Çok şükür, 2025 yılını da aslanlar gibi bitirdik. Kolay olmadı elbette. Komşumla konuşurken sıkılarak söylendi. Bir yıl içinde iki defa kıyma alabilmiş. Onu da çocuğu istediği için almış, yarımşar kilo…
“Kurbanda da gelen etler olmuştur” diye konuştuğumda gülerek cevap verdi:
“O dediğin eskidendi kardeş. Önce getirdikleri etler küçülmeye başladı. Sonra hiç gelmez oldu. Artık kurban kesenler de azaldı ya, kesenler de hak için değil, kendi sofraları için kesiyorlar.”
Bu serzenişler ne yazık ki toplumun büyük bir bölümünden aynı şekilde yükseliyor. Üstelik ne yazık ki, bütün bu şikayetlerin doğru olduğunu düşünüyorum.
*
Yıllar önce Kayseri’nin Tomarza İlçesine bağlı Keprin isimli şirin bir köyde Bakkal Ramazan Emmi yaşardı. Yüzünden gülümsemesi eksik olmayan sevgi dolu bir insandı. İşlettiği bakkal dükkanında ihtiyaç duyduğumuz her şeyi bulabilirdik. Yakın köylerden de oraya alışverişe gelenler olurdu.
Bir gün Ramazan Emminin mekanında hem ihtiyaçlarımı alıp hem de sohbet ederken bir köylü içeri girdi. Bir paket tavuk bulyon aldı. Sonra da ortaya konuşur gibi “bu varken hakiki tavuğu bile istemem. Tavuk suyu ama tavuktan bile lezzetli” diye söylenerek çıkıp gitti. Ramazan Emmi o müşterinin arkasından uzun uzun baktıktan sonra başını iki yana sallayarak söylendi:
“Tavuktan lezzetliymiş. Sanki cebinde tavuk alacak parası var da...”
Aslında millet olarak çok müşkülpesent bir yapımız yok. Kolayca memnun olabiliyoruz. Yukarıdaki örneği bunun için verdim. Vatandaş tavuk yokken suyuyla bile mutlu olabiliyor. Buna rağmen günümüz Türkiye’sinde insanlar böyle mutsuzlarsa burada bir sıkıntı var demektir. Çünkü artık bırakın suyunu, suyunun suyunu bile bulamıyorlar.
*
Sevgili okuyucu, eskiden böyle sıkıntılı dönemlerde umut ederdik. O umut bize dayanma ve sabretme gücü verirdi. Galiba umut etmeyi de unuttuk. Sanki ülkemiz insanı yarınların daha güzel olacağı şeklinde bir beklentiye sahip değiller. Çünkü her sene aynı şeyleri yaşar olduk. Her yılbaşında büyüklerimiz güzel şeyler söylüyorlar. Yeni yılın eskisinden daha güzel olacağını, enflasyonun düşeceğini, halkın pahalılığa ezdirilmeyeceğini falan söyleyerek umut veriyorlar da, sonunda gelen gideni aratıyor. Her yıl bir önceki yılı arıyoruz.
Şimdi açlık sınırının otuz bin lirayı geçtiği bir durumda asgari ücret yirmi sekiz bin lira olarak belirlenmiş. Üstelik bu gelir bir yıl boyunca artmadan devam edecek. Fiyatlar artacak, ama kazanç artmayacak. Bu durumda neyi umut ederek bekleyeceğiz ki?
Allah selamet versin; Sayın Maliye Bakanımız sadece almayı düşünüyor. Şimdiye kadar hiç kimsenin aklına gelmeyen vergileri bile akıl edip sırtımıza yüklüyor da, bir kerecik olsun, verdiğini görmedik.
Son söz; lafı uzatmayacağım. 2026 yılını karşılarken hoş geldin diyemiyorum. Çünkü hoş gelmediğini ve de hoş geçmeyeceğini TÜİK tarafından açıklanan enflasyon verilerinden anlayabiliyorum. Yine iki yakamız bir yere gelmeyecek, yine isteklerimizi ve de özlemlerimizi erteleyeceğiz ve kuvvetle muhtemel ki, yine dünya bizi kıskanmaya devam edecek.
Yeni yılınız kutlu olsun. İnşallah umutlarımızın gerçek olacağı güzel yıllarımız da olur.


ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir.