• 23 Mayıs 2026, Cumartesi

Sumud Filosu İstanbul’da

Gazze’ye insani yardım ulaştırmak amacıyla yola çıkan ve uluslararası sularda İsrail güçlerinin müdahalesiyle karşı karşıya kalan Sumud Filosu, nihayet 21 Mayıs akşamı, içerisindeki 85'i Türk vatandaşı olan toplam 422 aktivistle birlikte 3 özel uçakla İstanbul Havalimanı'na getirildi. Farklı ülkelerden gelen bu gönüllü aktivistler, yardım taşıyan gemilere yapılan İsrail müdahalesi sonrası alıkonulmuş, hatta içlerinden bazılarının tehdit ve kötü muameleye maruz kaldığı iddia edilmişti. Ne mutlu ki geçtiğimiz gün gelen bu güzel haber, hepimizin içine su serpen bir gelişme oldu.

Türkiye’ye getirilen aktivistlerin güvenli şekilde dönmesi elbette önemli bir gelişme. Ama tek amacı yardım götürmek olan ve hiçbir silah ya da mühimmat taşımayan, tamamen silahsız bu gemideki insanlara yapılan baskı ve tehditler, işin siyasi boyutunu çoktan aşarak konuyu bir vicdan meselesi haline getiriyor. “Niçin bu insanlar hedef haline geliyor?” Uluslararası hukukun ve insani değerlerin sorgulandığı nokta burası…

Bir de süreç içerisinde, İsrail Ulusal Güvenlik Bakanı Itamar Ben-Gvir’in kullandığı sert dil var. Ben-Gvir, alıkonulan bazı aktivistlerin gözaltı koşullarıyla ilgili açıklamalarında, onları “terör destekçisi” olarak nitelendirdiğini ve daha “sıkı” şartlarda tutulmaları gerektiğini savundu. Hatta bazı haberlerde, aktivistlere yönelik daha ağır güvenlik önlemleri ve kısıtlamaların gündeme geldiği de yer almıştı.

Tabii ki bu tür açıklamalar, yaşanan olayın insani boyutunu daha da görünür hale getirdi. İnsanların yardım etme çabası, dünyanın gözü önünde yaşanan bir tartışmaya dönüştü. Ve bu tartışma, kolay kolay kapanacak gibi de görünmüyor. 

ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir.