlarla iş birliği yapmayanlarla dolarken; onlar pişkin pişkin gezmeye devam eder. Çünkü onlar birbirlerine videolarla, biz ise vatanımıza ve milletimize inanç ve değerlerimizle, vicdanımızla bağlıyız.

Epstein’ın adası artık Türkiye’de belediye başkanlarının yatları, villaları ve adacıkları olarak yeniden şekillenmiş durumda.

Ve en acısı: Bu sistem, cesareti değil, esareti ödüllendiriyor.

Bu yüzden talan bu kadar fütursuz, bu yüzden hırsızlık bu kadar aleni, bu yüzden adalet bu kadar uzak.

Sistem, korkakları değil; utanç duyamayacak kadar esir alınmış olanları yönetiyor.

Ve biz hâlâ “Nasıl bu kadar cesaret edebiliyorlar?” diye soruyoruz.

Cevap çok basit: Cesaretleri yok. Sadece esaretleri var.

CEZAEVİNDEN GÜZEL HABER

Çine ilçemizde tek kampüste inşa edilen üç ayrı cezaevi, önümüzdeki ay faaliyete geçiyor. Toplam kapasitenin yaklaşık 5 bin olması planlanıyor. Aydın’ın cezaevi kapasitesi büyüyor. Malumunuz, ben de bir süre açık cezaevinde bulundum; nedenini zaten biliyorsunuz.

Cezaevinden hâlâ düzenli haber alıyorum. İçerideki arkadaşlar arıyor, gelişmeleri aktarıyor. Hepsinin gözü kulağı 12. Yargı Paketi’nde… Kendilerini de kapsayacak bir infaz düzenlemesi umuduyla bekliyorlar.

Bu zorlu koşullar içinde onları sevindiren önemli bir gelişme yaşandı. Aydın E Tipi Cezaevi’nde iki aile hekimi göreve başladı.

Bunlardan biri Dr. İsmail Çevik… Efeler Belediyesi’nin kurucu Sağlık İşleri Müdürü, ardından Büyükşehir Belediyesi Sağlık İşleri Dairesi Başkanı olarak önemli hizmetlere imza atmış bir isim. Evde sağlık bakım hizmetleri ile hasta nakil ambulans sisteminin kurulmasında öncülük etmiş; sahada karşılığı olan, sevilen ve saygı duyulan bir hekimdir. Daha önce cezaevinde görev yapmış olması nedeniyle mahkûmlar tarafından tanınmakta ve güven duyulmaktadır. Çünkü o, insanlara yalnızca “dosya” olarak değil, insan olarak yaklaşan bir hekimdir.

Diğer isim ise Dr. Hüseyin Atahan Oruk… Aydın Atatürk Devlet Hastanesi Acil Servisi’nin çalışkan ve başarılı hekimlerinden biridir.

Her iki hekimin de bu zor ama kıymetli görevlerinde başarılı olacağını biliyorum.

Cezaevi Savcısı Hüseyin Gülle ve Cezaevi Müdürü Tamer Arslan’ın destekleriyle hayata geçen bu adımın, cezaevindeki yaşam koşullarına sağlık ve insaniyet katacağına inanıyorum.

Çünkü unutulmamalıdır ki; cezaevlerinde de insan vardır. Ve insanın olduğu her yerde en çok ihtiyaç duyulan şey, adalet kadar sağlıktır.

ÖMER GÜNEL OLAYI

Konuyu araştırdım, birkaç detay üzerinde çalışıyorum. Belki yarın, belki de sonraki gün tüm tafsilatı ve safahatıyla anlatacağım.

ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir.