• 16 Haziran 2026, Salı

Bilmemek

“Bazen bazı şeyleri bilmemek daha iyidir. Her bilgi erdemlik katmaz, biraz da bilgisizliğin vakur duruşunu takınmak gerekir.”

İnsan, bildiği her şeyle büyümez. Bazı bilgiler zihni açmaz, kalbi daraltır. Bazı gerçekler insanı olgunlaştırmaz, yalnızca huzurunu kemirir. Merak, her zaman yüksek bir vasıf değildir; kimi zaman nefsin en süslü kapısıdır. Bilmek ister insan, çünkü hükmetmek ister. Duymak ister, çünkü içinde kalana bir şekil vermek ister. Öğrenmek ister, çünkü belirsizliğe tahammülü azdır.

Oysa her bilginin insanda duracağı bir yer yoktur. Kimi bilgi, sahibine sorumluluk getirir; kimi bilgi ise yalnızca ağırlık bırakır. İnsan taşıyamayacağı şeyi öğrenince aydınlanmış olmaz, dağılır. Bildiğini hazmedemeyen kişi, hakikatin değil, yükün taşıyıcısı olur. Burada mesele bilginin çokluğu değil, insanın o bilgi karşısındaki terbiyesidir.

Her şeyi öğrenme arzusu, çoğu zaman masum görünür. Fakat insan bazen bilmek için değil, içindeki kontrol isteğini susturmak için sorar. Kimin ne dediğini, kimin ne düşündüğünü, kimin hangi niyetle hareket ettiğini öğrenmeye çalışır. Sonra öğrendikleriyle daha berrak olmaz; daha huzursuz, daha kuşkucu, daha yorgun hale gelir. Çünkü bilgi, kalpte bir düzen kurmuyorsa, yalnızca zihinde gürültü üretir.

Bilgisizliğin vakur duruşu burada başlar. Her şeyi kurcalamamak, her kapının arkasını merak etmemek, her sözü sonuna kadar takip etmemek… Bunlar eksiklikten doğan tavırlar değildir. İnsanın kendi iç düzenini koruma iradesidir. Bazı şeyleri öğrenmemek, insanın kendisine yaptığı bir iyiliktir. Çünkü her duyulan şey insanın ahlakına katkı sağlamaz; bazıları yalnızca dilini sertleştirir, bakışını bozar, niyetini bulandırır.

Maneviyat, bilginin önüne ölçü koyar. İnsana akıl verilmiştir, fakat her bilginin peşine düşsün diye değil. Kalp de verilmiştir; öğrendiği şeyin onda neye yol açacağını fark etsin diye. Bilmek, insanı daha adil, daha merhametli, daha temiz bir yere taşımıyorsa, orada durup düşünmek gerekir. Çünkü hakikate yaklaşmak, her ayrıntıyı ele geçirmekle değil, bazı ayrıntılardan edep ile uzak durmakla da mümkündür.

Susmak gibi bilmemek de bir asalet taşıyabilir. İnsan, kendisine ait olmayan meselelerin içine girmediğinde küçülmez. Her sözü işitmediğinde eksilmez. Her hesabı öğrenmediğinde geride kalmaz. Aksine, kendi ruhunu gereksiz tortulardan korur.

Bazen bilmemek, insanın içini temiz bırakır. Bazı sorular cevapsız kalınca insan daha az şey kaybetmez, daha çok şey muhafaza eder. Çünkü her bilgi erdem katmaz. Bazı bilgiler insanı Allah’a yaklaştırmaz, insana yaklaştırmaz, kendine bile yaklaştırmaz. O halde vakur bir bilgisizlik, ölçüsüz bir bilmişlikten daha haysiyetli durur.

ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir.