• 16 Haziran 2026, Salı

YİNE HASTANE MASALLARI

Önceki günlerde hastane sohbetleri yapmıştık. Doğrusu o sohbetten ben  hoşlanmamıştım, okuyanların da mutlu olduklarını sanmıyorum. Yazımın sonunda da  hastanelerimizle ilgili  güzel sohbetlerde buluşma dileğimi paylaşmıştım.

Galiba bu dilek kabul olmayacak. Bugün anlatacaklarım o zaman anlattıklarım kadar ürkütücü değil ama umut kırıcı olduğunu söyleyebilirim.

Sevgili okuyucu, geçen sefer hastaneden değil de doktordan şikayetçiolmuştum. Bu sefer dolaştığımız, şifa aradığımız hastanelerimizdeki bütün doktorlarımızdan memnunum. Allah kendilerinden razı olsun.  Bu sefer şikayetim hastanelerden ve de sağlık sisteminin kendisinden.

Bakınız, bir hastaya çeşitli tetkikler yapılıyor ve son olarak bir cihaza daha girmesi gerektiği ifade ediliyor. Sözü edilen cihazın Aydın’da olmadığı, bunun için hastanın İzmir’e götürülmesi söyleniyor. Yani Üniversite hastanemiz ve yeni şehir hastanemiz de dahil olmak üzere, aydın İlinin tamamında bu cihazdan bir tane bile bulunmuyor. İzmir’de de bu cihazın bulunduğu üç hastane ismi önerildi. Bunlar Şehir hastanesi, 9 Eylül ve Ege Üniversite hastaneleri…

Hasta yakını şikayet etmedi. “Buna da şükür” diyerek İzmir Şehir Hastanesinden randevu aldı. Randevu günü hastaneyi bulup ilgili poliklinikte sıraya girdiler. Kötü sürpriz de orada ortaya çıktı. Görevli doktor hastanede o cihazın olmadığını söyledi. Sonra da düzeltti:

“Yani var da, şu anda bozuk. Siz en iyisi hastayı başka hastaneye götürün…”

Götürün demek kolay elbette. Sanki randevu almak kolay da…

Hasta yakını sesini yükseltti.

“Bu kadar büyük ve görkemli binalar yapıp da bununla övüneceklerine içine gerekli donanımı sağlasalar ya…”

Doktor mahcubiyet içinde sessizliğini korurken hasta yakını devam etti:

“Yöneticilerimiz devamlı olarak Avrupa’nın bizi kıskandığını söylüyorlar. Neyimizi kıskanıyorlar? Binayı  yapıp da içine ekipman koyamadığımızı mı?”

Çaresiz, boyunlarını büküp ayrıldılar. Bir hafta sonrası  için 9 Eylül Üniversite hastanesinden randevu alabildikleri için sevine sevine Aydın’a döndüler.

***

Bu arada sözünü ettiğim İzmir Şehir Hastanesi için de birkaç söz etmek istiyorum. Çok büyük binalar yapmışlar. Karşıdan bakınca büyük bir sarayı andırıyor. İçinde 3700 tane doktor 3400 hemşire, 300 ebe ve yine iki binden fazla yardımcı personel görev yapıyormuş. Hastaneyi iki tane holding ortak olarak işletiyorlarmış. Yani iş ticarete dökülmüş. Holdinglerin hastaya  bakışaçısı da bu demek ki. Masraf edip yeni cihazlar almaya ne gerek var ki?

Hastane kapılarında bunlar yaşanırken bazı bakanların çıkıp da “şu kadar milyon emekliye maaş veriyoruz” gibisinden açıklama yapması sanki  insanıbiraz daha alıngan yapıyor.

***

Sevgili okuyucu, bir tarafta “Butlan” falan gibi laflarla ana muhalefet partisi etkisiz hale gelmiş, diğer tarafta çözüm süreci adı altında yapılan hazırlıklar ortadayken benim hastane sohbetlerine takılmamı yadırgayanlar olacaktır. 

Ne yazık ki şu anda benim en önemli gündemim sağlık efendim. Sohbetten sıkılanlar haklarını helal etsinler.

ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir.