AyFm 100.5

Aynı Dille Konuşmak

“Aynı dille konuşuyoruz, ama aynı dili konuşmuyoruz.”

Bu söz, insanın insana uzaklığını anlatır.

Bugün insanlar konuşuyor.
Konuşmakta bir eksik yok.
Eksik olan şey, ne söylendiğinin bilinmesi.

Çoğu insan kelime kullanıyor.
Ama kelimenin içini doldurmuyor.

Bir kavram ağızdan çıkıyor.
Herkes başını sallıyor.
Fakat herkes başka bir şey anlıyor.

Adalet dendiğinde biri hak ister.
Biri güç ister.
Biri intikam ister.

Özgürlük dendiğinde biri sınırdan kurtulmayı düşünür.
Biri sorumluluk almayı.

Aynı kelime.
Aynı anlam yok.

Burada kopuş başlar.

İnsanlar tartıştığını sanır.
Oysa ortada ortak bir mesele bile yoktur.

Herkes kendi zihnindeki tanımı savunur.
Kimse karşısındakinin ne dediğini çözmeye çalışmaz.

Bu yüzden konuşmalar uzar.
Ama bir yere varmaz.

Bugün birçok insanın şikâyeti aynıdır:
“Kimse beni anlamıyor.”

Çoğu zaman doğru.
Ama eksik.

Asıl sorun şudur:
Kimse kimseyi anlamaya niyet etmiyor.

Anlamak, zahmet ister.
Zahmete girmek istemeyen insan, hüküm verir.

Hüküm vermek, düşünmenin yerine geçer.

Bu noktada dil bozulur.

Bozulan dil, toplumu bozar.
Bozulan toplumda güven kalmaz.

Güven kalmayınca insanlar savunmaya geçer.
Savunmaya geçen insan, konuşmaz.
Saldırır.

Bugün sözün değeri düştüyse sebebi budur.

Herkes konuşur.
Az kişi sorumluluk alır.

Sorumluluk almayan söz, laftır.
Söz olmayan yerde anlam olmaz.

Şimdi şu soruyu sormak gerekir:

Biz gerçekten neyi savunuyoruz?
Kullandığımız kelimelerin manasını biliyor muyuz?
Yoksa sadece alıştığımız sesleri mi tekrar ediyoruz?

Aynı dili konuşmak, aynı kelimeleri kullanmak değildir.

Aynı dili konuşmak, kelimenin yükünü birlikte taşımaktır.

Bugün bunu yapmıyoruz.

Bu yüzden kalabalık içindeyiz.
Ama yan yanayız.

Son soru şudur:

Sen konuşurken anlatmak mı istiyorsun,
yoksa sadece ses çıkarmak mı?

ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir.