İlhan İrem, Yeni İleri dergisinin Kasım 1999 sayısında "Mektup" başlıklı bir yazı kaleme almıştı. Bu yazının ardından Fethullah Gülen, sanatçıya dönemin parasıyla 1,5 milyar TL tutarında manevi tazminat davası açmış ve davayı kazanmıştı.
İşte İlhan İrem'in "Fetus" diye seslendiği o yazının bir bölümü:
"Sevgili Fetus,
Seni çok özledik, neredesin? Rakı içmezsin bilirim ama şiş kebabını, Boğaz'ı, İstanbul'u hiç mi özlemedin?
Tedavilerin bitmedi mi?
Amerikan ellerinde bir başına neylersin? Ne yersin, ne içersin?
Buraları sorarsan, her şey çok yolunda.
Bir sürü uluslararası uzlaşma toplantısında koltuğun boş kalıyor, üzülüyoruz...
Korkma, gel artık!
Vatanına dön!
Biliyorsun, başbakanımız bile senden sitayişle bahsediyor...
Senin Nurcu tarikatın, faydalı tarikatlar klasmanında her zaman bir numara...
Biraz daha nobran, biraz daha akılsız takılan Şeyh Mehmet gözaltına alındı ama sen korkma, gel!
Ele geçen talihsiz video kaseti dışında ne hinoğlu hinsindir sen!
Devlete çöreklediğin bunca kadroyla bütün suçlamalardan tereyağından kıl çeker gibi sıyrılırsın.
Alt tarafı DGM'de vereceğin bir ifade; niye korkuyorsun?
Hükümetinden sual olunmaz!
Sen ne yüce insansın Fetus!
Yeni dünyalardan 'tez ezan okunsun' diye bir vahiy seslendirdin...
Sana şükürler olsun; TÜPRAŞ yangını o anda sönüverdi!
Sana inanıyoruz...
Lütfen bizi daha fazla bekletme, dön artık!
Bırak bizi; Türkiye, gezegenler, Samanyolu Galaksisi sensiz öksüz kaldı...
O uhrevi kişiliğinle insanlığımıza kapılar aç, geleceğimize köprüler kur.
Sana inanarak banknotlarla uzlaşıp hoşgörü yoluna serilenleri böyle öksüz bırakmaya hakkın var mı?
'Geceyi Örten Musiki' içinde senin o nurlu siluetini görelim artık!
Gel hoca!
Gel Hocaefendi, gel artık!
'Türkiye'de kavga konusu olan laiklik uygulamasının eğitim kurumlarına da yansıyarak ülkenin dirlik, düzenlik ve bekası adına olumsuz sonuçlar doğurduğunu' buyurmuşsun...
Ne kadar doğru!
Seni bütün yüreğimle alkışlıyorum.
Mürşidim;
Çok haklısın...
Bunlar demokrasiyi bilmiyorlar.
Demokrasi çok sesliliktir, uzlaşmadır.
Yargıtay Başkanı da söylemedi mi?
'Özgürlüklerden korkmayacaksın.'
'Evvelallah hepimiz Atatürkçüyüz!'
Dincilere, Nurculara, Kürtçülere, mandacılara sonuna kadar özgürlük vereceksin ki; bütün bu hainliklere karşın demokrasi ve Türkiye Cumhuriyeti ayakta kalabilirse, işte o zaman biz onun devrimlerine ve gücüne inanırız, değil mi?
Demokrasi, kendini korumasız kılarak yobazlara yok edilme özgürlüğü sunmalı!
Sevgili Fetus,
Haklısın!
Bunlar laik değil, laikçi!
Din ve devlet ilişkilerini de yanlış biliyorlar...
Özgür Batı ülkelerindeki gibi bir türlü dini bağımsız bırakamıyorlar.
Toplumu oluşturan bütün renklerimizle sevişelim, uzlaşalım; daha güzel bir Türkiye'nin hoşgörülü mozaiğinde buluşalım...
Değil mi?
Sen ki emekli bir vaizsin.
Etin ne, budun ne?
Türkî coğrafyada, hatta sınır tanımayarak kıtalar ötesinde gerçekleştirdiğin bu eğitim seferberliği olsa olsa senin kutsal diyarlarda sivrisinek sokmayan uhrevi kişiliğini kanıtlar.
Bir video kasetindeki sözde hainliklerinden korkma da gel hocam!
Sana inanıyoruz(!)
Türkiye Cumhuriyeti'nin, Kemalist devrimlerin sarsılmaz bekçileri olarak seni bu coğrafyada bekliyoruz.
Gel de içten pazarlıklı hayallerinin hiçbir zaman gerçekleşmeyeceğini yakından gör!"
Hepinize iyi hafta sonları sevgili DENGE okurları.
Yazarın notu: Son günler de popüler olan mektup yazısını sizlerle paylaşmak istedim.


ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir.