AyFm 100.5
  • 17 Ocak 2026, Cumartesi

Posthümanizm

Bir önceki yazımda siyaset psikolojisi üzerinden, insanın siyasal kararlarındaki rasyonalitesinden bahsetmiştim. Bugünkü konumuz Posthümanizm, bu sorgulamayı bir adım ileri götürerek şunu iddia ediyor: İnsan yalnızca kendi zihninin değil, dünyanın da merkezinde değil. Kontrol ettiğimizi hatta edebildiğimizi sandığımız doğa, teknoloji ve hatta virüsler, bu merkezilik iddiasını her gün yeniden boşa çıkarıyor.

 

Posthümanizm, tek bir disipline sığmayan; düşünme alışkanlıklarımızı sorgulatan bir yaklaşımdır. Sosyal bilimlerden beslenir ancak onlarla sınırlı kalmayıp dünyaya, insana ve insanın kendini merkeze koyma biçimine yeniden bakmayı önermektedir. Kuramsal altyapısı ilk olarak İngiliz edebiyatı bölümlerinde çalışan akademisyenlerin katkılarıyla şekillenmiştir. Bu durum tesadüf değildir; çünkü posthümanizmin temel meselesi, adından da anlaşılacağı üzere, “human” yani insandır. İnsanın kendini merkeze koyma biçimini, kurduğu üstünlük anlatılarını ve bu anlatıların dünyaya verdiği zararları sorgulama çabasıdır. Bu nedenle onu tek başına bir kuramdan çok, bir sorgulama biçimi olarak düşünmek daha doğru olacaktır. 

 

Posthümanizm, insana bir tür aynaya bakma çağrısı yapar: “Yaptıklarına dön ve bak; hem gezegeni ne hale getirdin hem de kendini” diye hatırlatır. Ölümsüzlük arayışı, sınırsız ilerleme fikri ve teknoloji merkezli özgüven, bu sorgulamanın odak noktasındadır. Bu yönüyle posthümanizm, insanın kendini her şeyin merkezine yerleştiren bakışını yeniden düşünmeye ve sınırlarını fark etmeye davet eder.

 

Bu bakış açısı, insanın diğer canlı ve cansız varlıklar üzerindeki ayrıcalıklı konumunu da sorgulamaktadır. Posthümanizme göre dünya, tek bir öznenin değil; insan ve insan dışı varlıkların birlikte ürettiği kümülatif etkilerle şekillenir. İnsan merkezli hiyerarşiler reddedilerek insan dışı varlıkların da etken ve belirleyici olduğu kabul edilir.

 

“Canlı madde” kavramı, posthümanist düşüncede önemli bir yer tutmaktadır. Buradaki canlılık, biyolojik anlamda bir yaşamdan ziyade; etkin olma, etkileme ve fail olma kapasitesini ifade etmektedir. Sürahideki su elbette gece kalkıp birini ısırmaz; ancak asbest, nikotin, siyanür gibi maddeler ciddi sonuçlar doğurabilir. Bir zamanlar “mucize materyal” olarak görülen asbestin, demiryolu işçilerinde ortaya çıkan kanserlerin faili olduğu sonradan anlaşılmıştır. Mikroplastiklerin vücutta birikmesi de benzer biçimde, fark edilmeden pek çok hastalığa yol açabilmektedir.

 

İnsan, beş duyusuyla algılayamadığı durumları kabullenmekte zorlandığı için insan dışı faillikleri çoğu zaman görmezden gelir. Oysa “atıl” ya da “kontrolümüzde” sandığımız maddeler, bir araya geldiklerinde tüm canlılar ve gezegen için ciddi zararları olan sonuçlar doğurabilmektedir. Bu nedenle “canlı madde” yerine “fail madde” kavramı, posthümanizmin anlatmak istediğini belki de daha iyi karşılayacaktır.

 

Örneğin çöpler… Uzun süre “bizim kontrolümüzde” olduğu düşünülen, toplanıp atıldığında etkisinin sona ereceği varsayılan maddeler. Oysa bu atıklar bir araya geldiklerinde ne tür sonuçlar doğurur sorusu zamanında sorulsaydı, çok farklı bir çevre politikası izlenebilirdi. Bugün plastik atıkların yol açtığı sonuçları açıkça görüyoruz. Covid-19 pandemisi sırasında zorunlu olarak kullanılan maske ve eldivenler, okyanuslara karıştı ve “yedinci kıta” olarak anılan plastik adacıkların büyümesine katkıda bulundu.

 

Virüsler de bu bağlamda yalnızca biyolojik değil, posthümanist bir perspektiften ele alınabilir. Covid-19, SARS Cov2 virüsünün evrimleşmiş bir formuydu. Yaşam pratiklerimizle iç içe geçen bu süreçler, insan dışı varlıkların ne kadar etkin olduğunu gösterir. Bugün suya karışan maskelerin ve eldivenlerin taşıdığı virüslerin, bundan 20 yıl sonra suya dayanıklı yeni formlar üretmeyeceğinin garantisi yoktur. Biyolojik olarak “cansız” kabul edilen virüslerin, son derece aktif ve etken olduğu açıktır.

 

Bu noktada insanın en büyük yanılgılarından biri, tek failin kendisi olduğunu düşünmesidir. Oysa dünya, bizim kontrolümüzde olan ya da olmayan; hatta kontrolümüzdeyken bile bir süre sonra kontrolden çıkabilen maddelerle çevrilidir. Besin zincirinin tepesinde yer almak, her şeyi kontrol edebileceğimiz anlamına gelmemektedir. Özellikle çevre felaketleri, bu kibri defalarca sarsmıştır.

 

Özetle posthümanizm, insanın kendisini merkeze koyduğu düşünme biçimini kökten sorgulayan; insanı, teknolojiyle, doğayla, maddelerle ve diğer varlıklarla birlikte düşünen eleştirel bir felsefi duruştur. Bu yüzden de bize, dünyanın merkezinde değil; onun yalnızca bir parçası olduğumuzu hatırlatır.

ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir.