Az okuyoruz, hatta hiç okumuyoruz ve galiba hiç de düşünmüyoruz. Bunu söylerken meseleye “gençler kitap okumuyor” kolaycılığıyla bakmıyorum. O cümle de bayat, o şikâyet de tembel. Sorun kitap sayısında değil; okumanın insanda açması gereken yaranın artık açılmamasında. Bir metni bitiriyoruz ama metin bizi bitirmiyor. Bir fikre temas ediyoruz ama yerimizden kıpırdamıyoruz. Okumak, raf doldurmak değildir; insanın kendi aklına karşı delil toplamasıdır.
Reddiyem şudur: Okumayan insan cahil kalır, demek yetmez. Okuyan insan da düşünmüyorsa yalnızca daha süslü cahil olur. Ezberlenmiş birkaç alıntıyla fikir sahibi olunmaz. Cemil Meriç’i “mağara” cümlesine, Tanpınar’ı “saat”e, Oğuz Atay’ı “tutunamayan” pozuna indiren okuma da okumadır ama düşünce değildir. Bu, edebiyatı aksesuar yapmaktır. Kitabı kendine ayna tutmak için değil, kendine vitrin yapmak için kullanan kişi okumaz; sadece cümle taşır.
Türk edebiyatı bunun karşısında durur. Yusuf Atılgan’ın Aylak Adam’ı, düşünmeyen kalabalığın içinde sıkışmış bir insanı gösterir; fakat onu kahramanlaştırmaz. Oğuz Atay’ın Tutunamayanlar’ı, hazır fikirlerle yaşayanların dilini bozar; çünkü sahte ciddiyeti affetmez. Tanpınar’ın Huzur’unda insan, yalnız aşkın değil, memleketin, tarihin, estetiğin yükü altında düşünür. Peyami Safa’nın Dokuzuncu Hariciye Koğuşu’nda acı, süs değil, bilincin ta kendisidir. Sabahattin Ali’nin Kuyucaklı Yusuf’u ise bize şunu söyletir: İnsan bazen konuşmadığı için değil, konuşacak bir dünya bulamadığı için susar.
Bugün okumuyoruz derken kastım şu: Cümleye tahammülümüz yok. Paragrafa sabrımız yok. Bir fikrin bizi rahatsız etmesine izin vermiyoruz. Hemen hüküm veriyoruz, hemen taraf seçiyoruz, hemen geçiyoruz. Düşünmek yavaşlatır; biz hız istiyoruz. Düşünmek bozuntuya verir; biz rahat kalmak istiyoruz. Düşünmek bedel ister; biz kanaatlerimizi ücretsiz edinmek istiyoruz.
Bu yüzden mesele kitap okumaya çağrı değil. Daha serti: Aklını kullanmaya çağrı. Çünkü okumayan bir toplum eksik kalır; okuyup düşünmeyen bir toplum ise kendini tamam sanır. En tehlikelisi de budur.



ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir.