AyFm 100.5
  • 3 Şubat 2026, Salı

EMEKLİ MUHABBETLERİ

Ocak ayını geçtik, hala en düşük emekli aylığına yapılan zam konuşuluyor. En kabadayısı üç bin lira zam alacak. Hatta bazı emekli  maaşlarının yirmi bin liraya tamamlanması için 2-3 yüz lira gibi rakamlar yetiyor.  Ocak ayının sonunda hala maaş farklarının ne zaman hesaplarına yatacağını bilmiyorlardı. Doğrusu bu durumun milyonlarca yaşlımıza yapılan bir ayıbın ötesinde büyük bir günah olduğunu da düşünüyorum.  
Elektrik, su, doğalgaz gibi faturalarda, ya da devlete olan bazı borçların ödenmesinde bir gün bile gecikildi mi hemen gecikme zammı tahakkuk ediyor ama emeklilerin alacakları için böyle bir hassasiyet göremiyoruz.
Enflasyon üç aşağı, beş yukarı belliydi. Zaten TÜİK enflasyonu toplumda çok da itibar görmüyor.  Yani bu enflasyon rakamlarıyla yapılacak olan zamlar ortadaydı. En düşük emekli maaşının da bu mantıkla kaç lira olacağı ve bu rakamın insanların tepkisini çekeceği belliydi. Ne diye önceden düşünülüp biraz olsun insanlara nefes aldıracak önlemler hayata geçirilmiyor. Çarşı-pazarın yaptığı zamlar bir tarafa, devlet bile vergi ve harçlarına zamları yılbaşından itibaren uygulamaya koydu da emeklinin alacağı en düşük maaş miktarı belli edilemedi.  Bankalara koşan emekliler hayal kırıklığı içindeler.
***
Burada dikkatimi çeken bir şey daha var. Vatandaş eskisi gibi değil. Artık tepkisini de yüksek sesle dile getirmekten çekinmiyor. 20 Ocak günü Söke Cumhuriyet Meydanı önünden geçerken orada toplanıp basın açıklaması yapan emeklilerimizi gördüm. Yüzlerindeki ifade umutsuzluğun öfkeye dönmüş haliydi. 
Bir şeyi hatırlatmakta fayda var. Seçimlerde bu emeklilerin oylarıyla tuzu kuru olanların oyları aynı değerde olacak.
***
Tepki sadece meydanlarda değil elbette. Her yerde aynı öfke ve tepkiyi görüyoruz.  Kahvehanelerde en koyu sohbetler emekliye verilen sefalet ücreti, Sayın Bakanımızın “ölmüyorlar” şeklindeki tespiti ve üzülerek ifade edeyim ki, milletin vekillerinin içlerine sindirerek aldıkları kıyak emeklilik maaşları oluyor. 
Kahvede oturup çay kahve parası vermek istemeyenlerin, ya da bu parayı bile bulamayanların tercih ettikleri belediye meydanındaki banklarda oturan emeklilerin de ortak muhabbetleri aynı. İnsanlar iyice daralmış ve çaresizlik içinde. Çare olması gerekenler ise sadece seyrediyor.
Aynı gün Söke’de bulunan Halk Ege Et marketin önünden geçtim. Emeklilerin maaş aldıkları bu haftada içeride müşteri olarak bir kişi vardı. Halbuki bu marketin ilk açıldığı aylarda, yani bundan birkaç sene önce mekan dışında bile kuyruklar olurdu. 
Son söz; işçisiyle, memuruyla, emeklisiyle, çiftçisiyle ülke insanı büyük bir tükenmişliğin pençesinde. Eskiden böyle durumlarda devletimizi yönetenlerin ağızlarından çıkacak sözler herkes için umut olurdu.  Şimdi o da olmuyor. Bakınız, Sayın Bahçeli emekli ücretleri için “sefalet ücreti” benzetmesini yaptı, partisi ise komisyonda Genel Başkanlarının ifadesiyle bu sefalet ücretini onaylayan bir duruş sergiledi.
Daha ne olsun?..

ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir.