AyFm 100.5

Hayallere Ulaşınca

Bazı cümleler insanın ensesine yapışır.
“Düşümü gerçekleştirmekten korkuyorum, çünkü o zaman yaşamak için bir sebebim olmayacak.”

Simyacı’nda geçen bu itiraf, aslında modern insanın çıplak gerçeğidir. Biz hedefe değil, hedefin hayaline âşığız. Ulaşmaya değil, kovalamaya talibiz. Çünkü kovalamak bizi diri tutar; varmak ise bizi çıplak bırakır.

Bizim asıl korkumuz başarısızlık değildir. Biz, başardıktan sonra ortada kalmaktan korkarız.

Bir dağın zirvesine çıktığımızda alkış bekleriz. Oysa zirve sessizdir. Rüzgâr serttir. İnsan orada yalnız kalır. Zirve, insanın ne olduğunu değil; ne olmadığını yüzüne çarpar. İşte bu yüzden birçoğumuz zirveye yarım adım kala dururuz. Hedefi hep bir karış ötede tutarız ki yürümeye mecbur kalalım.

Çünkü biz yürümeyi seviyoruz, varmayı değil.

Hedefi olmayan insan savrulur. Fakat hedefini tüketmiş insan da dağılır. Hedef, insanın içindeki ateştir; fakat tek bir odunla koca bir ömür ısınılmaz. Biz bunu öğrenemedik. Bir tek düşe bütün hayatımızı ipotek ettik. O düştü, biz düştük.

Eski bir Japon atasözü der ki:
“Yıldızlara dokunamazsınız ama karanlık gecelerde size yol gösterirler.”

Yıldızlara erişmek için değil, yön bulmak için bakılır. Biz ise yıldızı cebimize koymak istiyoruz. Oysa yıldız cepte söner. Gökteyken yol gösterir.

Demek ki mesele yıldız değildir; istikamettir.

Biz, tek bir amaca bağlanarak kendimizi kandırıyoruz. “Şu olursa tamamım” diyoruz. Şu olunca boşluğa düşüyoruz. Çünkü insanı diri tutan netice değil, istikamet hissidir. Yolun devam ettiğini bilmek, ruhun gıdasıdır.

Hedefi gerçekleştirmek korkulacak şey değildir. Korkulacak olan, yeni bir hedef koyacak cesareti gösterememektir.

Bizim derdimiz hedefsizlik değil aslında; tek hedefliliktir.
Bir tek rüyaya bütün ömrü bağlamak, akıl kârı değildir. İnsan bir menzile varır, sonra başka bir menzile yönelir. Hayat bir durak değil, bir seferdir.

Biz durmak istiyoruz. Hayat ise yürümemizi emrediyor.

Şunu idrak edelim:
Bir düş gerçekleştiğinde hayat bitmez. Yeni bir düş doğar.
Bir kapı kapanınca dünya kararmıyor; biz bakmayı bırakıyoruz.

Yıldızlara dokunamayız, evet. Ama onlara bakmayı bırakır isek karanlıkta kalırız.
Mesele yıldızlara erişmek değil; başımızı göğe kaldıracak cesareti kaybetmemektir.

Biz kendimize şunu sormalıyız:
Hedef bittiğinde ben de mi biteceğim?
Yoksa ben, her defasında yeniden hedef koyabilecek kadar diri miyim?

Hayat bir tek rüyanın ipine bağlanacak kadar sığ değildir.
Biz yürürsek yol açılır.
Biz bakarsak yıldız parlar.
Biz cesaret edersek, her bitiş yeni bir başlangıç olur.

Ve unutmayalım:
Hedef insanı yaşatmaz.
Hedef koyabilme kudreti yaşatır.

ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir.