• 15 Eylül 2026, Salı

TUHAF DİYEBİLECEĞİM HİZMETLER

Uzun zamandır görmediğim, sohbetinden uzak kaldığım bir dostumu ziyaret ettim. Tabi sohbet konumuz son zamanlarda sokakta, kahvede, esnaf dükkanlarında konuşulanlardan farksızdı.  Yani “Ne olacak bu memleketin halleri” muhabbetiydi. Biz de hem memleketin hallerini konuştuk, hem de Söke’nin hallerini.
Söke Belediyesi’ne 15 milyon değerinde adeta TIR gibi bir kamyon bağışlanmış. İyi elbette. Bedavadan gelmiş, seviniriz de Başkan İberya Arıkan’ın o kamyonun şoför koltuğuna oturup da aracı hareket ettirmesini hayretle karşıladım. Öyle bir aracı kullanacak ehliyeti olduğunu bilmiyordum. Yine de olup olmadığından şüpheliyim. Bu konuda bir açıklama yaparlarsa mutlu olurum. Ancak; böyle bir açıklama yapacaklarsa lütfen kısa bir mesafe yürüttüm, ana yola çıkmadım falan gibi laflar etmesin. Eğer sürme izni varsa var desin, yoksa yok esin. Çünkü bana göre ehliyeti olmayan kişinin Başkan da olsa, muhtar da olsa o aracın şoför koltuğuna oturması yanlıştır. Keşke trafik görevlileri de bu yanlışa gerekli tepkiyi verebilselerdi. Siyaseten reklam yapmak kuralların çiğnenmesini bile görmezden getiriyorsa  gelecekte başımıza iş açarız.
Çocuk babasına “baba bıyığının üzerinden fare geçti” demiş. 
Baba canı sıkkın bir şekilde cevap vermiş. “Geçsin geçmesine de oğul, şimdi başkaları da görüp yol ederler…”
Allah vere de yapılan bu türlü kuralsızlıklar yol olmasa.
Söke’den bir küçük örnek daha vermek istiyorum. Sosyal medyada gördüm, Atatürk parkında iş makineleri çalışıyordu. O yürüyüş yollarını falan söküyorlar. Millet bahçesi yapılacakmış ya…
Atatürk Parkı Söke için çok önemli ve çok özeldir. Ellili yılların ikinci yarısında Merhum Belediye Başkanı Ekrem Karakaş tarafından yapılan bu park yıllarca hem kentin akciğerleri oldu, hem de Sökelilerin özellikle yaz akşamlarında buluşma ve toplanma adresleri oldu. Kuklalar oynatılır, sihirbazlık gösterileri yapılırdı. 2014 yılında Büyükşehir uygulaması başlayınca park onlara devredildi ve adeta kaderine terk edilip köhneleşti. Şimdi de millet bahçesine dönüştürülecekmiş. Hem de Söke Belediyesinin personel ve iş makineleriyle.
İberya Başkan da bunu büyük bir hizmet olarak tanıtıyor. Hiç bir şey yapmadığı için bunları hizmet olarak görüyor. Yapacak bir şey yok. Bu da bir kadersizlik.
*
İlçemizin hallerinden küçük iki örnek verdik ya, haydi bir küçük örnek de memleketin hallerinden verelim. 
Ne oldu, nasıl oldu bilmiyorum da, bir anda savaş tamtamları çalmaya başladı. Bir tarafta İsrail, diğer tarafta Yunanistan hiç saklıya gizliye sapmadan Türkiye’ye meydan okumaya, ayar vermeye başladılar. Bizim de bazı kesimlerimiz sessizliğini korurken  bazıları adeta gece mezarlıktan geçerken şarkı söylüyorlar. Hamasi nutuklar atarak artık kendilerine mi cesaret veriyorlar, yoksa millete mi moral vermeye çabalıyorlar, bilmiyorum. Bildiğim bir tek şey var; eskiden bu devletler bu kadar cüretkar değillerdi. Birden bire ne olduysa…
Sanırım devletimizi yönetenler bu efelenmenin ve de tehditlerin farkında. Bazı tedbirler alıyorlar da, o alınan tedbirler de bizi ayrı endişelere götürüyor. Söke’ye komando birliği konuşlandırmak bunlardan biri. Söke’deki askeriye ne yazık ki kentin içinde kaldı. Oraya böyle bir birliğin yerleştirilmesi kent insanı için de bir tehdit oluşturmaz mı diye düşünmeden edemiyorum. Çünkü bunlar gizli saklı yapılan işler değil. Normalde askeri birliklerin ya da sistemlerin kent merkezlerinden belli bir miktarda uzak olmaları tercih edilir. Böylece bir saldırıda sivillerin zarar görmesi ve telefatları önlenmeye çalışılır. Ama Söke’de bu birlikler kentin içindeler.
Tabi, bizim düşüncelerimiz bize göredir. Doğrusunu da çok değerli büyüklerimiz bilirler.

ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir.