“Hiçbir şey göründüğü gibi değil”, bunu biliyorum ama öğrendim dersem yalan olur.
Bilmek, çoğu zaman dile yerleşen bir kabulden ibarettir. Öğrenmek ise davranışın yönünü değiştirir. İnsan, yüzeyin yeterli olmadığını kabul eder; fakat yine de ilk izlenimin konforuna döner. Görünen, hızlıdır ve zahmetsizdir. Derine inmek ise emek ister, sabır ister, iç düzen ister. Bu yüzden çoğu yargı, yüzeyde kurulur ve orada kalır.
Zihin, karmaşıklığı sadeleştirmeye meyillidir. Bir olayı tek bir sebebe bağlamak, bir insanı tek bir özelliğe indirgemek, bir durumu hızlıca tanımlamak… Bunlar düşünmenin değil, düşünmeden sonuca gitmenin yollarıdır. İçinde bulunulan çağ, bu eğilimi hızlandırır. Görüntü çoğalır, dikkat bölünür, değerlendirme süresi kısalır. Sonuçlar erken verilir; gerekçeler sonradan uydurulur.
Bu yüzden “hiçbir şey göründüğü gibi değil” cümlesi sıkça tekrar edilir. Fakat tekrar, kavrayış üretmez. İnsan, bildiğini sandığı şeyi çoğu zaman uygulamaz. Çünkü uygulamak, alışkanlığı terk etmeyi gerektirir. Oysa alışkanlık, en güçlü dirençtir. İnsan, bildiğiyle değil, alıştığıyla hareket eder.
Hakikate yaklaşmak, sürekli şüphe üretmek değildir; fakat kesinlik kurma aceleciliğini bırakmayı gerektirir. Bir şeyi anlamak, onu hemen adlandırmakla gerçekleşmez. Beklemek gerekir, izlemek gerekir, bağlamı görmek gerekir. İnsan kendine bu zamanı tanımadığında, gördüğünü anlam zanneder.
Manevî ölçü, bu noktada bir sınır koyar. Zahir ile hüküm vermek kolaydır; fakat hükmün ağırlığını taşımak zordur. Niyet, bağlam, görünmeyen sebepler… Bunlar hesaba katılmadığında, verilen her karar eksik kalır. Bu yüzden temkin, bir zayıflık değil, bir terbiyedir. Sözün gecikmesi, çoğu zaman daha doğru bir yerdir.
“Biliyorum” demek yeterli değildir. Çünkü bilginin değeri, insanı değiştirdiği ölçüdedir. Görünenle yetinmemek, bir iddia değil, bir çabadır. Bu çaba kurulmadığında, en doğru cümleler bile alışkanlığın içinde etkisizleşir. İnsan o zaman yalnızca tekrar eder; fakat gerçekten öğrenmiş olmaz.



ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir.