Hiç bu kadar çok bilgiye sahip olmamıştık ama bilgeliği mumla arıyoruz. Çünkü bilgi artık birikiyor, fakat düşünce aynı hızda derinleşmiyor. İnsan zihni veriyle dolu, fakat o veriyi tartacak bir ölçü geliştirmiyor. Bilmek ile anlamak arasındaki mesafe büyüdükçe, gürültü artıyor ama yön duygusu kayboluyor.
Hiç bu kadar çok iletişim aracına sahip olmamıştık ama anlayışımız çok kıt. İnsanlar sürekli konuşuyor, yazıyor, paylaşıyor; fakat birbirinin ne söylediğini gerçekten dinlemiyor. İletişim hızlandı, fakat kavrayış sığlaştı. Herkes söz alıyor ama kimse sözün sorumluluğunu taşımıyor.
Pek çok modern teknoloji iyileştirmek için değil, öldürmek için kullanılıyor. İnsanlık, yüzyıllar boyunca doğayı anlamaya, enerjiyi kontrol etmeye, makineler üretmeye çalıştı. Bugün ulaşılan noktada bu gücün büyük bir kısmı hayatı korumak yerine hayatı yok etmeye hizmet ediyor. Üretilen araçların teknik başarısı büyürken, onları kullanan iradenin ahlaki sınırları küçülüyor.
Ve utanç duyulması gereken şeyler genellikle alkışlanıyor, aferin alıyor. Toplumların değer terazisi kaydığında, doğru ile yanlış arasındaki çizgi görünmez hale geliyor. Sertlik cesaret sayılıyor, hoyratlık güç sayılıyor, merhamet ise zayıflık olarak görülüyor. Alkışın yönü değiştiğinde, insanların davranışları da o yöne kayıyor.
Dünyanın üzerine titremesi gereken çocuklar, psikopat yeni naziler tarafından yakılarak, kurşunlanarak öldürülüyor. Bu, çağımızın en çıplak gerçeği. Bir toplumun kendini ölçmesi gereken yer tam olarak burasıdır: çocukların hayatı. Eğer çocuklar korunamıyorsa, geriye kalan bütün ilerleme iddiaları yalnızca teknik bir gösteriden ibarettir.
Yeni karanlık çağa hoş geldiniz. Bu karanlık bilgisizlikten doğmuyor. Tam tersine, bilgi çağının ortasında ortaya çıkıyor. İnsanlık hiç olmadığı kadar çok şey biliyor; fakat neyi yapmaması gerektiğini hatırlamakta zorlanıyor. Bu çağın sorunu cehalet değil. Sorun, bilginin yönünü kaybetmiş olmasıdır.


ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir.